YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/490
KARAR NO : 2023/1386
KARAR TARİHİ : 09.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki meranın aidiyetinin tespiti ve elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, kadimden beri kullanımında olan …. Deresi ile sınırlı olan yaylalarının 1998 yılından beri …. Köyü halkı ile aralarında sorun teşkil ettiğini, yaylanın … Köyü tasarruf ve zilyetliğinde olduğu halde … Köyü halkının yaylanın kendilerine ait olduğundan bahisle yaylayı kullanmalarına engel olduklarını, … Köyü’nün sınırının… Sırtı’nın Güneyinde kaldığını, 1998 yılına kadar yaylayı kullandıklarını, 1998 yılında yaylanın devlet tarafından yasak bölge ilan edildiğini, iki köyünde yaylaya girmelerinin yasaklandığını, zaten o yıllarda da terör olaylarının olduğunu, … Köyü olarak bu yasağa riayet ederek yaylaya girmediklerini ancak, … Köylüleri’nin yaylayı kullanmaya devam ettiklerini, köylerinin mağdur olduğunu, mera kullanım hakkının kendi köylerinde olduğunun tespitine ve elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … Köyü Muhtarlığı vekili 12.04.2012 tarihli cevap dilekçesi ile, müvekkili köyün dava konusu yayla ve merayı yüzyıldan fazla bir zamandan beri kullandığını, yaylanın müvekkili köye ait olduğunu, müvekkil köyün her yaz 3-4 ay dava konusu yaylada çadır açarak kaldığını, hayvanlarını otlattığını, biçeneklerini biçtiğini, müvekkili köyün davacı köye ait herhangi bir yayla, otlak ya da merasına müdahalesinin olmadığını, müvekkili köyün kadimden beri tasarruf ettiği yayla ve merasından yararlanmakta olduğunu, haksız müdahalenin söz konusu olmadığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
2. Asli müdahil …. Köyü ve … Köyü Tüzel Kişilikleri dava konusu yaylanın kendi köylerinin sınırları içinde kaldığından bahisle davaya katılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından davanın zilyetliğe ilişkin olduğu bildirilerek Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiş, Sulh Hukuk Mahkemesince de Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosya yargı yeri belirlenmesi için Yargıtay 17. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesince Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir
2. İlk Derece Mahkemesi 23.09.2014 tarihli ve 2014/56 E., 2014/77 K. sayılı kararı ile 6360 sayılı Kanun’un 1 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca, dosyamızda davacı olarak görünen … Köyü, davalı olarak görünen … Köyü, asli müdahiller …Köyü ve … Köyü’nün tüzel kişiliği kalktığından aynı kanunun geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası uyarınca ilçe belediyesinin taraf olacağının bildirildiği dikkate alınarak, davacı ve davalı sıfatlarının aynı tüzel kişide birleştiği, bu nedenle davanın konusuz kalması nedeni ile dosya üzerinde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi tarafından 19.10.2015 tarihli ve 2015/10860 E., 2015/9167 K. sayılı kararı ile; davacı ve davalı köylerin 6360 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen hükümleri gereğince tüzel kişiliği kaldırılarak mahalle olarak …ve …. ilçelerinin belediyelerine katılmaları nedeniyle görülmekte olan davada taraf sıfatları kalmadığından ve katıldıkları ilçe belediyeleri taraf olacağından 6360 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince işlem yapılmak üzere karar bozulmuştur.
4. Mahkemece bozma kararına uyularak,… Belediye Başkanlıkları davaya katılmış, mahallinde keşif yapılmıştır.
5. Mahkemece 28.11.2016 tarih ve 2016/3 E., 2016/71 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile dava konusu meranın kullanım hakkının (aidiyetinin) davacı … İlçe Belediye Başkanlığına ait olduğunun tespitine ve köy merasına yapılan müdahalenin önlenmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin temyiz üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 19.02.2020 tarihli ve 2017/1855 E., 2020/1940 K. sayılı kararı ile eksik inceleme nedeni ile bozulmuştur.
6. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda ilk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulü ile dava konusu meranın davacı … Belediye Başkanlığına ait olduğunun tespitine, dava konusu meraya davalı … Belediye Başkanlığı tarafından yapılan müstakil elatmanın önlenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Keşifde dinlenen mahalli bilirkişlerin … Deresi’nin güneyini davalı köyün kullandığını bildirdiklerini, hiçbir zaman … Deresi’nin kuzeyini kullandıklarını zaten iddia etmediklerini, … Deresi’nin güneyinin kendilerinin kullanımında olduğunun bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu, düzenlenen krokide … Deresi’nin gösterilmediğini, infaza elverişli olmadığını,
2. Mahkemece yapılması gereken iş, kroki üzerinde … Deresi’nin işaretlenerek, kuzey kısmının kullanımının davacılara, … Deresi’nin güney kısmının davalıların kullanımına karar verilmesi gerekirken, toptan davanın kabulü ile … Deresi’nin güneyinin de davacıların kullanımına verilmesinin hakka ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davanın reddi gerektiğini, zira müvekkillerinin … Deresi’nin kuzeyine bir müdahelelerinin söz konusu olmadığını, sadece kendilerinin kullanımındaki … Deresi’nin güneyini kullandıklarını bunun da bilirkişilerin belirttiği gibi kadim hakları olduğunu,
3. Belirtilen nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadimlik iddiasına dayalı yaylanın aidiyetinin tespiti ve elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Mera, bir veya birden fazla köy veya kasaba halkına bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa hakkı olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera, yaylak ve kışlaklar özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanamaz, sınırları daraltılamaz (4342 sayılı Mera Kanunu m.3,4).
