YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/26666
KARAR NO : 2014/31401
KARAR TARİHİ : 15.12.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakkı olmayan yere tecavüz
HÜKÜM : Hükümlülük
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Bir fiilin suç olup olmadığı işlendiği tarihteki yasalarca belirlenir. Diğer bir anlatımla, suç tarihinde yürürlükte bulunan yasalar uygulanır. İstisnası suç tarihinden sonra yürürlüğe giren lehe yasanın geçmişe uygulanmasıdır. 765 sayılı TCK’nun 2. maddesinde olduğu gibi 5237 sayılı Yasanın 7. maddesinde de, sonradan yürürlüğe giren lehe yasadan söz edilmektedir. Değişikliğin yasalarla yapılmayıp idari kararlarla yapılması yahut köy merasının suç işlendikten sonra imara açılması gibi statü değişikliğinin olması hallerinde lehe yasanın uygulanmasından söz edilemez. Sonradan yürürlüğe giren yasa, önceki yasada suç olarak kabul edilen fiili suç olmaktan çıkarmalı veya suçun unsurlarında sanık veya hükümlüler lehine değişiklik yapmalıdır. Bu hallerde lehe yasanın uygulanması gerekmektedir. Kural olarak suçun unsurlarıyla ilgili idari düzenlemenin suçun oluşumunu etkilemeyeceği kabul edilmekle beraber, yürürlükten kaldırılan 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun ek 7. maddesinde olduğu gibi “ithalat ve ihracat rejimi kararlarında veya 1615 sayılı Gümrük Kanununun 19 ve 20. maddelerine göre, Bakanlar Kurulunca alınan kararlarda lehe değişiklik yapılması veya bu kararların yürürlükten kaldırılması halinde, lehe olan kanun ve kanun hükümleri uygulanır” şeklinde yasayla özel bir düzenleme yapılması halinde idari kararlar lehe sonuç doğurabilir. Ceza Genel Kurulu’nun 23.03.1987 gün, 612/145; 11.10.1993 gün, 213/236; 13.12.1993 gün, 308/312 ve 20.12.1993 gün, 299/334 sayılı kararlarında işgal edilen ve orman sayılan taşınmazın sonradan 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılmasının oluşan suçu ortadan kaldırmayacağı, ancak manevi unsurun değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiş, 05.12.1994 gün 304/329 sayılı kararında da suç işlendikten sonra idarece çıkarılan tebliğle yazar kasa kullanma zorunluluğunun ortadan kaldırılmasının işlenen suçu etkilemeyeceği belirtilmiştir.
6360 sayılı sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasanın 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 1/3. madde ve fıkrasına göre, büyükşehir belediyesi kurulan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belde belediyeleri ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Geçici 1. maddenin 3. fıkrasında, tüzel kişilikleri kaldırılan belediye ve köylerin taşınmaz mallarının ilçe belediyesine devredileceği, 13. fıkrasına göre de tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesinin taraf olacağı düzenlenmiştir. Görüldüğü gibi 6360 sayılı Yasanın belirtilen düzenlemeleriyle TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı gibi, yasanın yürürlüğe girmesinden önceki suçlara ilişkin olarak geçici bir madde ile düzenleme yapılmamıştır. Aksine aynı hak sahiplerinin yararlanmaya devam edecekleri anılan yasanın 16. maddesiyle kabul edilmiş, davalarda ilçe belediyelerinin taraf olacağı hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla yasayla yapılan bir idari yapılanma değişikliği olup, suç tarihinde köylünün ortak yararlanmasına tahsis edilmesi nedeniyle tecavüz edilmesi suç teşkil eden köy merasının, sonradan bir belediyeye katılması kullanım şeklini ve bunlardan yararlanabilecekleri etkilememekte, değiştirmemektedir. 6360 sayılı Yasanın 16. maddesi uyarınca mahalleye dönüşen köy, köy bağlısı ve belediyelerce kullanılan mera, yaylak, kışlak gibi yerlerden bu mahalle sakinleri ve varsa diğer hak sahipleri 25.02.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümleri çerçevesinde yararlanmaya devam edecek olması nedeniyle idari yapının değişmesine rağmen, kullanım şekli değişmediği ve 6360 sayılı Yasanın suçun unsurlarını değiştirmediği gözetildiğinde anılan yasadan önce işlenen fiillerin suç niteliği devam etmektedir.
Öte yandan büyükşehir belediyelerinin kurulmasına ilişkin 2972 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra da önceden işlenen fiiller suç olmaya devam etmiştir. Ayrıca 6360 sayılı Yasada açık bir hüküm bulunmadığı ve TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapılmadığı halde, yasadan önce işlenen fiillerin suç teşkil etmeyeceğinin kabulü halinde kesinleşmiş, infaz edilmemiş, infazı devam eden veya infazına başlanmamış olan mahkumiyet hükümlerinin de uyarlama yargılaması ile yeniden değerlendirilmesi ve eylemin suç olmaktan çıkarılması görüşüyle beraat kararı verilmesi gerekmektedir. 6360 sayılı Yasayla özel bir hüküm getirmeyen ve 5841 sayılı Yasanın 1. maddesinde olduğu gibi TCK.nun 154. maddesinde değişiklik yapmayan yasa koyucunun 6360 sayılı Yasa ile 765 sayılı TCK.nun 513. ve 5237 sayılı TCK.nun 154/2. maddesine göre suç oluşturan ve kesinleşmiş bulunan mahkumiyet hükümlerini ortadan kadırmak amacı bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerden dolayı tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre sanık müdafiinin, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 5237 sayılı TCK.nda cezaların toplanmasına dair bir düzenleme bulunmadığı gözetilmeden, hapis karşılığı gün ile adli para cezasına esas günün toplanıp bir gün karşılığı miktar ile çarpılarak sonuç ceza tayini,
2- Adli para cezası taksitlendirilirken aylık taksit miktarı belirlenmek suretiyle infaz yetkisinin sınırlanması,
Yasaya aykırı ise de, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden “Sanığın cezasının kısa süreli oluşu, 5237 sayılı TCK.nun 50. maddesinin 1…a fıkrası ve bendi gereğince kısa süreli 6 ay hapis cezasının 180 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine, TCK.nun 52/2. maddesi gereğince sanığın sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak verilen 180 gün ve 5 gün karşılığı adli para cezasından, sonuç ceza olarak günlüğü 20,00 TL hesabı ile 185 gün karşılığı 3.700,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine “TCK.nun 50/1…a maddesi uyarınca sanığa verilen 6 ay hapis cezasının TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak günlüğü 20 liradan paraya çevrilerek sanığın 3.600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ve “adli para cezasına esas 5 günün, 5237 sayılı TCK.nun 52/2. maddesi uyarınca sanığın sosyal ve ekonomik durumu nazara alınarak günlüğü takdiren 20,00 TL’den hesaplanmak suretiyle sanığın toplam 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak ve hükmün taksitlendirme fıkrasındaki “bir taksit miktarı 185.00 TL olacak şekilde” ibaresinin çıkartılması suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün (DÜZELTİLEREK ONANMASINA), 15.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.