YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5550
KARAR NO : 2024/307
KARAR TARİHİ : 18.01.2024
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/424 E., 2022/396 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/146 E., 2021/666 K.
Taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; terditli olarak itirazın iptali ile icra ve inkar tazminatına hükmedilmesinin istenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının akraba olduğunu, davalının maddi durumu iyi olmadığından müvekkilinden bir daire satın almasını istediğini, daha sonra davalının kredi çekerek borcunu ödeyeceğini belirtiğini, davalının müvekkiline borcunu ödeyeceğine yönelik inanç oluşturmasına rağmen dava konusu 2557 ada 25 parseldeki 18 numaralı bağımsız bölümün tapusunu alır almaz tek başına dava konusu taşınmazda yaşamaya başladığını, müvekkilinin taşınmazın bedeli olarak 149.000,00 TL bedeli yükleniciye ödediğini, davalının müvekkiline sadece 18.500,00 TL ödemede bulunduğunu ve müvekkilinin de borcunu alabilmek amacıyla ilamsız icra takibi başlattığını ve davalının da borca itiraz ettiğini belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline; aksi takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri sebebiyle haksız itirazın iptalini ve %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, taşınmaz bedelinin müvekkili tarafından yükleniciye ödendiğini, davacının dava dışı yüklenici ile adi yazılı olarak düzenlediği sözleşmenin resmi olarak düzenlenmemesi sebebiyle eldeki davada dikkate alınmaması gerektiğini, davacının yükleniciye gönderdiği havalelerde herhangi bir açıklamanın bulunmadığını, davanın kötü niyetli olduğunu, davada ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu ve eldeki davanın yazılı bir belge ile ispat edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.12.2021 tarihli ve 2020/146 Esas, 2021/666 Karar sayılı kararında belirtilen “…inançlı işlemlerde, işlemin tarafları arasındaki inancın varlığının ispatının şekle bağlı olmayan yazılı bir delil olduğu, davacı tarafça inanç hususunu kanıtlayabilecek yönde bir delilin sunulmadığı, yazılı delilin bulunmaması halinde delil başlangıcının gerekli olduğu, onun da bulunmaması halinde ise iddia sahibinin son olarak yemin deliline başvurabileceği, mahkemece davacı tarafa yemin hakkının hatırlatıldığı, davacı tarafça da yemin metninin sunulduğu, davalının yargılamanın 11.11.2021 tarihli 4 üncü oturumunda yemini eda ettiği, tüm bu nedenlerle davacı tarafın davalı ile arasındaki inaçlı işlem ilişkisini kanıtlayamadığı…” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. Gerekçe ve Sonuç
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 24.02.2022 tarihli ve 2022/424 Esas, 2022/396 Karar sayılı kararında belirtilen “…davacı adına kayıtlı taşınmazın satın alınması amacıyla davalıya borç verildiği konusunda ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, bunu kanıtlar nitelikte taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davacının delil olarak dava dışı şirketle yapılan taşınmaz satışına ilişkin sözleşme örneğine, bu şirkete yapılan ödemelere ilişkin dekontlara ve yemine dayandığının görüldüğü, sunulan sözleşmede davalının taraf olmadığı, sunulan dekontlarda ise herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, davacı tarafça yemin deliline başvurulması üzerine, davacıdan borç alınmadığı hususunda davalı tarafından usulüne uygun olarak yeminin eda edilmiş olduğunun anlaşıldığı ve kötü niyet tazminatı bakımından koşulların oluşmadığı…” gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı vekili ile davalı vekili ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili yönünden;
Müvekkilinin davalının hileli davranışları sonucu taşınmazı satın aldığını,
Davalının başından beri planlı bir şekilde hareket ettiğini,
Müvekkilinin haklılığının dekontlarla açıkça ortada olduğunu,
Terditli talep hakkında da ret kararının verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili yönünden;
Kötüniyet tazminatının reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek bu kısma ilişkin kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; terditli olarak itirazın iptali ile icra ve inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 202, 225 vd. maddeleri ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 26 ncı maddesi 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut olayda; gerek İlk Derece Mahkemesinin gerekse Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde belirtildiği üzere davacının, davalı ile arasındaki inanç ilişkisini kanıtlayabilecek delilleri yargılamada sunamadığı anlaşılmaktadır.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ile davalı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.