Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5280 E. 2024/273 K. 17.01.2024 T.

Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 23:46


YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5280
KARAR NO : 2024/273
KARAR TARİHİ : 17.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/641 E., 2023/189 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında görülen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların murisi ...'ün 05.06.1964 tarihinde öldüğünü, ... adına kayıtlı olan dava konusu 2413, 1317, 2055, 642 ve 1612 sayılı parsellerin dava dilekçesinde belirtilen kısımlarında 30 yılı aşkın süredir zilyet olduklarını belirterek miras payının devri sözleşmeleri uyarınca ... adına kayıtlı 2413, 1317, 2055, 642 ve 1612 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde zilyet oldukları kısımların iptali ile davacılar adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardan 2413 parsel sayılı taşınmazın ... adına kayıtlı iken kamulaştırıldığını, tapulu taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

2. Bir kısım davalılar vekili, davacıların taşınmazlarda zilyet olmadıklarını, miras payının devri sözleşmelerinin geçerli olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3. Davalılardan..., ... mirasçıları ile ... mirasçıları davayı kayıtsız şartsız kabul ettiklerini beyan etmişlerdir.

III. MAHKEME KARARI:
Mahkemece 14.04.2021 tarihli, 2021/1 Esas ve 2021/211 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 14.04.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... mirasçıları vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 30.05.2022 tarihli, 2022/409 Esas ve 2022/3830 Karar sayılı ilamı ile, davacılar vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesi ile dava konusu eski 2413 parsel sayılı (yeni 518 ada 6 parsel sayılı) taşınmazda ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, eski 642 parsel sayılı (yeni 476 ada 38 parsel sayılı) taşınmazda ... ve ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, eski 2055 parsel sayılı (yeni 610 ada 41 parsel sayılı) taşınmazda ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, yine eski 2055 parsel sayılı (yeni 610 ada 41 parsel sayılı) taşınmazda ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, eski 1612 parsel sayılı (yeni 682 ada 1 parsel sayılı) taşınmazda ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, yine eski 1612 parsel sayılı (yeni 610 ada 41 parsel sayılı) taşınmazda ...’ın davacılardan ...’e yönelik kabul beyanı olduğu, eski 1317 parsel sayılı (yeni 505 ada 56 parsel sayılı) taşınmazda ise ..., ... ve ...’ın kabul beyanlarının davacılardan ...’e yönelik olduğu mahkemece kabul eden tüm davalıların payı üzerinden davacılar adına eşit olarak tescil kararı verilerek kabul beyanları hatalı değerlendirilerek talep aşımına neden olacak şeklinde paylara yönelik hatalı hüküm kurulduğu; dava konusu eski 642 parsel sayılı (yeni 476 ada 38 parsel sayılı) taşınmazın tamamı üzerinden hüküm kurulmuş olmasının doğru görülmediği, ayrıca davaya konu taşınmazların tapu kaydının pasif hale geldiği, güncel tapu kaydı getirtilerek saptanacak yeni duruma göre bir karar verilmesi gerektiği, yine davalılardan ...’ın vefat ettiği anlaşıldığından ölü kişi adına hüküm kurulmuş olmasının isabetli olmadığı, muris adına kayıtlı taşınmazlarda murisin toplam payının 2880 pay olarak hesap edilmesi gerektiği gerekçeleriyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
1. Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında her ne kadar bozma ilamında kabul beyanlarının tüm davacıları kapsamadığı belirtilmişse de kabul beyanlarında davacılar yönünden ayrım yapılmadığı gerekçesiyle bir kısım davalıların kabul beyanı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

2. Mahkemece 15.05.2023 tarihli tavzih kararı ile davayı kabul eden davalılar yönünden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin hükümlerin kaldırılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... mirasçıları vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar ... ve ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece hüküm kurulurken davayı kabul eden davalıların kabul beyanının hatalı yorumlandığı, bozma ilamına aykırı karar verildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden mahkemenin verdiği tavzih kararının hatalı olduğunu, HMK'nın 304 ve 305 inci maddelerine aykırılık oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; 2413 sayılı parselin kamulaştırıldığını, kamulaştırılan kısmın ifrazı yapılmadan hüküm kurulmasının usule aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, miras payının devri sözleşmelerinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı.

