Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/18172 E. 2023/81 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18172
KARAR NO : 2023/81
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1…. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 21.05.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli kararı ile iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
3. Mahkemece yeminsiz olarak dinlenen tanık E.Y. katılan tarafından camlarının kırıldığını sanığa telefonda anlattığını beyan etmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılanın temyiz istemi, suçun sübut bulduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, gerçeğe aykırı olarak katılan tarafından kayınvalidesinin evinin camlarının kırıldığına ilişkin iftirada bulunduğu iddiasına ilişkindir.
2. İhbardan sonra olay yerine giden … görevlilerince düzenlenen 20.02.2010 tarihli tutanakta, pencere camları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, sadece tanık E.Y.’nin şikayetçi olup olmadığı tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanığın, köyde yaşayan kayınvalidesi olan tanık E.Y. ile telefon ile görüşmesinde kayınvalidenin evinin camlarının katılan tarafından kırıldığını öğrendikten sonra …’yı arayarak ihbarda bulunduğuna dair beyanı, sanığın beyanlarını doğrulayan tanık E.Y.’nin ifadesi ve 20.02.2010 tarihli tutanak içeriğinde tanık E.Y.’nin evinin camlarının kırılıp kırılmadığına ilişkin bir tespitin yapılmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kayınvalidesinin yönlendirmesiyle ihbarda bulunduğunun anlaşılması karşısında, iddiası maddi vakıalara dayanan sanığın eyleminin 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 74 üncü maddesinde düzenlenen şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kalması nedeniyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılmıştır.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Ancak, beraat kararının yasal dayanağının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün 2 … paragrafında açıklanan nedenlerle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beraat kararına ilişkin birinci paragrafının çıkartılarak yerine; “Sanığın eyleminin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Beraatine,” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.