Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2014/26514 E. 2015/13379 K. 10.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/26514
KARAR NO : 2015/13379
KARAR TARİHİ : 10.03.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz ve tehdit
HÜKÜM : – Sanıklar hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan hükümlülük,
– Sanıklar .. ve … haklarında tehdit suçundan hükümlülük

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1- 20.11.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 310. maddesinde belirtilen bir haftalık yasal süreden sonra 28/11/2013 günü temyiz eden sanık Ali Bayrak- tar’ın vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nun 317. maddesi gereğince (REDDİNE),
2- Sanıklar … ve … hakkında hakkı olmayan yere tecavüz suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Bir fiilin suç olup olmadığı işlendiği tarihte yürürlükte bulunan yasalara göre belirlenir. Diğer bir anlatımla, sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar uygulanır. İstisnası suç tarihinden sonra yürürlüğe giren lehe yasanın geçmişe uygulanmasıdır. 765 sayılı TCK.nun 2. maddesinde olduğu gibi 5237 sayılı Yasanın 7. maddesinde de, sonradan yürürlüğe giren lehe yasadan söz edilmektedir. Degişikliğin yasalarla yapılmayıp idari kararlarla yapılması yahut köy merasının suç işlendikten sonra imara açılması, köy yerleşim yeri olarak kabul edilmesi gibi statü değişikliğinin olması hallerinde lehe yasanın uygulanmasından söz edilemez. Sonradan yürürlüge giren yasa, önceki yasada suç olarak kabul edilen fiili suç olmaktan çıkarmalı veya suçun unsur- larında sanık veya hükümlüler lehine değişiklik yapmalıdır. Bu hallerde lehe yasanın uygulanması gerekmektedir. Kural olarak suçun unsurlarıyla ilgili idari düzenlemenin suçun oluşumunu etkilemeyeceği kabul edilmekle beraber, yürürlükten kaldırılan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun ek 7. maddesinde olduğu gibi “ithalat ve ihracat rejimi kararlarında veya 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nun 19 ve 20. madde lerine göre, Bakanlar Kurulu’nca alınan kararlarda lehe değişiklik yapılması veya bu kararların yürürlükten kaldırılması halinde, lehe olan kanun ve kanun hükümleri uygu lanır” şeklinde yasayla özel bir düzenleme yapılması halinde, idari kararlar lehe sonuç doğurabilir. Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.1987 gün, 612/145; 11.10.1993 gün, 213/236; 13.12.1993 gün, 308/312 ve 20.12.1993 gün, 299/334 sayılı kararlarında işgal edilen ve orman sayılan taşınmazın sonradan 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmasının oluşan suçu ortadan kaldırmayacağı, ancak manevi unsurun değerlendiril mesi gerektiği kabul edilmiş, 05.12.1994 gün 304/329 sayılı kararında da suç işlendikten sonra idarece çıkarılan tebliğle yazar kasa kullanma zorunluluğunun ortadan kaldırılması- nın işlenen suçu etkilemeyeceği belirtilmiştir.
6360 sayılı on dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve yirmi yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 1/3. madde ve fıkrasına göre, büyükşehir belediyesi kurulan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Geçici 1. maddenin 3. fıkrasında, tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köyle- rin taşınmaz mallarının ilçe belediyesine devredileceği, 13. fıkrasına göre de tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe beledi- yesinin taraf olacağı düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi 6360 sayılı Yasa ile TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı gibi, yasanın yürürlüğe girmesinden önceki suçlara ilişkin olarak geçici bir madde ile düzenleme yapılmamıştır. Aksine aynı hak sahiplerinin yararlanmaya devam edecekleri anılan yasanın 16. maddesiyle kabul edilmiş, davalarda köy tüzel kişiliği yerine ilçe belediyelerinin taraf olacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıy la, yasayla yapılan bir idari yapılanma değişikliği olup, suç tarihinde köylünün ortak yararlanmasına tahsis edilmesi nedeniyle tecavüz edilmesi suç teşkil eden köy merasının, sonradan bir belediyeye katılması kullanım şeklini ve bunlardan yararlanabilecekleri etkilememekte, değiştirmemektedir. 6360 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25.02.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam edecek olması nedeniyle idari yapının değişmesine rağmen kullanım şekli değişmediği ve 6360 sayılı Yasanın suçun unsurlarını değiştirmediği gözetildiğinde anılan yasadan önce işlenen fiillerin suç niteliği devam etmektedir. Öte yandan Büyükşehir Belediyelerinin kurulmasına ilişkin 2972 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da, yürürlük tarihinden önce işlenen fiiller suç olmaya devam etmiştir. Benzer uygulama, meranın köy yerleşim alanına dönüştürülmesinde de devam etmiştir. Ayrıca 6360 sayılı Yasada açık bir hüküm bulunmadığı ve TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı halde yasadan önce işlenen fiillerin suç teşkil etmeyeceğinin kabulü halinde kesinleşmiş, infaz edilmemiş, infazı devam eden veya infazına başlanmamış olan mahkumiyet hükümlerinin de uyarlama yargılaması ile yeniden degerlendirilmesi ve eylemin suç olmaktan çıkarılması görüşüyle beraaat kararı verilmesi gerekmektedir. 6360 sayılı yasayla özel bir hüküm getirmeyen ve 5841 sayılı Yasanın 1. maddesinde olduğu gibi, TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapmayan yasa koyucunun 6360 sayılı Yasa ile 765 sayılı TCK.nun 513. ve 5237 sayılı TCK.nun 154/2. maddesine göre suç oluşturan ve kesinleşmiş bulunan mahkumiyet hükümlerini ortadan kaldırmak amacı bulunmadığı da anlaşılmakla, tebliğnamede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanıklara yüklenen suçun kesintisiz suçlardan olması nedeniyle, suç tarihinin hukuki kesintinin gerçekleştiği 27.05.2011 iddianame tarihi olacağı gözetilmeden, gerekçeli karar başlığında 13.05.2011 olarak yazılmasının mahalinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanıkların, suçun sabit olmadığına yöne- lik temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle hükümlerin oybirliğiyle (ONAN.ASINA),
3- Sanık … hakkında tehdit suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesine gelince;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın diğer sanık …’a yönelik ”erkekse bu evin avlusunu yapsın” şeklindeki sözleri TCK.nun 106/1. fıkra 2. cümle kapsamında sair tehdit olup, takibinin şikayet şartına bağlı olması ve…’ın da şikayetten vazgeçmesi nedeniyle sanığın hukuki durumunun TCK.nun 73. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm ku- rulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş oldu- ğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygu lanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 10.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.