YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/16899
KARAR NO : 2021/1589
KARAR TARİHİ : 03.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, iftira
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesine göre tebligat, “tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır” hükmü gereği, sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığın duruşmada bildirdiği adresine tebligat yapılmadan doğrudan MERNİS adresine Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı, bilinen en son adresine çıkartılan tebligat yerine mernis adresine 28.09.2015 tarihinde yapılan tebligatın usulsüz olduğu göz önüne alınarak sanığın öğrenme üzerine yaptığı temyizin süresinde olduğunun anlaşılması karşısında tebliğnamedeki temyiz isteminin süre yönünden reddi düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında mağdura yönelik tehdit ve iftira suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık tarafından yapılan temyiz incelemesinde;
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Somut olayda; sanığın soruşturma aşamasında; olay günü saat 07:30 sıralarında telefonla konuştuğunu gören ve aynı işyerinde aşçı olarak çalışan mağdurun kendisine ”buraya kahpelik yapmaya mı geldin kapat şu telefonu”dediğini, ardından ”s.ktir git burada çalışamazsın”sözünü sarfetmesi üzerine kendisinin de ”sen benim patronum değilsin beni sadece patronum çıkarır” cevabını verdiğini, bu olaydan kolluk görevlilerini aramak suretiyle haberdar etmek için işyerinin arka tarafına doğru giderken mağdurun arkasından gelerek sağ ve sol yumruğuyla başına vurduğunu ve üzerinde yer alan kazağının yaka kısmını yırttığını beyan ettiği, sanığın iddia ettiği bu olguların 07.06.2014 tarihli adli raporda yer alan ” …kafada sağ ve sol frontal bölgede iki adet küçük boyutlu
yüzeyel cilt abrazyonu ve hiperemi mevcuttur…” şeklindeki maddi bulgu ve 07.06.2014 tarihli jandarma görevlilerince tutulan tutanak da yer alan ”….sanığın Osmancık Devlet Hastanesi’ne sevki sağlanırken üzerinde bulunan gri renkli kapüşonunun yaka kısmından itibaren yaklaşık 10 cm yırtık olduğu görüldü.” şeklindeki belirleme ile doğrulanıp desteklendiği, tanıkların olay esnasında mağdur ve sanık arasındaki tartışmanın gerçekleştiği ve devam ettiği mutfak ve işyerinin arka kısmında bulunmadıkları,bu nedenle bilgi ve görgülerinin mağdur ile uzun zamandır aynı işyerinde çalışmalarından ve tanışıklıklarından ötürü mağdurun sanığa karşı atılı suçları işleyecek kişilikte olmadığına dair genel kanaatlere dayandığı,olay yerini gösterir herhangi bir kamera ya da görüntü kaydının yer almadığı,sanığın mağdur tarafından kendisine karşı gerçekleştirilen hakaret ve kasten yaralama fiillerinin hemen akabinde jandarma görevlilerine şikayette bulunduğu, sanık ile mağdur arasında suç isnadını gerektirecek bir husumetin bulunmadığı, Osmancık Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mağdur hakkında sanığa yönelik kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarından takipsizlik kararı verilmesinin tek başına iftira suçunun oluşması için yeterli olmadığının anlaşılması karşısında; sanığın iddialarının bir kısım vakalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp Anayasa’nın 74. maddesinde yer alan Anayasal şikayet ve dilekçe verme hakkı kapsamında kalıp iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı;tehdit suçu yönünden ise somut bilgi ve görgüsü bulunmayan tanık beyanları dışında sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden her iki suç yönünden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
Suç tarihi itibariyle adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkaları bulunan sanık hakkında TCK.nın 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince sonuç ceza miktarı yönünden kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 03.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.