Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2008/16617 E. 2009/3134 K. 04.03.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2008/16617
KARAR NO : 2009/3134
KARAR TARİHİ : 04.03.2009

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Cezaevinde ayaklanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Hükümlülük

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Hükmolunan ceza miktarı itibariyle sanık … müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin CMUK.nun 318. maddesi uyarınca oybirliğiyle (REDDİNE),

Tüm sanıklar için dosya üzerinde yapılan incelemede;

Sanıkların oluşa ve dosya kapsamına göre hasta olan tutukluyu revire götürmek üzere gelen infaz koruma memurları olan mağdurlara ellerindeki kesici aletleri tevcih ederek koğuşa girmelerini söyledikleri, mağdurların bu tehdit altında koğuşa girdikleri ve … görevlileri gelinceye kadar mağdurları serbest bırakmamaları biçiminde gerçekleşen eylemlerinde 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma düşüncesine katılınmamıştır.

1- Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dosya münderecatına göre sanıklar müdafiilerinin ve C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle sanıklar …, …, …, … ve … haklarındaki cezaevinde ayaklanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükmün istem gibi oyçokluğuyla (ONANMASINA),

2- C.Savcısının ve müdafiilerin, sanık … ve … haklarında “ayaklanma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından kurulan hükme yönelik temyizlerine gelince;

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen kanıtlara, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre sanık … hakkında kurulan hükme yönelik yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak,

a) Suç tarihinde 18 yaşından küçük olan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK.nun 31/3. madde ve fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

b) Sanık … hakkında kurulan hükme ilişkin olarak;

Hükümden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesindeki koşulların varlığı halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması zorunluluğu,

Bozmayı gerektirmiş C.Savcısının ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden (BOZULMASINA), 4.3.2009 gününde suçun nitelendirmesi yönünden oybirliğiyle, uygulama açısından da oyçokluğuyla karar verildi.

KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Sanıkların, infaz koruma memurları olan mağdurlara, ellerindeki kesici aletleri tevcih ederek koğuşa girmelerini söylemeleri üzerine mağdurların bu tehdit altında koğuşa girdikleri anlaşılmakla; mağdur sayısı birden fazla olmasına karşın, tehdit suçunun tek bir fiil ile işlenmiş olması nedeniyle sorumlulukla ilgili bir içtima hükmüne yer veren 5237 sayılı TCK.nun 43/2. madde ve fıkrası uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükmün bozulması düşüncesi ile daire sayın çoğunluğunun (1) nolu onama kararına katılmıyorum.

KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Oluşa göre, sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 296/1 maddesinde anlamını bulan “hükümlü veya tutukluların ayaklanması” suçunu oluşturduğu kanaatindeyim. Bu maddenin 2. fıkrasında ifade edilen “başka suçların” olayın cereyanı esnasında işlenmediğini, dolayısıyla “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunun dosya kapsamı itibariyle oluşmadığını düşünüyorum.

Kabule göre de, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan mahkum olan sanıklara, her mağdur için ayrı ayrı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 109/1, 3-b bendinin tatbikinin oluşa uygun bulunmadığı düşüncesindeyim. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun, zincirleme suça ilişkin 43. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunun” dosya kapsamına göre dikkate alınması gerektiği hususlarında karara muhalifim.

KISMEN KARŞI DÜŞÜNCE: Her tutuklu ve hükümlünün evrensel hukuk kurallarıyla belirlenen, başta can güvenliği olmak üzere insan olmaktan kaynaklanan temel hakları vardır. Sağlık hakkı da temel bir insan hakkı olup, diğer temel insan hakları gibi Devletin güvencesi altındadır. … yönetiminin tutuklu ve hükümlülerin sağlık sorunlarına gerekli özeni göstermemesi başlı başına hukuka aykırılık oluşturur. Bu düşünceler ışığında;

Sanıkların atılı suçları sara hastası olan koğuş arkadaşlarından birinin rahatsızlanması üzerine, yaptıkları yardım çağrılarına kayıtsız kalan … yönetimine karşı duydukları hiddetin etkisi altında işledikleri ve bu nedenle de sanıklar hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.