Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/17005 E. 2021/19934 K. 27.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17005
KARAR NO : 2021/19934
KARAR TARİHİ : 27.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık ve müdafii

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Bu açıklamalar ışığında oluşa ve tüm dosya kapsamına göre;olay tarihinde devriye görevini ifa eden kolluk görevlilerince sanığın durumundan şüphelenilmesi üzerine durdurulduğu ve kimlik tespiti yapılmak istendiği, üzerinde nüfus cüzdanının olmadığını ve kardeşi olan mağdur …’a ait kimlik bilgilerini verdiği,kollukça mağdura ait kimlik bilgileri kaydından herhangi bir suç yakalama ya da arama kaydının bulunmaması üzerine sanığın parmak izi ve kimlik tespiti amacıyla karakola götürüldüğü, sanığın burada da … olduğunu beyan etmeye devam ettiği, Mersin Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Müdürlüğü’nden gönderilen suç tarihinden önceki başkaca olaylara ait parmak izi ve fotoğraf kayıt formları ile parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimliğinin … olduğunun ortaya çıktığı ve birçok suçtan yakalama ve arama kaydının bulunduğunun anlaşıldığı somut olayda; olay tutanağı ve kimlik tespiti, üst arama tutanağı şeklindeki resmi belgelerin yine mağdurun kimlik bilgilerine göre tamamlandığı,sanık hakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında ”işlenen bir suçtan” söz edilemeyeceğinden, eylemin basit yargılama usulüne tabi olan TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a) Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının ”başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” yerine ”iftira” olarak yazılması,
b) Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır ceza içeren Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2005/265 Esas, 2006/23 Karar sayılı 26.12.2006’da kesinleşen 15 yıl hapis cezasına ilişkin ilam yerine Adana 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 3 yıl hapis cezasına ilişkin 11.07.2011 kesinleşen, 2005/560 Esas, 2006/736 Karar sayılı ilamının tekerrüre esas alınması,
Yasaya aykırı, sanığın, sanık müdafinin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.10.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.