YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/15352
KARAR NO : 2020/18371
KARAR TARİHİ : 12.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise TCK.nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre;olay günü kolluk görevlilerince yapılan rutin kontrol sırasında durumundan şüphe edilerek durdurulan araç içerisinde yolcu olarak oturan sanığın kimlik kontrolünün yapıldığı, hakkında başka suçtan kesinleşmiş mahkumiyet kararı ve yakalama emrinin bulunması nedeniyle kendisini kardeşi ”…” olarak tanıttığı,kolluk görevlilerince UYAP sisteminden yapılan sorgulamada….’un cezaevinde olduğunun tespiti ve bu durumun sanığa sorulması üzerine sanığın cezaevinden kaçtığını ve gerçek isminin … olduğunu beyan ettiği anlaşılan somut olayda;dosya içerisindeki tüm tutanakların gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği ve sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurları oluşmadığı gibi gerçeğe aykırı olarak beyan edilen kimlik bilgilerine göre bir resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle TCK.nın 206. maddesinde tanımlanan suçun unsurlarının da oluşmadığı; sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde düzenlenen “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden karar tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,12.11.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.