YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18029
KARAR NO : 2023/135
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanığın iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanığın suç örgütüne üyelik iddiasının bulunması nedeniyle iftira suçunun unsurlarının oluştuğuna, iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilse dahi eylemin hakaret niteliği taşıyıp taşımadığının kararda tartışılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın katılanların … … örgütüne üye oldukları, örgüte maddi yardımda bulundukları ve örgüte ait taşınmazları tapuda üzerlerine almak suretiyle, bu taşınmazları saklayarak devlete karşı suç işledikleri hususunda resmi mercie suç ihbarında bulunmak suretiyle iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
2. Sanık …, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 03.11.2015 tarihli şikayet dilekçesinde katılanların … … örgütüne üye olduklarından bahisle cezalandırılmalarını talep etmiştir.
3. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğünün 10.11.2015 tarihli yazısında, ”katılanların … … Örgütü içerisinde yer alıp almadıkları hususunda kayıtlarının tetkikinden herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı” belirtilmiştir.
4. Kolluk tarafından tanzim edilen 12.11.2015 tarihli araştırma tutanağında, ”katılanların … Cemaati ile ilişkilerinin bulunmadığının haricen yapılan araştırmalardan tespit edilmiş olduğu” şeklinde tutanak düzenlendiği alınmıştır.
5. Katılanlar hakkında 25.11.2015 tarihinde suç işlemek amacıyla kurulan örgüte yardım etme suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın ”müştekilerin … … örgütü olarak adlandırılan yapı için himmet adı altında para topladıkları ve örgüte ait taşınmazları da sadece asgari ücret geliri olan kişilerin üzerlerine geçirdikleri, tapu kayıtları araştırılırsa durumun ortaya çıkacağı” şeklinde maddi olgulara dayanarak şikayette bulunduğu belirlenmiştir.
Cumhuriyet Savcılığınca Emniyet Müdürlüğüne yazı yazılarak araştırma yapılması istenmiş, ancak sanığın şikayetinde belirttiği tapu kayıtlarına ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince de bu hususta hiçbir araştırma yapılmaksızın karar verildiği görülmüştür.
Mahkemece ”…yasa dışılığı mahkeme kararı ile kesinleşmiş bir örgütten bahsedilemeyeceğinden müştekilerin böyle bir tarikata veya örgüte maddi yardımda bulunmalarının da suç teşkil etmeyeceği, suç teşkil etmeyen bir konuda itham edilmelerinin haksız dahi olsa eylemin iftira suçunu oluşturmayacağı kanaatine varılmakla.. Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle sanığın beraatine.. ” şeklinde karar verilmiştir.
Şikayet ve dilekçe hakkı, Anayasa’nın 74 üncü maddesinde düzenlenmiş olup, sanığın yukarıda açıklanan ve maddi vakıalara dayandırdığı şikayetinin kapsamı itibarıyla anılan … hak kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan şekilde gerçekleşen eylemin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken ”fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması sebebiyle” beraat kararı verilmesi sonuca etkili görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine, para yardımında bulunma ve taşınmazları tapuda üzerine alma şeklindeki isnatların 5237 sayılı Kanun’un 125 … maddesinde düzenlenen hakaret suçunun unsurlarını oluşturmayacağının anlaşılmış olması karşısında, Cumhuriyet savcısının suçun unsurlarının oluştuğuna, fiilin hakaret niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması gerektiğine ilişkin temyiz sebepleri yönünden hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen sanık hakkında beraat hükmü kurulurken uygulanan kanun maddesinin ve fıkrasının karar yerinde gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması hususu yönünden hüküm isabetli bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Çanakkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2016 tarihli kararına yönelik temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün birinci paragrafının başına ”5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi gereğince” ibaresinin eklenmesi suretiyle sonucu itibariyle isabetli bulunan hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2023 tarihinde karar verildi.