Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/3961 E. 2023/80 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3961
KARAR NO : 2023/80
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Korkuteli Cumhuriyet Başsavcılığının 24.02.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 29 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 … maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Üst Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen suçu oluşturduğuna, sanık … müdafiinin temyiz istemi ise suçun sübutuna, mahkemece sanığın soruşturma aşamasında müdafii olmaksızın kollukta alınan beyanının hükme esas alındığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, müşteki …’ın sanık …’e olan borcuna karşılık verdiği çekin karşılıksız çıkması ve sanığın müştekiyi telefonla arayarak alacağını istemesine rağmen müştekinin ödememesi üzerine sanık …’in müşteki …’ın arkadaşı A.K. ile bir petrol istasyonunda bulundukları sırada temyiz dışı sanık … ile birlikte yanlarına giderek müştekiyi ve arkadaşı A.K.’yı zorla araca bindirerek sanık …’in evine götürdükleri, bir süre sonra kimliği belirlenemeyen şahısların eve gelerek müşteki ve arkadaşını alarak Antalya’ya götürdükleri, burada basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ve … tehlike geçirmeyecek şekilde darp … tehdit ettikleri, borcu ödemek için para almak amacıyla Korkuteli ilçesine giderken müştekinin kaçtığı ve polise giderek şikayetçi olduğu iddiasına ilişkindir.
2. 14.01.2015 tarihinde düzenlenen adli muayene raporunda, sanığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı ve … tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin temyiz itirazının incelenmesinde, mahkemece, gerekçeli kararda sübuta ilişkin deliller içerisinde sanıkların soruşturma aşamasındaki tevilli ikrarına atıf yapılmış ve bu ifadelerin ise soruşturma aşamasında kollukta müdafii hazır bulunmadan alındığı anlaşılmıştır. 5271 sayılı Kanun’un 148 … maddesinin dördüncü fıkrasında “Müdafii hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hakim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.” olarak belirtilmiştir. Bu nedenle, sanığın soruşturma aşamasında müdafii hazır bulunmaksızın alınan ifadesinin hükme dayanak yapılması 5271 sayılı Kanun’un 148 … maddesinin dördüncü fıkrasına aykırılık teşkil etmekte olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesi dışındaki delillerle vardığı sonuç sübuta ilişkin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. Üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazının incelenmesinde ise; müşteki …’ın sanık …’e olan borcuna karşılık verdiği çekin karşılıksız çıkması ve sanığın müştekiyi telefonla arayarak alacağını istemesine rağmen müştekinin borcu ödememesi üzerine sanık …’in temyiz dışı sanık … ile birlikte müşteki …’ın, arkadaşı A.K. ile bir petrol istasyonunda bulundukları sırada yanlarına gidip müştekiyi zorla araca bindirerek sanık …’in evine götürdükleri, bir süre sonra kimliği belirlenemeyen şahısların eve gelerek müşteki ve arkadaşını alarak Antalya’ya götürdükleri, burada basit tıbbi müdahale ile giderilebilir ve … tehlike geçirmeyecek şekilde darp … tehdit ettikleri, borcu ödemek için para almak amacıyla Korkuteli ilçesine giderken müştekinin kaçtığı ve polise giderek şikayetçi olduğu anlaşılan olayda, şikayetçinin soruşturma aşamasındaki kolluk beyanları, kovuşturma aşamasında sanık … ve temyiz dışı sanık …’un tevilli ikrarları, yeminli tanıklar M.D. ve B.T.’nin beyanları ile doktor raporu ve tüm dava dosyası kapsamı dikkate alındığında, sanık …’in üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu birden fazla kişi ile birlikte cebir ve tehdit ile gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanığın 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince cezalandırılması gerektiği

gözetilmeden yazılı şekilde aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası ile mahkumiyet hükmü kurulması hukuka uygun bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde belirtilen 1 ve 2 numaralı nedenlerle Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2015 tarihli kararının, Üst Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2023 tarihinde karar verildi.