Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/14865 E. 2023/3496 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/14865
KARAR NO : 2023/3496
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Sahte banka veya kredi kartı üretme ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında sahte banka veya kredi kartı üretme ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarından kamu davası açılmıştır.
2. Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında sahte banka veya kredi kartı üretme suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 160,00 TL adli para cezası ile ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan 5 kez 3 yıl 8 ay hapis ve 120,00 TL adli para cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca; hükümlerin bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanığın temyiz istemi, eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, zararı karşılaması için süre verilmediğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına, hakkında zincirleme suç hükümleri gereğince tek hüküm kurulması gerektiğine ve saire ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanık hakkında sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçundan; zincirleme suç hükümleri uygulanarak tek hüküm kurulması gerektiğine, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile belirlenen hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince indirim yapılırken hesap hatası yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edildiğine, sahte banka veya kredi kartı üretme ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarından kurulan hükümlerde temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde aynı gerekçe ile adli para cezasına esas günün alt sınırın üstünde belirlenmesi suretiyle hükümlerde çelişkiye düşüldüğüne, suçtan zarar görenin ilgili banka olmasına rağmen … ve …’ın davaya katılma taleplerinin kabulüne karar verildiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın, …, …, …, … ve …’ya ait Halkbank A.Ş tarafından verilen banka veya kredi kartlarını 28.06.2015 ve 29.06.2015 tarihlerinde ATM’lere düzenek yerleştirerek kopyaladığı ve kopyalanan banka veya kredi kartlarını 29.06.2015 ve 30.06.2015 tarihlerinde kullanarak yarar sağladığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
1. Başkasına ait banka hesabıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretilmesi, satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrasında; sahte banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya bir başkasına yarar sağlanması ise anılan maddenin üçüncü fıkrasında birbirinden bağımsız ve ayrı ayrı suçları oluşturduğu, başkasına ait kimlik bilgileriyle sahte bir banka veya kredi kartı üretilmesi ve bu kartı kullanmak suretiyle yarar sağlanması halinde suçtan zarar görenin ilgili banka olduğu, kartları gerçeğe aykırı olarak üretilen banka sayısınca 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci fıkrası ile aynı bankanın birden fazla kartın değişik zamanlarda sahte olarak üretilmesi veya oluşturulması durumunda aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin, sahte olarak oluşturulan kartların para çekme veya alışveriş harcamalarında kullanılması halinde ise, banka sayısınca 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı bankaya ait birden fazla kart ile veya bir kart ile değişik zamanlarda para çekilmesi veya harcama yapılması halinde ise aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca uygulama yapılması gerektiği cihetle;
Dosya ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede; sanık hakkında aynı mağdur banka olan Halkbank A.Ş’ye yönelik sahte banka veya kredi kartı üretme ve sahte banka veya kredi kartı kullanmak suretiyle yarar sağlama suçlarını işlediği iddiaları ile ilgili 09.07.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 22.12.2017 tarihli iddianame ile Karakoçan Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/107 Esas sayılı, 21.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 12.04.2016 tarihli iddianame ile Antalya 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/63 Esas sayılı, 04.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 15.02.2016 tarihli iddianame ile Alanya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/200 Esas sayılı, 22.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 17.11.2015 tarihli iddianame ile Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/833 Esas sayılı, 30.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 19.11.2015 tarihli iddianame ile Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/844 Esas sayılı, 30.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 06.01.2016 tarihli iddianame ile Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/8 Esas sayılı, 29.07.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 26.10.2015 tarihli iddianame ile Antalya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/793 Esas sayılı, 22.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 07.09.2015 tarihli iddianame ile Antalya 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/625 Esas sayılı, 10.06.2015 suç tarihli eyleme ilişkin 27.01.2016 tarihli iddianame ile Antalya 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/181 Esas sayılı davaların açıldığı anlaşılmakla; mükerrer cezalandırmanın önlenmesi bakımından sanık hakkındaki söz konusu dava dosyaları ve varsa başkaca dava dosyaları araştırılarak derdest olması halinde mümkün olduğunda davanın incelemeye konu dava dosyasıyla birleştirilmesi, suç ve iddianame tarihleri nazara alınarak aynı mağdur bankaya karşı olan eylemleri arasında hukuki ve fiili kesinti bulunup bulunmadığı belirlendikten sonra ayrı suç mu oluşturduğu yoksa zincirleme suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmasının gerekip gerekmeyeceğinin tespiti, hukuki ve fiili kesinti olmadığının tespiti halinde üretilen kredi kartı sayısı ve sanığın kastının ağırlığı ile meydana gelen tehlike ve zararın ağırlığı gözetilerek 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca tayin edilecek temel hapis ve adli para cezasının üst sınırdan yada üst sınıra yakın bir oranda belirlendikten sonra 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca en yüksek oranda arttırım yapılması suretiyle cezaların belirlenmesi, birleştirmenin mümkün olmadığı taktirde dosyaların getirtilerek incelenmesi, bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örnekleri dosyaya konularak ve kesinleşen dava dosyası olması, hukuki ve fiili kesintinin olmaması halinde yukarıda belirtilen şekilde 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve 43 üncü maddesi uyarınca belirlenecek sonuç ceza ile kesinleşen hüküm veya hükümlerdeki sonuç ceza arasındaki fark kadar ek cezaya hükmolunması gerektiği gözetilmeden eksik araştırmayla yazılı şekilde hükümler kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
a. Suça konu aynı bankaya ait 5 adet sahte banka veya kredi kartının farklı tarihlerde kullanılması şeklindeki eylemden dolayı suçun mağdurunun banka olması nedeniyle sanığın 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir kez cezalandırılması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında kart sayısınca ayrı ayrı hükümler kurulması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
b. Sanık hakkında atılı suçlardan hükümler kurulurken, temel hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, aynı gerekçelerle adli para cezasına esas birim gün sayısının, alt sınırın üstünde belirlenerek hükümde çelişkiye neden olunması, hukuka aykırı bulunmuştur.
c. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca belirlenen, 4 yıl hapis cezalarından, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi gereğince 1/6 indirim uygulanırken hesap hatası yapılarak “3 yıl 4 ay” yerine “3 yıl 8 ay” olarak fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, sanığın üzerine atılı suçların niteliği yönünden kanunen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağı anlaşıldığından, sanığın 1 ve 2 nci fıkralarında belirtilen hususlar dışında kalan diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün 1 ve 2 nci fıkralarında açıklanan nedenlerle Antalya 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.12.2015 tarihli mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2023 tarihinde karar verildi.