YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/982
KARAR NO : 2023/3442
KARAR TARİHİ : 15.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/106 E., 2022/357 K.
KARAR : El atmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemi yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; el atmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil istemi yönünden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Ankara ili, …. ilçesi, …. Mahallesi, 2262 ada 10 parselin tarafların paylı mülkiyetinde olduğunu, ana taşınmaz üzerindeki genel ev olarak işletilen taşınmaza, Ankara 31. İcra Müdürlüğü dosyasından 25.11.2010 tarihinde davadışı başka bir gayrimenkulün teslimi işlemi sırasında davalı tarafından haksız olarak el konularak davacılara ait genel ev olarak işletilen yapının da tahliye işlemine konu edildiğini, yapılan şikayet üzerine Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/36 Esas ve 2011/210 Karar sayılı kararıyla usulsüz icra işleminin iptal edildiğini, davalı tarafın ise o dava sırasında taşınmaza el koyduğunu kabul ettiğini ancak, bugüne kadar taşınmazı müvekkillerine teslim etmediğini, Ankara …… Noterliğinden gönderilen 24.10.2011 tarihli ihtarnameyle taşınmazın teslimi ve teslim tarihine kadar da ecrimisil talep edilmişse de davalının bu ihtarnameye cevap vermediği gibi ihtarnamenin gereğini de yerine getirmediğini beyan ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının taşınmaza müdahalesinin men’ini, 25.11.2010 – 25.12.2011 dönemi için 65.000,00 TL ecrimisilin hak ediş tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı, husumet, yetki, görev itirazında bulunduklarını, Mahkeme kararı uyarınca 8.000,00 TL kamulaştırma bedelinin davacılar adına depo edildiğini, bedel tespiti ve tescil davasında taşınmazların Belediye adına tesciline karar verildiğini, dava konusu taşınmaza idarece el konulduğu ve müdahale edildiği iddialarının doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın da içinde bulunduğu adaların tamamının Belediye Encümeninin 12.08.2010 tarih ve 1211/3485 sayılı kamu yararı kararı üzerine kamulaştırılmasına karar verildiğini, davacılara da uzlaşma komisyonuna katılmaları için tebligat gönderildiği hâlde uzlaşmaya katılmadıklarını, talep edilen ecrimisil tutarının fahiş olduğunu beyan ederek; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.07.2013 tarih ve 2011/596 Esas, 2013/489 Karar sayılı kararıyla; müdahalenin men’ine ve ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 16.07.2013
tarih ve 2011/596 Esas, 2013/489 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.03.2014 tarih ve 2013/18145 Esas, 2014/5961 Karar sayılı ilâmında;
“… Davalı … tarafından dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve adına tescili için Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/467 E. sayılı dosyası üzerinden açılan davanın kabul edildiği ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle,davacıların paydaşı olduğu çekişme konusu 10 parsel sayılı taşınmazın eldeki davadan önce kamulaştırıldığı gözetilerek elatmanın önlenmesi isteği konusuz kaldığından bu konu hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerinde değildir.Reddine.
Davalı vekilinin öteki temyiz itirazları ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Bilindiği üzere, Kamulaştırma kararı almadan ve kamulaştırma işlemlerini tamamlamadan taşınmaza el koymuş bulunan idare, haksız işgalci konumundadır. Davalı idarenin kamulaştırma bedelinin tespiti ve adına tescil istekli davayı açtığı tarihe kadar taşınmaza el atması haksız fiil niteliğindedir.
Kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında, dava tarihine göre belirlenen taşınmaz bedelinin tahsiline ve bu tarih itibariyle faize hükmedildiğinden taşınmazın malik/malikleri, anılan davanın açıldığı tarihten geriye doğru ecrimisil isteyebileceklerdir. Başka bir deyişle kamulaştırmasız el atma sebebiyle ecrimisil, davalı idare tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti davasının açıldığı tarihe kadar istenebilir.
Somut olayda, davalı … tarafından dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve adına tescili için Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/467 E. sayılı dosyası üzerinden açtığı dava bulunduğu halde mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır.
Öte yandan; dosyada mevcut 15.10.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda gösterilen ve davacılar … ile Şermin Duran’a ait 65 m2 lik yapının 32 m2 lik kısmının 108 ada 7 parselde, 18 m2 lik kısmının 2262 ada 11 parselde ve 15 m2 lik kısmının ise dava konusu 2262 ada 10 parselde kaldığı belirlendiği halde ecrimisil hesabının ise yapının tamamı üzerinden yapıldığı görülmektedir.
Hal böyle olunca; davalı idare tarafından dava konusu taşınmaza el atıldığı 25.11.2010 tarihinden, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istekli açılan dava tarihi tespit edilip o tarihe kadar olan dönem için ve davacılara ait yapının dava konusu taşınmazda kalan kısmı üzerinden belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığı gibi elatmanın önlenmesi isteği hakkındaki davaya kimin sebebiyet verdiği değerlendirilerek o tarafın vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde her iki taraf için vekalet ücretine karar verilmemesi ve ecrimisil bedeline her tahakkuk dönemi itibariyle kademeli yasal faize hükmedilmesi gerekirken her ayın sonu itibariyle faize hükmedilmesi de isabetsizdir.
