YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5665
KARAR NO : 2023/2286
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İnegöl Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.11.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan davada İnegöl 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve son fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince, 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, olayın aydınlatılması için gerekli olan deliller toplanmadan sadece sanık aleyhine mevcut deliller ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, mahkumiyet hükmü için yeterli kesin delil mevcut olmadığı, sanık tarafından söz konusu suçun işlenmediği, temyiz dilekçesinin ekinde müştekinin sosyal medya paylaşımlarının ekran görüntüsünü delil göstererek beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, müşteki ve sanığın daha öncesinde gönül ilişkisi içinde oldukları ve olay tarihinde müştekinin sanık tarafından zorla araca bindirilerek darp edilmesi ve şehir dışına çıkartılması suretiyle sanığın kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Müşteki kollukta verdiği ifadesinde, sanık ile 1 ay önce ayrıldıklarını, sanık hakkında kendisini darp ettiği için 6284 sayılı Kanun kapsamında 6 ay uzaklaştırma kararı aldığını, olay günü sanığın müştekinin annesinin evinin önüne kendisine ait aracı ile geldiğini, zorla araca bindirdiğini, araç içerisinde darp ettiğini, önce İzmir iline daha sonra da Bursa ili İnegöl ilçesine götürdüğünü, oradan da otobüse bindirip Ankara’ya geri gönderdiğini, bu nedenle sanıktan şikayetçi ve davacı olduğunu beyan etmiştir.
3. Sanık kolluk huzurunda vermiş olduğu ifadesinde, müştekinin eski kız arkadaşı olduğunu, olay tarihinden önce ayrıldıklarını, 01.06.2016 tarihinde ailesi ile İzmir iline gittiğini, 04.06.2016 tarihinde müştekinin kendisini aradığını, İzmir’e uçak bileti aldığını, kendisini gelip havaalanından almasını istediğini, kabul etmeyip telefonu kapattığını, daha sonra tekrardan aradığını gelmeyeceğini söyleyince kendisini tehdit ettiğini, daha sonra ne yaptığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir.
4. Müşteki 21.12.2015 tarihli beyanında, ifadesinin doğru olduğunu lakin uzlaştıkları için şikayetinden vazgeçtiğini ve katılma talebi olmadığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece yapılan yargılamada müşteki beyanının; HTS kayıtları, Adli Tıp Kurumu raporu ile doğrulandığı ve suçun sabit olduğu gerekçesi ile mahkumiyet hükmü verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin temyizi yönünden;
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşabilmesi için; bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakması gerekir. Sanığın, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanması daha ağır cezayı gerektirir. Somut olayda, müşteki ile sanığın daha öncesinde gönül ilişkisi içinde oldukları, sanık aleyhine uzaklaştırma kararı olduğu, müştekinin ifadesinde geçen olayların sanık kabul etmese de olay günü cep telefonunun baz istasyonu kayıtları ve Adli Tıp Kurumu raporundaki bulgularla doğrulanmıştır. Sanık müdafiinin temyiz dilekçesine ek olarak sunduğu sosyal medya paylaşımlarının ekran görüntülerinin hangi yıla ait olduğu belirli olmamakla birlikte sanık müdafiinin bu beyanı suçtan kurtarmaya yönelik olarak değerlendirilmiştir.
2. Cumhuriyet savcısının temyizi yönünden;
Mağdur beyanı ile sanığa ait HTS kayıtları, Adli Tıp Kurumu raporu ve daha önce alınan koruma kararı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sebepleriyle ilk derece mahkemesinin hükmü hukuka uygun bulunmuştur.
V. KARAR
Yukarıda açıklanan gerekçelerle inceleme konusu İnegöl 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2016 tarihli kararında sanık müdafii tarafından ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.