Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/1614 E. 2021/17094 K. 30.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1614
KARAR NO : 2021/17094
KARAR TARİHİ : 30.06.2021

İhbarname No : KYB – 2020/23560

Yalan tanıklık suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda Erciş Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07/11/2019 tarihli ve 2019/4304 soruşturma, 2019/2930 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik müşteki vekili tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin mercii ERCİŞ Sulh Ceza Mahkemesinin 22/11/2019 tarihli ve 2019/2645 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Erciş Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde, mahkeme nezdinde devam eden yargılamalarda anılan suçun yasal unsurları itibariyle oluşumu bakımından failin mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı hususunun net olarak ortaya konulmasının gerektiği, bu yönüyle anılan duruma ilişkin belirlemenin mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, zira delilleri takdir etme yetkisinin yargılamayı yürütmekle görevli hakime ait olduğu hakim tarafından bu tür bir belirlemenin varlığı halinde anılan suçun yasal unsurları itibariyle oluşacağı, soruşturmaya konu olaya ilişkin yargılamanın halen devam ettiği, bu yönüyle hakim tarafından henüz delillerin takdiri ve neticeten takdire dayalı bir kararın verilmediği, bu bakımdan anılan suçun yasal unsurları oluşmadığı gerekçeleri ile şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği,
Somut olayda, müşteki vekilinin 15/10/2019 tarihli şikayet dilekçesinde, müştekinin yetkilisi olduğu iki şirkete yönelik şüpheli … tarafından işçi alacağından kaynaklı Erciş Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 2017/613 esas sayılı dosyasında alacak davası açıldığını, davacı şüpheli Fırat’ın bu davada tanık olarak diğer şüpheli …’ı bildirdiğini ve bu şüphelinin tanık sıfatı ile alınan beyanında davacı ile aynı işyerinde çalıştıklarını ifade etmesine karşın esasen böyle bir çalışmaları olmadığını ileri sürerek şüpheliler hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan dolayı şikayetçi olduğunu beyan ettiği, yapılan soruşturma kapsamında şüpheli …’ın alınan savunmasında “…’ı tanımadığını, birlikte çalıştıklarını hatırlamadığını, kendisini tanık olarak göstermediğini”, şüpheli …’ın alınan beyanında ise “… isimli kişiyi tanımadığını, birlikte çalışıp çalışmadığını hatırlamadığını, bu kişiye tanıklık yapmadığını” beyan ifade ettikleri anlaşılmış ise de, Erciş Asliye Hukuk Mahkemesin’deki (İş Mahkemesi Sıfatıyla) alacak davasının 12/04/2018 tarihli 2. oturumunda mahkeme huzurunda “davacı ile aynı işyerinde birlikte çalıştıklarını, davacının şoför olarak çalıştığı hususları ile, ulusal bayram ve genel tatil çalışması, yıllık izin ve fesih sebebi ” şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, şüpheli … hakkında kamu davası açılması için yeterli delil elde edildiği, delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 10/02/2020 gün ve 21058 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/02/2020 gün ve KYB/2020-23560 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Müşteki … vekili tarafından Erciş Cumhuriyet Başsavcılığına sunulan dilekçede, şüpheli … tarafından …’ın yetkilisi olduğu Alba Yapı İnşaat Bet. Nak. Ticaret Ltd. Şirketinin ve … … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin aynı şirket oldukları gerekçesiyle, birlikte sorumlu olduklarına ilişkin işçilik alacağı davası açıldığı, söz konusu yargılamanın Erciş 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldüğü, davacı taraf …’ın …’ tanık olarak gösterdiği, şahsın mahkemede, birlikte hiç çalışmaları olmadığı halde beraber çalıştıkları şeklinde yalan beyanda bulunduğu, …’ın dosyanın tarafı olan …’ın azmettirdiği hususunun bildirilmesi üzerine Erciş Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma neticesinde “…mahkeme nezdinde devam eden yargılamalarda anılan suçun yasal unsurları itibariyle oluşumu bakımından failin mahkeme huzurunda yalan tanıklık yaptığı hususunun net olarak ortaya konulmasının gerektiği, bu yönüyle anılan duruma ilişkin belirlemenin mahkeme hakimi tarafından yapılabileceği, zira delilleri takdir etme yetkisinin yargılamayı yürütmekle görevli hakime ait olduğu, ancak hakim tarafından bu tür bir belirlemenin varlığı halinde anılan suçun yasal unsurları itibariyle oluşacağı, soruşturmaya konu olaya ilişkin yargılamanın ise halen devam ettiği, bu yönüyle hakim tarafından henüz delillerin takdiri ve neticeten takdire dayalı bir kararın verilmediği, bu bakımdan anılan suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı” şeklindeki gerekçe ile 07/11/2019 tarih ve 2019/2930 sayılı Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair kararın verildiği, müşteki … vekilince, söz konusu karara itiraz edilmesi üzerine Erciş Sulh Ceza Hakimliği’nce 2019/2645 değişik iş numaralı dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı gerekçesiyle 22/11/2019 tarihli itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır .
Ceza Muhakemeleri Kanununda;
“Madde 160 – (1) Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.
(2) Cumhuriyet Savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.
Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir.
(2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.
Madde 172 – (1) Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Madde 173 – (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet Savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. Md) sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
(5) Cumhuriyet Savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz.” şeklinde yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; Cumhuriyet Savcısı kendisine yapılan suç duyurusu veya şikayet üzerine suçun gerçekten işlenip işlenmediğinin tespiti için hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı ve maddi gerçeğin ortaya çıkmasına yarayan tüm yasal yöntemlere başvurmalıdır. Toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açması, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesi gerekmektedir.
Soruşturmaya konu olayda; yapılan soruşturma kapsamında şüpheli …’ın alınan savunmasında “…’ı tanımadığını, birlikte çalıştıklarını hatırlamadığını, kendisini tanık olarak göstermediğini, davayı avukatı olan Şahabettin Selçuk’un takip ettiğini, avukatının bu kişiyi tanık olarak göstermş olabileceğini “, şüpheli …’ın alınan beyanında ise “… isimli kişiyi tanımadığını, birlikte çalışıp çalışmadığını hatırlamadığını, davacı avukatının kendisiyle görüşerek tanıklık yapmasını istediğini,bildiklerini anlattığını” ifade ettikleri ancak; müşteki vekilince şikayet dilekçesi ekinde sunulan Erciş Asliye Hukuk Mahkemesin’deki alacak davasının 12/04/2018 tarihli 2. oturumunda mahkeme huzurunda “davacı ile aynı işyerinde birlikte çalıştıklarını, davacının şoför olarak çalıştığı hususları ile, ulusal bayram ve genel tatil çalışması, yıllık izin ve fesih sebebi “şeklinde beyanda bulunduğunun anlaşılması karşısında, ifadelerde adı geçen Avukat Şahabettin Selçuk’un olayla ilgili tanık sıfatıyla dinlenmesi, Erciş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/613 E. sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, şüphelilerin aynı işyerinde birlikte çalışıp çalışmadıkları net olarak belirlendikten sonra şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı’nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Erciş Sulh Ceza Hakimliği’nin 22.11.2019 gün, 2019/2645 değişik iş sayılı itirazın reddine ilişkin kararının CMK.nın 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 30.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.