Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/18317 E. 2023/560 K. 15.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/18317
KARAR NO : 2023/560
KARAR TARİHİ : 15.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 kez cezalandırılması istemi ile dava açılmıştır.
2. Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2015/629 Esas, 2016/274 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkralar, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası,62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklanna karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, eksik inceleme yapıldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, savcılığa başvurarak mantolama işi ile ilgili okul müdürü katılan … ile anlaştıklarını, 800.000,00 TL bedelli sözleşme yaptıklarını, sözleşme gereği 5 ayrı çek şeklinde toplam 521.000,00TL’lik çekin avans olarak verildiğini, ardından sözleşmeyi feshetmek istediklerini, kendisinin Kahramankent Okulu muhasebecisine 400.000,00TL bedelli iki çeki iade ettiğini, ancak toplam 121.000,00TL bedelli iki çekin kendisinde kaldığını, 15.11.2014 tarihinde 3 kişinin çekleri vermesi konusunda kendisini ölümle tehdit ettiğini, elemanı …’in de buna şahit olduğunu, 17.11.2014 günü ilk gelen muhasebeci dışında başka bir muhasebecinin gelerek iade edilmeyen çekler karşılığı getirmiş olduğu senedin içeriğini doldurduğunu ve imzalayıp muhasebeciye verdiğini, ardından Kahramankent Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu söyleyen katılan …’un çekleri vermesi için kendisini tehdit ettiğini ve 20.11.2014 günü de 3 kişinin yolunu kesip, ormanlık bir alana götürerek çekleri istediklerini, ayaklarını plastik kelepçe ile bağladıklarını, bir kağıda ayın yirmisine kadar çekler gelecek şeklinde not yazıp cebine koyduklarını, yeleğinin altında bomba var kımıldarsan patlar diyerek ayrılıp gittiklerini kendisini polislerin kurtardığını belirterek şikayetçiye iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Tanık M.D. beyanında; sanığın ustası olduğunu, müştekilere çeki vermemek için senaryo uydurduğunu, müştekilerin işyerine gelerek sanığı ya da kendisini tehdit etmediklerini, olay günü dükkandan 3 adet kelepçe alarak sanığa kendisinin verdiğini belirtmiş,
3. CD inceleme tutanağında … olduğu değerlendirilen şahsın kelepçe satan işyerine girdiği ve yaklaşık 1 dakika sonra işyerinden çıktığı tespit edilmiş,
4. Olay tutanağında sanığın yatar vaziyette yerde olduğu, ayaklarının plastik kelepçe ile bağlı olduğu “üzerimde bomba var yaklaşmayın” dediği, gerekli tedbirler alınarak yaklaşıldığında herhangi bir patlayıcı düzeneğine rastlanmadığı, sanığın not kağıdı çıkararak cebime koymuşlar dediği ve not kağıdının teslim alındığı belirtilmiş.
5. Olay yeri inceleme raporunda kesilmiş durumda 2 adet plastik kelepçe ve ” Kahramankent 22.11.2014 Bank … çekini getir ” yazılı not kağıdı görülmüş,
6. Bilgi sahibi H.G. polis ifadesinde sanığın dükkanında olduğu esnada “senin yazın güzeldir kızım” diyerek bir kağıda “22.11.2014 tarihinde çek bankaya verilecektir” tarzında kendisine bir şeyler yazdırdığını beyan etmiş,
7. Bu açıklamalar doğrultusunda iddiaların … olmadığı anlaşılmakla 10.12.2015 tarihinde tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar tarihi olan 10.12.2015 yerine, 20.11.2014 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
2. Tanıkların ve katılanlann beyanları, CD inceleme tutanağı, olay yeri inceleme raporu, olay tutanağı, takipsizlik kararı ve dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın yetkili makamlara şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, üç ayrı katılan hakkında bir şikayet dilekçesi vermek suretiyle soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için hukuka aykırı bir fiil isnat ettiğinin anlaşıldığı, katılanlar hakkında tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan

kovuşturmaya yer olmadığı karan verilmesi karşısında, sanığa yüklenen eylemin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkeme karannda hukuka aykınlık görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. Bir şikayet dilekçesi ile üç ayrı kişi hakkında suç isnadında bulunmak suretiyle iftira etmek fiilinin aynı suçun birden fazla kişiye karşı … bir fiille işlenmesi niteliğinde olduğu gözetildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası yerine birinci fıkrasının uygulanması, düzeltilebilir nitelikte bir hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir.
5. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin ikinci fıkrası uygulanırken, hapis cezasının “1 yıl 15 ay” yerine, “2 yıl 3 ay” olarak tayin edilmesi, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması sırasında “1 yıl 21 ay 22 …” yerine “2 yıl 9 ay 22 … hapis” cezasına hükmedilmesi ve yine aynı Kanun’un 62 nci maddesi uygulanırken de “1 yıl 16 ay 3 …” yerine “2 yıl 4 ay 3 …” hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini hususunun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde 4 ve 5 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle Kahramanmaraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.04.2016 tarihli ve 2015/629 Esas, 2016/274Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafıinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün birinci maddesinin üçüncü paragrafında yer … “43/1” ibaresinin yerine “43/2” ibaresinin yazılması ve aynı Kanun’un 267 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmolunan 2 yıl 3 ay yerine, 1 yıl 15 ay, aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenen 2 yıl 9 ay 22 … yerine 1 yıl 21 ay 22 … ve yine aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca uygulanan 2 yıl 4 ay 3 … yerine 1 yıl 16 ay 3 … yazılması suretiyle hükmün, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.02.2023 tarihinde karar verildi.