Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5 E. 2023/2656 K. 17.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5
KARAR NO : 2023/2656
KARAR TARİHİ : 17.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı vekili; dava konusu taşınmazın maliki …’nin 1962 yılında öldüğünü, tapu kaydının intikal görmediğini, vekil edeninin miras bırakanından intikalen eklemeli zilyetliğinde bulunduğunu belirterek, tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesiyle Anayasa Mahkemesinin TMK’nın 713/2 nci maddesindeki düzenlemeyi iptal etmiş olmasının kazanılmış hakları ortadan kaldırmayacağını, buna rağmen dava dilekçesindeki taleplerinin kabul görmemesi halinde taşınmazın 22.01.1963 tarihli satış senediyle kayıt maliki …’nin kocası …’tan davacı … ve dava dışı … tarafından satın alınması nedeniyle iptal ve tescile karar verilmesini talep etmiştir.

2. Bozma sonrası birleştirilen davada davacılar vekili; dava konusu taşınmazı uzun yıllardır müvekkillerinin babalarının, daha önce de dedelerinin malik sıfatıyla kullandığını, taşınmazın maliki …’nin 01.09.1962 tarihinde vefat ettiğini, Ankara 21. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/76 Esas sayılı dosyası ile zilyetlikle edinim sebebine dayalı dava açılması üzerine davalılar ve murisleri adına tescil işlemi uygulandığını, taşınmazın İdris’in 3 mirasçısının kalan mirasçıları tarafından rızaen eskiden beri 3 eşit parçaya fiilen bölündüğünü ve ayrı evlerde birlikte halen fiilen yaşadıklarını, …’nin …’un karısı ve İdris’in kardeşi olduğunu belirterek dava konusu taşınmazın 2/3 payının hisseleri oranında diğer mirasçılar … ve …’in mirasçıları olan davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … Şalt, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hüküm onanmış, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüyle dava konusu taşınmazın davalılar ve/veya murisleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, karara karşı davalı … vekili tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar: “… davanın TMK’nın 713/2 nci fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davası isteğine ilişkin olduğu, uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddiyle; davacı vekilinin dava konusu taşınmazın uzun süredir davacının babası ve ölümünden sonra davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş olmasına rağmen Mahkemece nizalı taşınmazın davacıya intikal şekli üzerinde durulmadığı, ayrıca mahalli bilirkişi …’in: “davacının babası İdris öldükten sonra üç çocuğu …, … ve … tarafından kendilerine düşen kısmı kullandığını” beyan ettiği, diğer mahalli bilirkişi … ve davacı tanıklarının ise “davacının babası İdris öldükten sonra üç çocuğu …, … ve … tarafından kullandığını” ifade ettiği , baçıklamalara göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, babasından davacıya devir şekli (taksim, bağış, satış v.s.) üzerinde durulmasının dava şartı bakımından önemli olduğu, tereke adına dava açmayan ve taşınmazın babasından kaldığını ileri süren davacıdan bu devir hakkında açıklama istenmesi, taksim, bağış, satış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için süre ve imkan verilmesi, bundan sonra iddianın ileri sürülüş şekline göre, öncelikle dava şartı üzerinde durulması, çekişme konusu taşınmazın halen
elbirliği mülkiyetinde ve davacının zilyetliğinin tereke adına olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi; taşınmazın tereke malı olmadığının saptanması, yani tüm mirasçılarının katılımıyla yapılan terekenin paylaşımı ile satış ya da bağışla davacıya intikal ettiğinin, davacının zilyetliğinin kendi nam ve hesabına olduğunun tespit edilmesi halinde ise davacının kullandığı/zilyetliğindeki yer yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususta eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesiyle bozulmuştur.

3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda: “…dava konusu taşınmazın babasından kaldığını ileri süren davacıdan bu devir hakkında açıklama istendiği, davacı vekili dava konusu taşınmazın İdris’ten miras yoluyla çocukları asıl dava davacısı …, birleştirilen dava davacılarının murisleri … ve …’a intikal ettiğini belirterek, taşınmazın 1/3 hisse oranında tescilini talep edildiğini belirttiği; birleştirilen dosyada … ve … mirasçıları açtıkları dava ile taşınmazın her bir çocuk adına 1/3 oranında tescilini talep ettiği, yapılan uygulamada mahalli bilirkişi ve tanıkların çocukların nereyi kullandıklarını gösteremediği, taşınmaz üzerinde üçe bölündüğüne dair herhangi bir belirgin sınırın da olmadığı, taşınmazın mirasen murisin çocukları …, … ve …’e kaldığı, açılan dava ve birleştirilen dava ile tereke adına dava açıldığı, taşınmazın asıl ve birleştirilen davadaki davacılara intikal ettiği…” gerekçesiyle asıl dava ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tereke adına açıldığı tespitinin hatalı olup dava şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tapuya kayıtlı bir taşınmazın zamanaşımıyla iktisap edilemeyeceğini, tanık beyanlarının da davacıların iddialarını desteklen nitelikte olmadığını, davaların reddinin gerektiğini savunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TMK’nın 713/2 nci maddesinde belirtilen ‘ölüm’ nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713 üncü maddesi: “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya yirmi yıl önce (…) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir. Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı

açılır. Davanın konusu, mahkemece bir gazete ve bir internet haber sitesinde ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilân olunur. Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur. Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler. Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir. Özel kanun hükümleri saklıdır.” hükmünü ihtiva etmektedir.

3. Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamında belirtildiği üzere araştırma ve inceleme yapılarak, asıl ve birleştirilen davalarda muris İdris mirasçılarının tamamının davacı sıfatıyla davalarda taraf olduğu tespitiyle verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.