Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2023/747 E. 2023/2569 K. 15.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/747
KARAR NO : 2023/2569
KARAR TARİHİ : 15.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda davalı ….vekilinin temyiz dilekçesinin süresinde olmadığından reddine, davacı vekili ile davalılar … ve …’in temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların babaları ….’ın 14.07.2001 tarihinde, anneleri …..’ın 18.10.2008 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölümü üzerine davaya konu taşınmazlara davalının uzun zamandan beri müdahale ederek dükkanları, evleri kiraya verdiğini, ekip biçmek, kiraya vermek suretiyle tarlalardan, bağ, bahçe ve kavaklıktan ürünleri elde ederek yararlandığını, diğer hissedarların bu yerlerden faydalanmasına izin vermediğini, bu taşınmazlardan elde ettiği geliri de diğer mirasçılara payları oranında dağıtmayıp kendisinin tek başına kullandığını belirterek dava konusu edilen toplam 16 parça taşınmaza bulunan davacı paylarına davalının müdahalesinin men’ine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı, miras kalan taşınmazların kardeşleri ile aralarında yazılı ve sözlü şekilde taksim edilerek kullanıldığını ve her paydaşın kendisine düşen taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.04.2019 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
Davacılar vekilinin hükmü istinaf etmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2019 tarih ve 2019/927 Esas, 2019/1011 Karar sayılı ilamı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2019 tarih ve 2019/927 Esas, 2019/1011 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 26.05.2021 tarih ve 2019/6753 Esas, 2021/4418 Karar sayılı ilamında; ‘‘…Mahkemece her ne kadar paylaşım sözleşmesinin varlığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de paylaşım söz konusu olduğu belirtilen belgede tarafların imzaları bulunmakla beraber, belgede bir paylaşımdan bahsedilmediği gibi, ada ve parsel numarası belirtilmeyen bir kısım yerlerin davalı …’ye bırakıldığına dair bir ibarenin de bulunmaması, davacı …’in okuma-yazma bilmediği, parmak izi/mührü kullandığı da verdiği Ankara …. Noterliğinin 04.08.2016 tarihi ve …. yevmiye numaralı vekaletnamesinden de anlaşıldığına göre söz konusu belgenin miras taksim sözleşmesi olarak kabulü mümkün değildir. Mezkur belge ile davacıların, davalıya rıza gösterdiği düşünülebilirse de bu rızanın davacıların davalıya gönderdiği ihtarname ile ortadan kaldırıldığı anlaşıldığından mahkemece men’i müdahale ve ecrimisil yönünden işin esası incelenmesi gerekirken geçerli bir taksim sözleşmesi olduğundan bahisle red kararı verilmesinin doğru olmadığı…’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen hüküm ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddi ile;
1. Davacının dava konusu 300 ada 9 parsel, 209 ada 10 parsel, 240 ada 12 parsel, 241 ada 8 parsel, 202 ada 45 parsel, 175 ada 60 parsel, 176 ada 51 parsel, 190 ada 114 parsel, 196 ada 33 parsel, 153 ada 2 parsel, 153 ada 33 parsel, 208 ada 1 parsel ile 233 ada 31 parsel yönünden müdahalenin men’i talebi ve ecrimisil talebinin reddine,

2. Davacının 591 ada 123 parsel, 240 ada 11 parsel ve 189 ada 1 parsel yönünden müdahalenin men’i talebinin kabulüne, davacının bu parsellere yönelik ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile; 20.081,82 TL ecrimisilin 9.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 28.12.2016 tarihinden, kalan 11.081,82 TL’nin ise ıslah tarihi olan 27.04.2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin kabul ettiği parseller yönünden gerekçesini yalnızca davalının cevap dilekçesindeki beyanlarına dayandırdığını, oysa keşfen ve tanık beyanlarınca da tespit edildiği üzere tüm taşınmazların davalı tarafından kullanıldığını, mahkemece eksik tahkikat ile karar verildiğini, davacı tarafın tüm tanıklarının dinlenmediğini, kısmen kabul kararı ve aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ile yargılama giderlerini kabul etmediklerini belirterek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davalının kendisine rızai taksim sonucu düşen yerleri kullandığını, davacıların payına el atmadığını, intifadan men koşulu gerçekleşmediğinden ecrimisile hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen ve dava konusu taşınmazlara ilişkin kira sözleşmelerinde de görüldüğü üzere taşınmazların tüm taraflarca tasarruf edildiğini belirterek kısmen kabul kararı yönünden hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, paydaşlar arası el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkin olup uyuşmazlık el atmanın hangi taşınmazlar yönünden gerçekleştirildiği, davacıların payına vaki bir tecavüzün olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1. Hemen belirtilmelidir ki, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 120/1 inci (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 413 üncü) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16 ncı maddesi uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. (4.3.1953 tarih 10/2 sayılı İBK) Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınması veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış, değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re’sen) gözetilmesini ve harcı yatırılmaması halinde de ne gibi bir mukteza tayin edileceğini 30 uncu ve 32 nci maddelerinde hükme bağlamıştır.

2. Paylı mülkiyete konu bir taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı yada kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorunu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açılmak suretiyle çözümlenmesi gerekmektedir.

3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

4. Paydaşlar arasındaki el atmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi TMK’nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri yerine getirilmemiştir.

2. Somut olayda, mahkemece fen ve inşaat bilirkişileri ile birlikte 04.04.2018 tarihinde yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi raporlarında dava konusu el atılan taşınmazların değeri 221.440,44 TL olarak tespit edilmişse de, davacıların payına düşen miktar üzerinden eksik harç tamamlatılmadan karar verilmiştir. Mahkemece bakiye harcın tahsil edildikten sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken el atmanın önlenmesi talebi yönünden harç alınmaksızın davanın sonuçlandırılması doğru olmamıştır.

3. Kabule göre de; el atmanın önlenmesine dair kurulan hükümde, davacıların payına vaki el atmanın önlenmesine karar verilmemesi ve dava konusu taşınmazların tamamının tapu kayıtlarının dosya arasına alınmaması da doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

4. Bozma nedenine göre davacılar vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

2. Bozma nedenine göre davacılar vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.