Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/4765 E. 2023/5688 K. 23.11.2023 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 23:46
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/4765
KARAR NO : 2023/5688
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/85 E., 2023/151 K.
DAVALILAR-BİRLEŞTİRİLEN
DAVADA DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd.
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
DAVA TARİHİ :
KARAR : Asıl ve birleştirilen davanın kabulü
Taraflar arasındaki asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanan tazminat istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı/birleştirilen davada davacı ... ... ve diğerleri vekili ile birleştirilen davada davalı ... Kiracı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili, davalıların 1 ada 24 parsel sayılı taşınmazdaki hisselerini 17.02.2015 tarihli, 998 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle vekilleri ... Kiracı aracılığıyla davacıya satmayı vaat ve taahhüt ettiklerini, bedelin peşin olarak ödendiğini, ancak mülkiyeti devir borcunun yerine getirilmediğini ileri sürerek; davalılar ... ve ...'un satım vaadine konu paylarına ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiş, 18.05.2016 tarihli celsede davacı vekili; davalıların paylarını elden çıkarmaları nedeniyle talebini tazminata dönüştürmüştür.
Birleştirilen dava; birleştirilen davada davacılar vekili, davalı ...'nin yetkisini kötüye kullanarak müvekkillerine sormadan 1 ada 24 parseldeki hisseleri sattığını, satış bedelini davacılara vermediğini, davalının satış nedeniyle aldığı parayı iade etmesi gerektiğini ileri sürerek; 20.000,00 TL tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ... ve diğerleri vekili; müvekkillerine vekaleten satış yapan ...'den davaya konu yerle ilgili hiçbir para almadıklarını, kendilerine herhangi bir bedel ödenmediğini, ivazsız iktisabın söz konusu olduğunu, dava konusu yerini Hazine ile davalı olan bir yer olup ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1980/887 Esas sayılı dosyasında davanın sürdüğünü, hukuki imkansızlık söz konusu olduğunu, ayrıca satışa dayanak vekaletnamenin 25/09/2009 tarihli olup satışın 6 yıl sonra yapıldığını, satış vaadi sözleşmelerinin 5 yılda zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı nedeniyle davanın öncelikle bu sebeple reddi gerektiğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... duruşmadaki beyanlarında özetle; açılan davayı kabul etmediğini, asıl davacıları yakınen tanımadığını, ...'un kendisine vekalet verdiğini, kendisinin de bu vekalete göre satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, davacılar ... ile ...'e herhangi bir bedel ödemediğinin doğru olduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 15/06/2016 tarihli ve 2016/11 Esas, 2016/278 sayılı Kararıyla; asıl davanın kabulüne, 148.792,80 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...’ten alınarak davacıya verilmesine; birleştirilen davanın kabulüne, 20.000,00 TL’nin davalı ...’den alınarak davacılar ... ve ...’e verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... vekili, asıl dava yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 08.10.2020 tarih ve 2016/17255 Esas, 2020/5980 Karar sayılı ilamında; "...Somut olayda, ... 3. Noterliğinin 17.02.2015 tarihli, 998 yevmiyeli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle ... ve ... vekili ... Kiracı’nın, müvekkillerinin babası ... ...’ın hissedarı bulunduğu ve müvekkillerine intikal etmiş veya edecek 1 ada 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki hak ve hisselerinin tamamını 20.000,00 TL bedelle ...’ye satmayı vaat ve taahhüt ettiği, satış bedelinin tamamını nakten tahsil ettiği; diğer taraftan, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.11.2015 tarihinde kesinleşen 08.10.2015 tarih, 2015/207 Esas, 2015/260 Karar sayılı ilamıyla ... ile ...’in 1 ada 24 parseldeki hak ve hisselerinin satış vaadi sözleşmesi nedeniyle iptaline, ... ... ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği; davacının, talebini tazminata dönüştürmesi üzerine yapılan keşif sonucu aldırılan bilirkişi raporunda satış vaadine konu payın dava tarihi itibariyle rayiç değerinin 148.792,80 TL olduğunun belirtildiği, mahkemece bu bedel üzerinden asıl davanın kabulüne karar verildiği, hükmün davalılar vekilince asıl dava yönünden temyiz edildiği, keşif sonucu bilirkişi heyetinden alınan rapor ile saptanan değere davalıların 13.06.2016 tarihli dilekçeyle itiraz etmelerine karşın, ... bilirkişi raporu alınması ve taraf itirazlarının karşılanması yerine denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmasının doğru görülmediği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında; "... Somut olayda; ... 