Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/17799 E. 2023/908 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/17799
KARAR NO : 2023/908
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 2015/602 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 … maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talep olunmuştur.
2. Konya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/71 E., 2016/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 1412 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri;
Atılı suçu işlediği sabit olan sanık hakkında beraat kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, 2013 ve 2014 yıllarında yaptığı BİMER başvurularında, katılanın kendisinden zorla senet alarak haksız yere tahsile koyduğu ve yine vazgeçtiği sözleşmeyi aleyhine delil olarak kullandığı iddiası ile şikayette bulunarak, katılan hakkında tehdit, bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma açılmasını sağladığı iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın 26.04.2013 tarihinde “Sürüç Sulama Kooperatifinde yönetim kurulu üyesi olan katılanın, ekinlerine su verilmeyeceği tehdidi ile kendisine senet imzalattığını” 29.09.2014 tarihinde ise “Kooperatife üye olabilmek için eski borcunu kabul eder bir sözleşme imzaladığını, daha sonra bundan vazgeçmesine rağmen kooperatif tarafından aleyhinde delil olarak kullanıldığını” iddia ederek şikayetçi olduğuna dair BİMER başvuruları dosyada mevcuttur.
3. Sanığın şikayeti üzerine katılan hakkında tehdit, bedelsiz senedi kullanma ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma yapılmış ve Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/48635 soruşturma sayılı kararı ile sözleşmenin geri verilmemesi olayının hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu, ve 2013/20757 soruşturma sayılı kararı ile de, senedin tehdit ile alındığı ve bedelsiz senedin kullanıldığı yönünde yeterli delil olmadığı gerekçeleri ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
4. Sanık ile Sürüç Sulama Kooperatifi arasında imzalanan 22.04.2014 tarihli sözleşmede, sanık eski borçlarını ve daha önce katılan hakkında haksız şikayetlerde bulunduğunu kabul ettiğini belirtmiştir.
5. Sanığın şikayetine konu senedin icraya konulması üzerine sanık tarafından yapılan itiraz üzerine, Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/197 Esas, 2015/89 Karar sayılı karar ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiştir.
6. Tanık D.Ö. mahkemede alınan ifadesinde “Sanığın sözleşmeyi okuduktan sonra kendi isteği ile imzaladığını” beyan etmiştir.
7. Sanık savunmasında “Şikayetlerinin asılsız olmadığını” söyleyerek suçlamayı kabul etmemiştir.

IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Sübuta İlişkin Temyiz İsteği Yönünden;
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Sanığın, 26.04.2013 tarihli BİMER başvurusunda, “Sürüç Sulama Kooperatifinde yönetim kurulu üyesi olan katılanın, ekinlerine su verilmeyeceği tehdidi ile kendisine zorla senet imzalattığını”, 29.09.2014 tarihli başvurusunda ise “Kooperatife üye olabilmek için eski borcunu kabul eder bir sözleşme imzaladığını, daha sonra bundan vazgeçmesine rağmen alınan sözleşmenin kooperatif tarafından aleyhinde delil olarak kullanıldığını” iddia etmesi üzerine katılan hakkında tehdit ve bedelsiz senedi kullanma, yağma ve dolandırıcılık suçlarından soruşturma başlatıldığı olayda,
Sanığın iddialarının bir kısım vakıalara dayandığı, eylemlerinin suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp Anayasa’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

B. Diğer Yönlerden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerin reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli ve 2015/71 E., 2016/271 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi.