YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3050
KARAR NO : 2020/17046
KARAR TARİHİ : 14.10.2020
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Sanık hakkında 11/11/2013 tarih ve 2013/25082 Esas sayılı iddianame ile yağma ve tehdit suçlarından, 18/03/2014 tarih ve 2014/7590 Esas sayılı ek iddianame ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açıldığı ,hürriyeti tahdit suçu ile yağma suçlarının birbirinin unsuru,ağırlaştırıcı yada hafifletici nedeni olmadığı,fiilin tekliğinden bahsedilemeyeceğinden fikri içtima kurallarının da uygulanma ihtimalinin de bulunmadığı bu nedenle her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eylemleri ile ilgili açılan kamu davasında değişen suç vasfına göre eylemin bir bütün olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğundan bahisle mahkumiyet karar verilmesi,
2-Fiile iştirak ettikleri iddia edilen İbrahim Bilen ile … hakkında suç ihbarında bulunulması karşısında bu sanıklar hakkındaki ihbar sonucu açılmış bir dava varsa ve derdest ise birleştirilmesi, mümkün olmadığı takdirde soruşturma evrakı veya dava dosyası getirtilip incelenerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
Kabule ve uygulamaya göre de;
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 24.11.2015 gün ve 2014/14-799 Esas, 2015/419 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, suçun işlendiği süreyle sınırlı bir zaman dilimi içerisinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurunu oluşturacak ve kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine ulaşmayacak şekilde mağdurun sanık tarafından yaralanmasının etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına mani olmayacağı ve yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 07.11.2019 gün ve 2019/14-481 Esas, 2019/652 Karar sayılı Kararında, soruşturma evresinin Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatları ile hareket
eden kolluğa ihbar ve şikayet ile başlayacağının belirtilmesi ve somut olayda da fikir ve eylem birliği içerisinde hareket eden sanıkların, henüz soruşturma başlamadan önce katılanı serbest bıraktıkları, daha sonra katılanın kolluk kuvvetine gelip şikayetçi olduğunun tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 110. maddesinin uygulanma alanı bulunup bulunmadığının hükümde değerlendirilmemesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafinin ve temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. ve 326/son maddeleri gereğince BOZULMASINA, 14.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.