Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5605 E. 2024/66 K. 09.01.2024 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 18:46
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5605
KARAR NO : 2024/66
KARAR TARİHİ : 09.01.2024
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/126 E., 2023/485 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'nın tapu tahsis belgesi ile zilyedi bulunduğu eski 904 ada 46 parselde bulunan 955 m² alanlı taşınmazda, 278 m² yere 29.02.1988 tarihli tapu tahsis belgesi ile malik olduğunu, taşınmaz ile ilgili yapılan imar çalışmaları neticesinde 904 ada 62 parsel numarası aldığını, arsa bedelinin tamamının ödendiğini, dava konusu yerin kamu hizmetine ayrılmadığını, dava konusu taşınmazın 278 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile bir kısım mirasçılar arasındaki 09.10.1989 tarihli düzenleme şeklindeki feragatname dikkate alınarak 1/2 payın davacı ... adına, kalan 1/2 payın ise muris ...'nin mirasçılık belgesine göre miras payları oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2017 tarihli ve 2015/1524 Esas, 2017/225 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2019 tarihli ve 2018/2417 Esas, 2019/257 Karar sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 10.01.2022 tarih ve 2021/8195 Esas, 2022/255 Karar sayılı ilamında; davacıların mirasbırakanı ... adına dava konusu yerden 29.02.1988 tarihli tapu tahsis belgesi ile 278 m² alan tahsis edildiği; dava konusu taşınmaz imar planında konut alanında kalmamakla birlikte 02.10.2017 tarih ve 484 sayılı Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Meclis kararı ile onaylanan Tepebaşı Belediyesi Revizyon Uygulama İmar Planı plan notlarında "....zemin kat ticaret, üst katlar konut olacak şekilde karma kullanım alanı" olarak düzenlendiği açıklanmıştır. Bu nedenle Mahkemece 02.10.2017 tarihinde onaylanan Revizyon Uygulama İmar Planı dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyası kapsamında davacı tarafça tapu ve tescil için gerekli şartlar olan hukuki yönden geçerliliği olan bir tahsis belgesinin bulunması, tahsise konu yerde 3194 sayılı Kanun'un 18 maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Kanun ile Değişik 2981 sayılı Kanun uyarınca ıslah imar planının yapılmış olması, ilgilisine tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsisin yapılmamış olması, tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması, tahsise konu yer ile tescili istenen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahalinde uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, imar parsellerinin oluşturulması sırasında şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Kanun ile Değişik 2981 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin (b) ve (c) bendleri uyarınca Düzenleme Ortaklık Payının kesilmemiş olması şartlarının tespitinin yapıldığı, dava konusu parselin İmar Affı Kanun'unun 10 uncu maddesinin (c) bendi uyarınca DOP kesintisi olmayan kadastro nitelikli parsel olduğu, bu kapsamda söz konusu taşınmazın davacılar adına tescilinin sağlanabilmesi için tüm koşulların gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin salt konut alanı olmadığını, şarta bağlı olarak belli tarihe kadar ruhsat alınması kaydı ile zemin kat işyeri üst katlar konut olarak ruhsat verilebilecek yerlerden olduğunu, bu ruhsatın da alınmadığını, tescil koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci maddesi, 2981 sayılı İmar Ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Ve 6785 Sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun'unun (2982 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin b ve c bentleri.
3. Değerlendirme
1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı Kararında da belirtildiği gibi tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için;
a. Hukuki yönden geçerliliğini koruyan bir tapu tahsis belgesinin bulunması,
b. Tahsise konu yerde 3194 sayılı Kanun 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Kanun ile Değişik 2981 sayılı Kanun uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması,
c. İlgilisine, tapu tahsis belgesi gereğince bir başka yerden tahsis yapılmamış olması,
d. Tahsise konu yerin kamu hizmetine ayrılmamış ve imar planına göre konut alanında kalmış olması,
e. Tahsise konu yer ile tescili istenilen taşınmazın aynı yer olup olmadığı ve taşınmazın niteliklerinin belirlenmesi amacıyla mahallinde uzman bilirkişiler aracılığı ile keşif yapılması,
f. Tahsise konu arsa bedelinin ödenmiş olması, ödenmemiş ise taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin uzman bilirkişiler aracılığı ile saptanarak hükümden önce mahkeme veznesine veya belirlenecek tevdi mahalline depo edilmiş olması,
2. İmar parsellerinin oluşturulması sırasında, şuyulandırmaya tabi tutulan parselden 3290 sayılı Kanun ile Değişik 2981 sayılı Kanun'un 18/b-c maddesi uyarınca düzenleme ortaklık payı kesilip kesilmediğinin, kesilmiş ise uygulanan oranın saptanması gerekir,
3. Mahkemece, yukarıda belirtilen koşullar doğrultusunda yapılacak inceleme sonucunda, tescil isteğinin kabulü için yasal koşulların oluştuğu kabul edildiği takdirde, 3290 sayılı Kanun ile Değişik 2981 sayılı Kanun'un 10/C-2 maddesi gereğince tahsise konu yerde uygulanan düzenleme ortaklık payının (DOP) davacıyı da bağlayıcı nitelikte olduğu dikkate alınarak tahsis miktarından bu oranda yapılacak indirimden sonra kalan miktarın tesciline karar verilmelidir.
4. Mahkemece dava konusu taşınmazın davacılar adına tescilinin sağlanabilmesi için tüm koşulların gerçekleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dava tarihi itibariyle tahsise konu yerde imar uygulaması yapılmadığı ve imar parsellerinin oluşturulmadığı anlaşılmaktadır.
5. Yukarıda açıklandığı üzere, tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için tahsise konu taşınmazların 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesi uyarınca imar planı veya 3290 sayılı Kanun ile değişik 2981 sayılı yasa uyarınca ıslah-imar planlarının yapılmış olması gerekmektedir.
6. Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde; Mahkemece, dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde olmasına rağmen imar uygulamasının yapılmamış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.