YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5248
KARAR NO : 2023/2080
KARAR TARİHİ : 05.04.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Beraat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/209 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararının, mağdurlar vekili tarafından temyizi üzerine ön inceleme yapılarak temyiz isteminin reddi nedenleri gerekçe bölümünün 1. bendinde gösterilmek suretiyle yapılan incelemede, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.08.2011 tarihli iddianamesiyle sanık … hakkında mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, mağdurlar … ve Mertcan’a yönelik eylemleri nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un
109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi 53 üncü, 58 inci ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2012 tarihli kararı ile sanık … hakkında mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlar … ve Mertcan’a yönelik eylemleri nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar yapılan itirazın reddi ile 19.04.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Sanık … hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince uygulanan 5 yıllık denetim süresi içerisinde, kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle Pazarcık Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2016 tarihli ve 2015/363 Esas, 2016/11 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kurulan hükümler açıklanarak, mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlar … ve Mertcan’a yönelik eylemleri nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.09.2016 tarihli ve 2016/182 Esas, 2016/284 Karar sayılı kararı ile ilgili sanık … müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, duruşma açılarak, 17.11.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu kabul edilerek, “6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan her tür kamu davasına katılabileceği gözetilerek adı geçen kuruma usulüne uygun olarak duruşma günü bildirilip, şikayet ve delilleri sorulmayarak CMK.nın 233. ve 234. maddelerine aykırı davranılması,
Olayın tanığı konumunda olan mağdurlar … ve Mert Can’ın kovuşturma aşamasındaki beyanlarının, sanığın eylemine ilişkin olumlu yada olumsuz bir anlatım içermediğinin anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması açısından, CMK.nın 236/2. maddesi gereğince bu mağdurların tanık sıfatıyla, olay kendilerine açıkça sorulmak suretiyle dinlenilmelerinden sonra, sanığın bu suçlarla birlikte mağdur …’a karşı işlediği iddia olunan çocuğun basit cinsel istismarı suçundan açılıp ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen ve O Yer Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine halen temyiz incelemesi için Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2015/1373 Esas sayılı dosyasında bekleyen dava ile bu dava arasında bulunan eylemsel bağ nedeniyle CMK.nın 218/1. maddesi uyarınca bekletici mesele yapma olanağı düşünülerek, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve CMK.nın 230/1-b maddesine uygun şekilde hangi delile hangi nedenle üstünlük tanındığı tartışılıp karar
yerinde gösterilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken savunma tarafından ortaya konulan deliller araştırılmayarak mahkemece sanığın savunma hakkının sınırlandırılmış olması,” nedenleriyle 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (h) bentleri ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bölge Adliye Mahkemesi’nin bozma ilamından sonra Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.10.2017 tarihli ve 2016/374 Esas, 2017/296 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında kurulan hükümler açıklanarak, mağdur …’a yönelik eylemi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurlar … ve Mertcan’a yönelik eylemleri nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, 110 uncu maddesi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı iki kez 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
6. Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.10.2017 tarihli ve 2016/374 Esas, 2017/296 Karar sayılı kararı ile ilgili sanık … müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, duruşma açılarak, 17.11.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümler kaldırılarak sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Mağdurlar vekilinin temyiz isteği, mağdur … ile sanık arasında iftira atılmasını gerektirecek husumet bulunmadığına, mağdurun beyanlarının samimi, tutarlı ve istikrarlı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin mağdur aleyhine değerlendirilmemesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunduğuna, mağdurun sanığa suç isnat etmesini gerektirir husumet bulunmadığına, mağdurun yaşadığı travma nedeniyle beyanları arasında çelişki bulunmasının normal olduğuna, beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay, mağdurların babalarının arkadaşı olan sanık …’ün olay günü yolda rastladığı on beş yaşından küçük mağdurları arabasıyla eve götürmeyi teklif edip arabasına bindirdikten sonra bir çimento fabrikasının yanında durup arabanın arka koltuğunda oturan mağdur …’ın yanına giderek onu öpmek istediği, mağdur …’ın tepki göstermesi üzerine eyleminden vazgeçtiği, bu suretle mağdurların hürriyetini kısıtladığı iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.İlk derece mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan her bir mağdura yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ayrı mahkumiyet hükmü verildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık …’ün mağdur …’ın yanına gelip öpmek istemesi nedeniyle cinsel istismar suçundan açılan ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile birlikte görülen davada Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2012 tarihli kararı ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı verildiği, bu kararın temyiz dışı sanıklar ve sanık … müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi’nin 27.03.2017 tarihli ve 2015/1373 Esas, 2017/1593 Karar sayılı kararı ile sanık …’ün eyleminin cinsel taciz suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulduğu, bozma kararı sonrası Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26.05.2017 tarihli ve 2017/177 Esas, 2017/190 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verildiği, bu kararın 06.07.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılarak sanık hakkında atılı suçtan, beraat kararı kurulduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1. Mağdurlar vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde:
Mağdurların babası … ve mağdur …’in sanık … hakkında atılı suçtan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2011/201 Esas sayılı dosyasının 23.09.2011 tarihli celsesinde alınan beyanlarında sanıklar …’den şikayetçi olmadıklarının anlaşılması karşısında Mahkemece mağdura atanan zorunlu vekilin davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkının bulunmadığı anlaşılmıştır.
2. Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde:
Mağdur …’ın aşamalardaki birbiri ile çelişkili beyanlarına, mağdur …’ın sanık … hakkındaki isnatlarının kardeşleri olan diğer mağdurlar tarafından doğrulanmamasına, sanığın aşamalarda değişmeyen ve aksi kanıtlanamayan savunmlarına, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince sanığın mağdurların hürriyetini kısıtladığına dair mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği yönündeki olay kabulü ile mahkumiyet hükmü kurmasında bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunduğuna, mağdurun sanığa suç isnat etmesini gerektirir husumet bulunmadığına, mağdurun yaşadığı travma nedeniyle beyanları arasında çelişki bulunmasının normal olduğuna, beraat kararının bozulması gerektiğine ilişkin temyiz nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
V. KARAR
1. Gerekçe bölümünün birinci bendinde açıklandığı üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mağdurların kamu davasında katılan sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdurlar vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2. Gerekçe bölümünün ikinci bendinde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 16.01.2020 tarihli ve 2018/209 Esas, 2020/119 Karar sayılı kararında katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kahramanmaraş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.