3. Noterliğinin 17.02.2015 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz vaadi sözleşmesinde; birleştirilen dava davalısı ...'nin, ... ve ...'in vekili olarak hareket ettiği, vaat borçlusu vekili ... ile vaat alacaklısı/davacı ... arasında, 1 ada 24 parseldeki hisselerin satış vaadi için sözleşme yapılarak davacılara intikal etmiş veya edecek taşınmaz üzerindeki hak ve hisselerin tamamının 20.000,00 TL bedelle ...'ye satışının vaat ve taahhüt edildiği, satış bedelinin tamamının nakden tahsil edildiği; davalıların sözleşme tarihi itibariyle dava konusu taşınmazda hisseleri bulunmakta ise de açılan 2015/207 Esas, 2015/260 Karar sayılı tapu iptal ve tescil davasında davalıların dava dışı üçüncü kişiler ile aralarındaki satış vaadi sözleşmesine istinaden hisselerinin iptaline karar verilerek 18.12.2015 tarihinde tapuya tescil edildiği, bu nedenle tapu iptal ve tescil talebinde bulunulamayacağı, davalıların cevap dilekçelerindeki iddialarının vekil ile aralarında iç ilişkiye yönelik olması nedeniyle vekalet sözleşmesinin tarafı olmayan davacıya karşı ileri sürülemeyeceği, davacı tarafın ise, sözleşmenin imkansız hale gelmesi nedeniyle talebini tazminata dönüştürdüğü, sözleşme geçerli nitelikte olduğundan davalıların hisselerinin rayiç değerinin keşfen tespit edildiği; birleşen davanın ise vekilin hesap verme yükümlülüğü kapsamında olup davalının TBK'nın 506 ncı maddesi hükmü uyarınca vekalet görevini özenle ve müvekkilinin yararına olacak şekilde ifa etmekle yükümlü olduğu gibi aynı Yasa'nın 508 ... maddesi gereğince de yaptığı işin hesabını müvekkiline vermeye mecbur olduğu, birleşen dava yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... ..., davacıların vekili olarak hesap verme yükümlülüğü altında iken taşınmaz satış vaadi sözleşmesine istinaden davacılara herhangi bir satış bedeli ödemediği, bu hususun davalının da kabulünde olduğu..." gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, 148.792,80 TL'nin dava tarihi olan 18/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve ...'den alınarak davacıya verilmesine, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/59 Esas sayılı birleştirilen davasının kabulüne; 20.000,00 TL'nin birleştirilen davalı ...'den alınarak birleştirilen dosyadaki davacılar ... (mirasçıları davalılar ..., ... ..., ...) ve ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı/birleştirilen davada davacı ... ve diğerleri vekili ile birleştirilen davada davalı ... Kiracı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı / birleştirilen davada davacı ... ... ve diğerleri vekili; 27.01.2023 tarihli raporda maddi hata yapıldığını, şahıslar üzerinde kalan yüzölçümüne göre hesaplama yapılması gerekirken devlete geçen yüzölçümü üzerinden hesaplama yapıldığını, satış vaadi sözleşmesinde ise davalıların hak ve hisselerinin tamamını 20.000,00 TL'ye satmayı vaadettiklerini, m² olarak belirleme yapılmadığını, bilirkişi raporları arasında değerler yönünden farklılıklar bulunduğunu, çelişkileri giderebilecek rapor alınmadığını, davacı ile mutabık kaldıkları bir husus bulunmadığı halde 370TL/m² üzerinden hesaplama yapılmasının hiçbir dayanağı olmadığını ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalı ... vekili; birleştirilen dosyadan vekalet görevini kötüye kullanma ile ilgili davanın tapu iptali tescil davasıyla birlikte görülmesinin hukuka uygun olmadığını, bekletici mesele yapılıp asıl dava kabul edildiği takdirde bu davaya devam edilip vekalet görevinin kötüye kullanılıp kullanılmadığının tartışılması gerektiğini, müvekkili ...’nin dava dışı ... ...’un yaptığı satış vaadi sözleşmesinden haberi olmayıp müvekkilini dolandırmış olması sebebiyle bu kişiyle tüm alakasını 2010 yılından beri kesmiş olduğunu, vekaletname tarihinin 28.07.2009 olup altı yıl sonra ... ... tarafından dava dışı ...’ye satış vaadi sözleşmesiyle taşınmazın satıldığını, ... bir süre geçtikten sonra müvekkiline sormadan vekaletnameyi kullanmasının kötü niyet göstergesi olduğunu, ... ...'un aynı zamanda davacıların yeğeni olduğunu ileri sürerek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekilin hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmemesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371inci maddeleri.
Kaynağını, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 22 nci (6098 sayılı TBK. nun 29.) maddesinden ... taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 213 üncü (6098 sayılı TBK. nun 237.) maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri şahsi hak doğuran sözleşmelerdendir. Böyle bir sözleşme ile alacaklı durumuna gelen kimse, sözleşmeden ... bu şahsi hakkını, devir yasağı söz konusu olmadığı sürece borçlunun rızasını aramaksızın üçüncü bir kişiye yine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile devir ve temlik edebilir. Bu durumda, alacağı temellük eden kimse, temlik edenin yerine geçerek onun haklarını kullanabilir.
Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden ... davalar için ... bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, TBK'nın 146 ncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
Geçerli sözleşmenin ifa edilmemesi nedeniyle davacı, taşınmazın ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerini isteyebilir.
Türk Borçlar Kanunu'nun "hesap verme" kenar başlıklı 508 ... maddesi; "Vekil, vekalet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekaletle ilişkili olarak aldıklarını vekalet verene vermekle yükümlüdür. Vekil, vekalet verene tesliminde geciktiği paranın faizini de ödemekle yükümlüdür." düzenlemesini içermektedir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 ... maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.