YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/27205
KARAR NO : 2021/2118
KARAR TARİHİ : 11.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan aranan sanığın başkasına ait kimliği kolluk görevlilerine ibraz ettiği ibraz edilen kimliğin orijinal kimlik olup tahribat yapıldığı, kimliğin aldatma kabiliyetine haiz olduğunun tespiti karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 204/1.maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı mahkemece bu suçtan açılan dava hususunda bir karar verilmediği anlaşılmakla resmi belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK.nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise TCK.nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçının veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;.
Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan aranan sanığın otoparkta bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine giden kolluk mensuplarına mağdura ait kimlik belgesini ibraz ettiği, daha önceden bilinen şahıs olan sanığın kollukça araştırılması
esnasında gerçek kimliğini beyan etmesi üzerine, gerçek kimlik bilgilerine göre tutanak hazırlanması, sanığın gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre düzenlenmiş herhangi bir belgenin bulunmaması karşısında,TCK.nın 268. maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun unsurlarının oluşmadığı, sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 11.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.