2. 31.05.1965 tarihli ve 4/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma hakkı sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı” öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanunu’nun 29 uncu maddesi ile de Yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa hakkı olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
3. Meraya elatmanın önlenmesi davası, kadim yararlanma hakkı olan köy veya belediye tüzel kişiliği ya da taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle Hazine tarafından açılabilir. Aynı şekilde, bir yerin mera olduğu iddiasıyla köy veya belediye tüzel kişiliğinin ya da Hazinenin tapu iptali ve sınırlandırma istemiyle dava açmasına olanak vardır.
4. Mera, yaylak ve kışlak davalarında, tahsise ya da kadim kullanma hakkına dayanılabilir. Tahsise dayanıldığında, dayanak belgelerin, ayrıca karşı tarafın savunmasında ileri sürdükleri kayıtların tüm geldileri ile birlikte merciinden getirtilmesi, kadimlik iddiası varsa bu hususun araştırılması, gerektiğinde köyün kuruluş tarihinin İçişleri Bakanlığından sorulması ve köyün kadim ya da muhdes olup olmadığının saptanması gerekir.
5. Keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların çekişmeli mera veya yayla ile herhangi bir yararlanma ilişkisi bulunmayan, yansız anlatımda bulunabilecek, yöreyi iyi bilen ve çevre köy ya da kasabalarda yaşayan yaşlı kişilerden seçilmesi gerekir.
6. Mahkemece yapılacak keşifte; tahsise dayanılıyorsa tahsis kayıtlarının yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile uygulanması, dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, taşınmazın mera olmadığı iddiasının bulunması halinde varsa çevre taşınmazlara ait kayıtlar da uygulanarak dava konusu yeri ne şekilde okuduğunun çevre taşınmazlarla toprak yapısı kıyaslanarak uzman bilirkişiler aracılığı ile uyuşmazlığa konu yerin ve niteliğinin saptanması gerekir.
7. Kadimlik iddiasında ise, yerel bilirkişi ve tanıklara taşınmazın kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı ve sınırları sorularak sonuca gidilmelidir.
3. Değerlendirme
1. Davacı, kadimden beri kullanımında olan Milasirmu, Seriş Sırtı, … Deresi ve Sampas Deresi ile sınırlı olan yaylalarına davalı köyün haksız olarak el attığını belirterek adiyetin tespiti ile elatmasının önlenmesini talep etmiştir. Davalı köy aynı yaylanın köylerine ait kadim yayla olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2. Yapılan araştırma sonucu, dava konusu ihtilaflı alanın kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakıldığı, yayla olarak kullanıldığı, üzerindeki bir adet harabe yapının davacı köyden bir kişiye ait olduğu, mera vasfında olduğu tespit edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan incelemede keşif sonucu alınan teknik bilirkişi raporlarının keşfi izlemeye yeterli olmadığı, bu nedenle kararın denetlenemediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli görülmemiştir.
3. Mahkemece yapılacak iş; öncelikle dava konusu yere ait tahsis, idari men kararı, mahkeme hükmü, vs. kayıt ve belgeler olup olmadığı araştırmalı, tarafların varsa (Çatak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/42 E., 2004/90 K. sayılı vd. dosyalar) dayandığı dava dosyaları ve Pervari Kaymakamlığı’nın kararı getirtilmeli, komşu taşınmazlara ait tapu kayıtları ve dayanakları getirtilmeli, amenajman, memleket haritası ve hava fotoğrafları, orman kadastrosu var ise tespit evrakları getirtilmeli, mera komisyonu tarafından bölgede çalışma yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, varsa tespite ilişkin evraklar getirtilmeli ve kesinleşip kesinleşmediği tespit edilmeli, tarafların delilleri var ise toplanmalı, gösterilecek taraf tanıkları ve taşınmazla menfaat ilişkisi bulunmayan civar köy halkından seçilecek mahalli bilirkişi ve uzman bilirkişiler (fen, ziraat ve jeoloji mühendisi) eşliğinde yeniden keşif yapılmalı, toplanan kayıtlar zeminde mahalli bilirkişilere uygulatılmalı ve krokiye işlenmeli, davacı ve davalının hak iddia ettiği yer, bilirkişlerin beyanlarında belirttiği kullanım alanları ve mevki dere tepe vs gibi gösterdiği yerler krokiye işlenmeli, uygulanan belgelerin zemindeki yerleri gösterilerek kroki düzenlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
4. Yukarıda yazılı nedenlerle eksik inceleme ve araştırma ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.