YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19624
KARAR NO : 2021/15318
KARAR TARİHİ : 02.06.2021
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre; suça sürüklenen çocuğun nitelikli hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarının şüphelisi olarak yakalandığı sırada amcası olan mağdur …’nın kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanakları ve gözaltına alma tutanağının mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlenip imzalandığı,suça sürüklenen çocuğa ait moleküler genetik inceleme ve belgeler üzerinde imza-yazı incelemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı, yapılan soruşturma sonucunda suça sürüklenen çocuk hakkında Küçükçekmece 2. Çocuk Mahkemesi’nin 2015/740 Esas, 2016/225 Karar sayılı dosyasında nitelikli hırsızlığa teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından kamu davasının açıldığı anlaşılan somut olayda; suça sürüklenen çocuk hakkında atılı her iki suçtan da yargılama sonunda delil yetersizliğinden verilen ve kesinleşen beraat kararı karşısında suça sürüklenen çocuğun “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle eylemin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması” yerine “İftira” olarak yazılması,
Yasaya aykırı, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.06.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.