Davacılar vekili ile davalı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin, başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararında;
“… Davacıların müdahalenin men’i istemleri haklı olmasına rağmen bu dava açılmadan önce Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/467 Esasına 05/10/2021 tarihinde dosyamızın davalısı belediye tarafından dava konusu yer için kamulaştırma (bedel tespiti ve tescil) davası açılmış ve yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. 2942 sayılı yasanın 10/8. maddesine göre tescil hükmü kesin olmakla artık mülkiyet davalı Belediyeye geçmiş ve müdahalenin men’i davasının konusu kalmamıştır. O halde müdahalenin men’i istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacıların ecrimisil istemine gelince; davacıların maliki oldukları taşınmaz davalı Belediyeye Ankara 31. İcra Müdürlüğü’nün 2010/14687 takip sayılı dosyası ile 25/11/2010 tarihinde teslim edilmiştir. Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği gibi, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında dava tarihine göre belirlenen taşınmaz bedelinin tahsiline ve bu tarih itibariyle faize hükmedildiğinden taşınmaz malikleri ancak davanın açıldığı tarihten geriye doğru ecrimisil isteyebileceklerdir. Kamulaştırma davası 05/10/2011 tarihinde açıldığına göre davacılar 05/10/2011 tarihinden geriye doğru taşınmaza davalı … tarafından elatılan 25/11/2010 tarihine kadarki toplam 10 ay 10 günlük süre için ecrimisil talep edebileceklerdir. Mahkememizce bu dönem için davacıların talep edebilecekleri ecrimisil bedeli 11.922,96 TL olarak belirlenmiştir. O halde davacıların ecrimisil istemlerinin bu miktar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Eldeki dava, 26/12/2011 tarihinde, bedel tespiti davası ise 05/10/2011 tarihinde açılmıştır. Ancak bedel tespiti davası, dosyamızda davacı olan davalılara bu dava açıldıktan sonra ilanen tebliğ edilmiş olduğundan davanın açılmasına davalı sebebiyet vermemiştir. Davanın açılmasında her iki tarafın da kusuru bulunmadığından konusuz kalan el atmanın önlenmesi istemi yönünden taraflar yararına vekalet ücreti takdir edilmemiştir…” gerekçesiyle; müdahalenin men’i isteminin konusuz kalması nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu talep yönünden taraflar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, davacıların ecrimisil alacağı isteminin kısmen kabulü ile 11.922,96 TL ecrimisil alacağının her ay alacağın doğduğu tarihten işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili; dava konusu ecrimisil dönemine ilişkin olarak; 389,55 m² kullanım alanı üzerinden aylık 9.000,00 TL olarak yapılan ecrimisil hesaplaması yerinde iken hükme esas alınan raporda 15 m² yer üzerinden yapılan hesaplama maddi gerçeklerle uyuşmamaktadır. El atılan alanının 389.55 m² olduğu Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 03.02.2020 tarih ve 2019/9572 Esas, 2020/1341 Karar sayılı ilâmıyla düzeltilerek kesinleşmiş olup maddi hata usuli kazanılmış hak doğurmaz. El atmanın önlenmesi istemli davanın açılmasına davalı … sebebiyet verdiğinden vekâlet ücretinden davalı … sorumlu tutulmalı idi. Davalının açtığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası müvekkillere 13.05.2012 tarihinde ilânen usulsüz tebliğ edilmiş, tebligata muttali olma tarihimiz 07.12.2012’dir. El atmanın önlenmesi davasını açma tarihimiz ise 26.12.2011 olup; Kamulaştırma Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca Mahkemece yapılan tebligattan öncedir. Gönderilen 24.10.2011 tarihli ihtarnamenin gereğini yerine getirmeyen davalı … tarafından el atmanın önlenmesi davasının açılmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle el atmanın önlenmesi davasında vekâlet ücretinden davalı … sorumlu tutulmalıdır.
2. Davalı vekili; dava konusu alana ve yapılara müvekkil İdarenin bir müdahalesi olmamıştır. Hükme esas alınan davacı iddialarına ve bilirkişi ek raporuna tarafımızca itiraz edildiği hâlde dikkate alınmamış, eksik incelemeyle hüküm kurulmuştur. Dava konusu taşınmazın aylık kira getirisinin 5.000,00 TL olduğuna karar verilmiş ise de, el atmanın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla tespit olunan bedel fahiştir. Kabul anlamda olmamak üzere; davanın kabulünde ecrimisil alacağına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken, her ay hak edilen kira alacağına, o ayın sonundan itibaren faiz uygulanması bozma nedenidir; şeklinde beyanda bulunarak hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Onama harcı davalı taraftan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
TL :
179,90 O.H.
80,70 P.H.
99,20 Kalan (Davacı)