YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2018/4559
KARAR NO : 2018/13835
KARAR TARİHİ : 05.12.2018
6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanık …’un, 6136 sayılı Kanun’un 13/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Sivas 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.04.2010 tarihli ve 2009/1400 esas, 2010/436 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına, sanığın 6136 sayılı Kanun’un 13/4, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 25 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanun’un 51. maddesi gereğince ertelenmesine dair Sivas 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.10.2015 tarihli ve 2015/306 esas, 2015/991 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre;
1- Sanık hakkında belirlenen 80,00 Türk lirası adlî para cezasının, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca ertelenemeyeceği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde,
2- 5237 sayılı Kanun’un 50/3. maddesinde yer alan “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir” şeklindeki hüküm gereğince, suç tarihinden önce hapis cezasına mahkum edilmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
3- 5271 sayılı CMK.nun 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlayacağı, incelemeye konu dosyada sanık hakkında 20.04.2010 tarihli karar ile 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen bu kararda itiraz süresinin tefhim veya tebliğden itibaren başlayacağının belirtildiği ancak, sanığa gerekçeli karar tebliğ edilmeden kararın 13.05.2010 tarihinde kesinleştirildiği anlaşılmış olup, 5271 sayılı CMK.nun 34/2 ve 232/6. madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında, verilen karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve şekillerinin, tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekliliği gözetildiğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği bu nedenle denetim süresinin de başlamadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 27.02.2018 gün ve 2213 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2018 gün ve KYB/2018…18026 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5271 sayılı CMK.nun 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır. İncelemeye konu dosyada sanık hakkında 20.04.2010 tarihli karar ile 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, sanığın yüzüne karşı verilen bu kararda itiraz süresinin tebliğ veya tefhim tarihinden itibaren başlayacağının belirtildiği ancak, sanığa gerekçeli karar tebliğ edilmeden 13.05.2010 tarihinde kararın kesinleştirildiği, 5271 sayılı CMK.nun 34/2. ve 232/6. madde ve fıkralarına göre hüküm fıkrasında, verilen karara karşı kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı ve başvurma olanağı var ise süresi, mercii ve şekillerinin, tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekliliği gözetildiğinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından,
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na düzenlenen ihbarname içeriği açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 05.12.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.