3. Değerlendirme
1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).


2. Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de bozma ilamının gereğinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Şöyle ki, bozma ilamımızda davacı vekilinin 15.06.2021 tarihli temyiz dilekçesindeki talepler dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen mahkemece bir kısım davalıların kabul beyanlarında davacılar yönünden ayrım yapılmadığından davayı kabul eden tüm davalıların davaya konu taşınmazlardaki paylarının iptal edilerek davacılar adına tesciline karar verildiği görülmektedir.

3. Uyuşmazlığın çözüme kavuşması bakımından davacılar vekilinin 15.06.2021 tarihli temyiz dilekçesindeki taleplerinin hukuki niteliğinin açıklanması gerekmektedir. Medeni yargılama hukukumuzda yargılamanın sürüncemede kalmasını önlemek gayesiyle iddianın (ve savunmanın) değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kabul edilmiştir. Sevk edilen hükümle iddianın “genişletilmesi” ve “değiştirilmesi” yasaklanmış, buna karşılık “iddianın daraltılması” kapsam dışında bırakılmıştır. Başka bir deyişle, “iddianın daraltılması” söz konusu yasağa tâbi değildir. İddianın daraltılması için davacı iddiasının bir kısmından HMK'nın 307 nci maddesi uyarınca feragat edebileceği gibi iddiasının (davanın) bir kısmını HMK'nın 123 üncü maddesi gereğince geri de alabilir. ( Ejder; Islah, Ankara 2021, s. 311) İddianın daraltılmasının hüküm ve sonuçları belirlenirken davacının iradesi dikkate alınır. Buna göre, davacı iddiasını daraltırken dava dışına çıkardığı kısmı daha sonra dava etme kastıyla hareket etmiş olabileceği gibi, ondan tamamen vazgeçmiş de olabilir. Şayet davacının dava kapsamı dışına çıkardığı kısmı bir daha dava etmeme niyetiyle hareket ettiği açıkça anlaşılmaktaysa davacının o kısımdan feragat ettiği sonucuna varılmalıdır. (Akil, Cenk; Medeni Yargıda İddianın Daraltılması ve Bu Nedenle Ortaya Çıkan Sorunlar, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Temmuz 2021, Sayı 47, s. 48-53)

4. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda, davacılar vekilinin 15.06.2021 tarihli temyiz dilekçesinde davayı kabul eden davalıların kabul beyanlarının, davaya konu her parsel yönünden ayrı ayrı değerlendirerek sadece belli davalılar yönünden paylarının iptalinin talep edildiği, böylece taleplerin azaltıldığı ve davayı kabul eden davalıların bir kısmı yönünden tescil taleplerinden feragat edildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca Mahkemece, davacılar vekilinin 15.06.2021 tarihli temyiz dilekçesindeki talepleri doğrultusunda hüküm kurulması gerekirken usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

5. Öte yandan, dosya içerisinde Karayolları Genel Müdürlüğünden gelen yazı cevaplarında davaya konu 2413 parsel sayılı taşınmazın 5574 m2'sinin kamulaştırıldığı belirtilmiştir. Mahkemece, 2413 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırmaya ilişkin belgelerinin getirtilip kamulaştırma işlemlerinin kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, kamulaştırma kesinleşmişse kamulaştırılan kısmın ifrazı için davacı vekili ile davalı ...'ne uygun bir süre verilerek güncel tapu kayıtlarına göre karar verilmesi gerekmektedir.

6. Kabule göre de, hükmün tavzihi başlıklı HMK'nın 305 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükmüne aykırı olarak harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden hükmün tavzih kararı ile değiştirilmesi de doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.