Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/5831 E. 2021/2168 K. 11.02.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5831
KARAR NO : 2021/2168
KARAR TARİHİ : 11.02.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
Somut olayda, sanığın eşi ile olan tartışmasından dolayı ihbar üzerine kolluk görevlilerinin olay yerine geldikleri ve sanık hakkında eşe karşı yaralamadan işlem yaptıkları, ancak daha sonra sanık hakkında UYAP üzerinde yapılan araştırmada 15.05.2015 tarihli İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/43525 soruşturma nolu kararı ile Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar” verilerek herhangi bir dava açılmadığından hukuken sanığın işlediği bir suç bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunması nedeniyle, İzmir 3. Asliye Ceza Mahkemesince hırsızlık suçundan aranan sanığın, yaralama olayı nedeniyle ikametinde yapılan kimlik kontrolünde arkadaşı …’ya ait kimlik belgesini ibraz ettiği, polis memurlarının sanığın kaçmaya çalışması ve saldırgan tavırlar sergilemesi üzerine polis merkezinde sanığın, eşinin kilmik bilgileri üzerinden yapılan sorgulamada gerçek kimliğini tespit ettikleri, sanığın arkadaşına ait kimlik belgesini ibraz etmekten ibaret eyleminde mağdur adına hiç bir belge
düzenlenmediği gibi, herhangi bir suç soruşturması veya kovuşturmasından da bahsedilemeyeceği anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK.nın 268. maddesinde düzenlenen “başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi kolluk görevlilerine ibraz edilen kimliğe göre de bir resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle TCK.nın 206/1. maddesinde tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan’’ suçunun da oluşmadığı, eylemin Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanık müdafinin temyiz itirazı bu nedenle yerinde görülmekle hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 11.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.