YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5705
KARAR NO : 2023/3465
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Beraat
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bafra Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.08.2015 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılmaları istemi ile dava açılmıştır.
2. Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2015 tarihli kararı ile sanıklar hakkında beraat kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, suçun unsurlarının oluştuğuna, sanık …’ın ikrar içeren beyanı olduğuna, beraat kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sair temyiz nedenlerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanık …’ın eşi ile katılan arasında ilişki olduğunu düşünen sanıkların katılanın seyir halindeki aracının önünü kestikleri, sanıklar … ve …’in rızası olmadan katılanın aracına bindikleri, bir müddet sonra araçtan indikleri, daha sonra sanıklar …, … ve …’in arabaya bindikleri ve tekrar aracın seyir haline geçtiği, bu şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri, sanıklar … ve …’ın ise yardım eden sıfatıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
Tüm dava dosyası içeriğine göre; katılan şikayetinde, olay günü sanıklar … ve …’nin önünü kesip aracına bindiklerini, tehdit zoru ile arabayı ileri almasını söylediklerini, araç içerisinde kendisini darp ettiklerini, sanık …’in kontak anahtarını aldığını, bir fırsatını bulup araçtan indiğini, bağırmaya başladığını, sanık …’in de yanlarına geldiğini, aracı mahalle arasına sürmesini istediklerini, tehdit ile mecburen arabayı sürmek zorunda kaldığını, … Mahallesinde eski kola deposunun karşında aracı durdurduğunu, üç sanığın birden tehdit ve küfürlere devam ettiklerini ve sonrasında olay yerinden ayrıldıklarını, sanık …’ın araçtan hiç inmediğini ve kendilerini araç ile takip ettiğini beyanla sanıklardan şikayetçi olmuştur.
Dava dosyası içerisinde bulunan kamera görüntüleri izleme tutanağında, sanıklar … ve …’nin katılanın aracına bindikleri ve seyir haline geçtikleri, bir müddet sonra durdukları, sanıkların katılanı araç içerisinde darp ettikleri, sanıkların araçtan indikleri ve kısa bir süre sonra yeniden araca bindikleri, sanık …’nin şoför yanına, sanıklar … ve …’in ise arka koltuğa oturdukları, seyir halinde iken tartışmanın devam ettiği ve bir müddet sonra aracın durduğu, sanıkların araçtan inip olay yerinden ayrıldıkları hususları tespit edilmiştir.
Sanıklar savunmalarında özetle, sanık …’in eşi ile katılan arasındaki ilişkiyi konuşmak amacıyla sanıklar … ve …’nin katılanın aracına bindiklerini, katılanın rızası ile aracın hareket ettiğini, bir müddet sonra sanık …’in de araca bindiğini, sanıklar … ve …’in onları arkadan takip ettikleri ve olaya karışmadıklarını beyan ettikleri görülmüştür.
Katılanın aşamalarda değişmeyen istikrarlı beyanları ve kamera görüntüleri izleme tutanağına göre, sanıklar … ve …’nin konuşmak amacıyla katılanın arabasına binip katılanı darp etmesinden sonra rızası dışında arabayı hareket ettirmesini isteyip önce adresi tam olarak tespit edilemeyen bir yere götürdükleri, bu aşamada sanık …’in de yanlarına geldiği ve daha sonra üçü birlikte katılanı yeniden arabaya bindirip tehdit ile … Mahallesine götürdükleri, sanıklar … ve …’in ise arabayla sanıkları takip ettikleri, sanıkların gerçekleştirdikleri eylemin darp süresi ise sınırlı olmadığı, katılanın sanıklar … ve … tarafından darp edilmesinden sonra rızası ile aracı farklı adreslere sürmeye devam etmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bu nedenle sanıkların savunmalarına itibar edilemeyeceği, bu itibarla birden fazla kişi ile birlikte, cebir ve tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmıştır.
Sanıklar …, … ve …’in eylemin icrasına doğrudan doğruya katılmaları nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi delaletiyle 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (b) bendi gereğince cezalandırılmalarına, kolluk aşamasında bilgisine başvurulan ve sanık …’in eşi olan tanık A.U.’nun katılan ile gönül ilişkisi yaşadığını beyan etmesi nedeniyle sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanmasına; sanıklar … ve …’nin katılanın kullandığı aracı eylemin başından sonuna kadar takip ettikleri ve olayın başından itibaren sanıklara manevi destek sağlayarak suçun işlenmesi sırasında icrasını kolaylaştırdıkları anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince yardım eden sıfatıyla cezalandırılmaları gerektiği gözetilmeden, sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Sanıklar … ve …’ın eylemlerinin kül halinde cebir kullanılarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturması nedeniyle kasten yaralama suçundan ayrıca ceza verilemeyeceği ancak sanıklar … ve … hakkında kasten yaralama suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları verildiği anlaşılmış ise de mükerrer cezalandırılmanın önlenmesi bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik ihbarda bulunulması halinde, mahallinde bu hususta değerlendirme yapılması, aksi halde kasten yaralama suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik kanun yararına bozma yoluna gidilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Bafra 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.11.2015 tarihli kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.05.2023 tarihinde karar verildi.