YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17711
KARAR NO : 2023/237
KARAR TARİHİ : 30.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.12.2015 tarihli ve 2015/41755 Esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2016/15 Esas, 2016/248 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 … maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve dördüncü fıkrası uyarınca 1.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın samimi ikrarının ve müştekinin şikayetçi olmamasının dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/85035 sayılı dosyasına konu sahtecilik olayı müştekisi, dosyada şüpheli sıfatı ile aranmakta olan …’ün bulunduğu yeri emniyet görevlilerine bildirmiştir.
2. İhbar üzerine olay yerine giden görevlilerce düzenlenen 19.10.2015 tarihli tutanak içeriğine göre; müştekinin … olarak gösterdiği şahsa kimliğinin sorulduğu, kendisini kardeşi … ismi ile tanıttığı, kimlik tespiti için polis merkezine götürüldüğünde … kimliğini açıkladığı belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında; hakkındaki yakalama kararları nedeniyle kardeşinin kimlik bilgilerini kullandığını beyan etmiştir.
IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda; sahtecilik suçundan şikayet edilen sanığın tespitine yönelik, kolluk kuvveti tarafından yapılan soruşturma sırasında, hakkında arama kararları bulunan sanığın üzerinde kimlik olmadığını belirterek, kendisini kardeşi … olarak tanıttığı, bu durum üzerine de … kimliğinin belirlenmesi amacıyla Bağcılar Polis Merkezine getirilen sanık tarafından … kimliğinin ikrar edildiği, ifade tutanakları ve diğer belgelerin … kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği, bu şekilde sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşıldığından, 5237 sayılı Kanun’un 268 … maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.05.2016 tarihli ve 2016/15 Esas, 2016/248 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kabahatler Kanunun (5326 sayılı Kanun) 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Yasanın 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı kabahat zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 19.10.2015 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.01.2023 tarihinde karar verildi.