YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/13717
KARAR NO : 2021/1914
KARAR TARİHİ : 09.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yalan yere yemin etme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ceza Genel Kurulunun 05.02.2013 tarih, 2012/11-1086 Esas, 2013/40 sayılı Kararında belirtildiği gibi; Ceza ve hukuk mahkemelerinde, sübuta ilişkin bir sorunun çözümünde farklı usul kurallarının uygulanması farklı hukuki sonuçları ortaya çıkarabilecektir. Senede bağlı bir borcun ödendiği iddiasının ceza mahkemesinde serbest delil usulü, hukuk mahkemesinde ise, istisnalar dışında sınırlı delil usulüne göre çözümünün ve bundan dolayı farklı sonuçların ortaya çıkmasının kabulü, adalet ve hakkaniyete aykırı düşecektir. Bu nedenle, senede bağlı borcun ödenip ödenmediğine ilişkin sorunun çözümünde, ceza ve hukuk mahkemelerinden verilen farklı kararların uygulamada doğuracağı sakıncalarının önlenmesi bakımından, tanıkla ispat konusunda ceza mahkemesinin hukuk mahkemesinin bağlı olduğu usul kurallarını uygulaması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, farklı usul hükümlerinin uygulanması nedeniyle senetten kaynaklanan borcun ödendiği iddiasının ceza mahkemesinde sabit görülerek mahkumiyet kararı verilmesi, buna karşılık hukuk mahkemesinde ödeme iddiasının yerinde olmadığının kabulü ile alacağın geçerli görülmesi durumunda, ceza mahkemesi kararı sonucu bedelsiz senedi kullanma suçundan hakkında mahkumiyet hükmü kurulan alacaklı, hukuk mahkemesi kararına göre alacağını icrada tahsil edebilecektir. Bu tür sakıncalara ve böylesine çelişkili bir durumun ortaya çıkmasına hukuk mantığının cevaz vermeyeceği açıktır. Aksinin kabulü halinde senet borçlusu hiçbir zaman ilgili hukuk mahkemesine başvurma yoluna gitmeyecek, tanık temin ederek Cumhuriyet Savcılığına başvurmak suretiyle kamu davası açılmasını ve açılan kamu davasına katılmak suretiyle şahsi hakkının hüküm altına alınmasını sağlayabilecektir. Hal böyle olunca Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleriyle getirilen sınırlamaların uygulanma imkanı da eylemli olarak ortadan kalkacaktır.
./..
S/2
Üstelik bu kabul, elinde gerçeğe ve hukuka uygun olarak düzenlenmiş senet bulunan alacaklının senede konu alacağını tahsil edememe tehlikesinin yanında, TCK.nın 156. maddesinde düzenlenen ceza tehdidi altında bulundurulmasına neden olacak, hatta Hukuk Muhakemeleri Kanunu, İcra İflas Kanunu ve Ticaret Kanunu hükümlerine güvenerek alacağını hukuki yönden güvende gördüğü için, işlemlerin yapılması sırasında tanık temini yoluna gitmeyen alacaklının kolayca mahkum edilmesi sonucunu ortaya çıkaracak ve ekonomik hayatta güvensizliğe neden olacaktır.
Nitekim, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun yürürlükte olduğu dönemde benzer uyuşmazlık konularının değerlendirildiği 12.04.1933 gün ve 31-7 sayılı, 02.04.1941 gün ve 19-12 sayılı, 24.03.1989 gün ve 1-2 sayılı İçtihat Birleştirme Kararlarında ve Ceza Genel Kurulunun 17.03.1986 gün ve 464-126 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmış olup, 1412 sayılı CMUK.nın 254 ve 255. maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 217. ve 218. maddelerinin uyuşmazlık konusunu ilgilendiren bölümleri itibariyle paralel hükümler içermeleri nedeniyle değişen ceza mevzuatı karşısında dahi sözkonusu İçtihadı Birleştirme Kararları halen geçerliliklerini korumaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; müteahhit olan sanığın, katılan ile yapmış olduğu sözleşmeden dolayı alacaklı olduğu bedelin bir kısmını alamadığından bahisle Türkeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/90 esas sayılı dosyasında açtığı itirazın iptali davasında ödendiği savunulan 5000 Euroluk kısmı almadığına ilişkin yemin etmesi neticesinde davanın lehine sonuçlanması üzerine katılanın, alacağın kalmadığına ve paranın tamamını aldığına dair sanığın el yazısı ile yazılmış ancak imzalanmamış yazıyı Cumhuriyet Başsavcılığına sunarak yalan yere yemin etmek suçundan şikayetçi olması üzerine açılan ceza davasında miktar itibariyle tanıkla ispatı mümkün olmayan borcun ödendiği hususu Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri uyarınca ispatlanamadığı ve belgeye dayanmayan delillerin sanığın hükümlülüğüne yeter nitelik ve derecede bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine tanık anlatımı ve savunmasının inandırıcı bulunmadığı gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.