Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/5674 E. 2024/318 K. 18.01.2024 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/5674
KARAR NO : 2024/318
KARAR TARİHİ : 18.01.2024

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/229 E., 2023/306 K.
KARAR : Davanın reddi

Taraflar arasında görülen Türk Medeni Kanunu’nun 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizin 16.05.2023 tarih ve 2022/1111 E., 2023/2632 K. sayılı ilamı ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 19.01.2022 tarihli, 2021/2014 E., 2022/113 K. sayılı kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde, dava konusu 479 numaralı parselde bulunan 700 m²’lik kısmın davacılardan …’nin 02.01.1997 tarihinde tapu maliki (dedesi) … …’ten köy senedi ile satın aldığını, …’nin 20 yılı aşkındır bu bölümü kullanıp zilyet olduğunu, yine davacılardan … ile …’nin (dedeleri …’un vefatından sonra) taşınmazda 1/4 oranında mirasçı olan amcaları … …’in hissesine düşen 1795 m²’lik kısmı 10.07.2001 tarihli köy senedi ile satın aldıklarını, vekil edenleri tarafından satın alınan kısmın 2.495 m² olduğunu, iyi niyetli şekilde evlerin inşaa edildiğini, taşınmazdaki diğer hissedarların davacıların kardeşleri olduğunu, satın alma nedeni ile davacıların tapudaki hisselerinin daha fazla olması gerektiğini ve temliken tescil koşullarının oluştuğunu açıklayarak davacılar tarafından köy senetleri ile satın alınıp zilyet olunan ve evlerini inşa ettikleri 2.495 m²’lik kısmın tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, ifrazının mümkün olmaması hâlinde pay olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını ve sözleşmelerin geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarih ve 2019/241 E., 2021/318 K. sayılı kararı ile; İmar Kanunu’na göre ifraz şartlarının bulunmadığından her iki davacı yönünden kademeli talebi olan pay olarak tesciline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacıların temliken tescil talebine yönelik isteminin reddine, pay olarak tescil talebine yönelik davalarının ise kabulüne, dava konusu 479 parsel sayılı taşınmazda her bir davalı adına kayıtlı olan 1196/7176 (1/6) paydan 415,83/7176’şar payın iptaline, iptaline karar verilen toplamda 1663,32/7176 payın 1181,66/7176’lık kısmının davacı …, 481,66/7176’lık kısmının davacı … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, bakiye 780,17/7176’lık payın davalılar adına kayıtlı olmasına devam edilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde (özetle); davacıların harici devir yapma sebebinin dava konusu taşınmazda pay devrinin mümkün olmamasına dayandığını, kök muris … …’in vefat ettikten sonra davacılar ve davalıların dava konusu taşınmaza hissedar olduğunu, aynı zamanda …’un evlatlarından … …’in de bu taşınmazda hissedar olduğunu, davacıların murisi …’nin (kendi babası) …’tan önce vefat ettiğini, yani 10.07.2001 tarihli harici satış sözleşmesinin yapıldığı dönemde davacıların paydaş durumda olduğunu, pay devrinin mümkün olmasına rağmen davacıların bu yolu tercih etmediklerini, o dönemde …’a ait terekenin pay edilmesinin gündemde olduğunu, davanın reddi gerektiğini, taşınmazdaki yapının davacılar tarafından inşa edildiğini gösterir delil bulunmadığını, terekenin rıza ile pay edildiğini ve bu paylaşıma davacıların itiraz etmediğini, temliken tescil davasının koşullarının oluşmadığını, davacıların iyi niyetli olmayıp taşınmazın çapa bağlı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 19.01.2022 tarih ve 2021/2014 E., 2022/113 K. sayılı kararı ile; ifraz olanağı bulunmadığından kademeli talep olan pay yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2022 tarih ve 2021/2014 E., 2022/113 K. sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 16.05.2023 tarih ve 2022/1111E., 2023/2632 K. sayılı ilâmında; davacı tarafından ibraz edilen 02.01.1997 tarihli harici satış sözleşmesinin yapıldığı tarihte taşınmaz tapuda kayıtlı olup resmî şekilde düzenlenmemiş olduğundan geçerli olmayan ilgili satış sözleşmesine istinaden tapu iptali ve tescil talep edilemeyeceği, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, 10.07.2001 tarihli satış senedinin ise, miras payının devri sözleşmesi niteliğinde olduğu ve düzenlenme tarihinde dava konusu taşınmazın miras ortaklığına dahil olması nedeniyle kural olarak geçerli olduğu ancak dava konusu taşınmazda iştirak hâlinde mülkiyetten paylı mülkiyete geçilmekle hâlen davalılar adına kayıtlı bulunan payların terekeden çıktığının kabulü gerektiği, kaldı ki, dava dışı mirasçılar …, … ve …’in 23.06.2009 tarihli satış işlemi ile paylarını (… mirasçıları) …, …, …, …, … ve …’e devrettikleri gibi her iki davacının da resmî satış işleminde bizzat hazır bulunduğu anlaşıldığından miras payının devri niteliğinde olan 10.07.2001 tarihli sözleşmeden de (rücu) dönüldüğü gerekçesiyle pay verilmek suretiyle tescil isteminin de reddine karar verilmesi gerektiğinden temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında bozma ilamı doğrultusunda 02.01.1997 tarihli satış senedinde taşınmazın 700 m2 kısmının devri konusunda anlaşmaya varılmışsa da söz konusu sözleşme resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu, bu nedenle de bu sözleşme uyarınca tescil talep edilebilmesinin mümkün olmadığı, 10.07.2001 tarihli sözleşmede ise mirasçılar arasında yapılan bir hisse devri söz konusu olup geçerli kabul edilmesi gerektiği, ancak dava dışı mirasçılar …, … ve …’in 23.06.2009 tarihli satış işlemi ile paylarını (… mirasçıları) …, …, …, …, … ve …’e devrettikleri gibi, her iki davacının da resmî satış işleminde bizzat hazır bulunduğu anlaşıldığından bu hali ile 10.07.2001 tarihli sözleşmeden de dönüldüğü tespit edilmekle davacıların 10.07.2001 ve 02.01.1997 tarihli sözleşmelere istinaden tescil talep edemeyeceğinden davacının asıl ve terditli talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın davacıların evleri ve zorunlu alanlarının kapsadığı alanın temliken tescili istemi olduğunu, müvekkillerinin temliken tescilini istedikleri alanın yıllar önce bedelini ödediklerini bu sebeple iyi niyetle üzerine yapı yaptıklarını, dosyada bilirkişilerce köy senetleri ile satın alınan bölümler bakımından ifrazın mümkün olduğuna kanaat getirildiğini, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olduğunu, mahkemenin yapı değerlerinin dahil olduğu toplam taşınmaz bedeli üzerinden harç ödenmesine ve karşı taraf vekalet ücretine hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, TMK’nın 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 724 üncü maddesi,

3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 677 nci maddesinin birinci fıkrası.

4. Tapulu taşınmazların satışı resmî şekil koşuluna tâbi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nun 237), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince geçersizdir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.