Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/7760 E. 2023/5889 K. 06.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7760
KARAR NO : 2023/5889
KARAR TARİHİ : 06.07.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/440 E., 2015/165 K.
SUÇLAR : Kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 6136 sayılı Kanun’a Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin, temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şereflikoçhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2013 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kasten yaralama, hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından cezalandırılması için kamu davası açılmıştır.
2. Şereflikoçhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında kasten yaralama, hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, 6136 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarından, 1 yıl 10 ay 15 … hapis, 5 yıl hapis, 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, meşru müdafaa kastı ile hareket ettiğine, üzerine atılı suçu işlemediğine yöneliktir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, suç tarihinden önce müştekiye husumet beslemeye başlayan sanığın, olay günü müştekiyi buluşmak istediğini söyleyerek arabasına alması, boş bir araziye götürmesi ve burada ele geçirilen tabanca ile her iki ayağına ateş etmek sureti ile yaraladığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Kasten Yaralama ve Hürriyeti Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelemesinde
1. Olay tarihinden önce tarafların arkadaş ortamında bir arada oldukları, burada bir takım olayların olması nedeniyle sanığın müştekiye husumet duyduğu, olay tarihinde sanığın müştekiyi gördüğü ve arabasına binmesini istediği, müştekinin araca bindiği tarafların boş bir araziye gittikleri, burada sanığın ele geçirilen tabanca ile müştekinin ayaklarına ateş etmek sureti ile yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
2. Tanık M.S.I.’nın alınan ifadesinde olayı görmediğini fakat sanığın kendisini arayarak müştekiyi kastedip kendisine yanlış yaptığını ve icabına bakacağını söylediğini, yine temyiz dışı sanık …’in ise kendisine sanık … ile beraber müştekiyi vurduklarını söylediğini beyan etmiştir.
3. Müştekinin aşamalarda alınan ifadelerinin birbiriyle istikrarlı olduğu görülmüştür.
4. Sanığın alınan savunmalarında, müştekinin bıçak çekmesi üzerine kendisine silahla ateş ettiğini, müştekinin rızasıyla olay yerine gittiklerini beyan ettiği tespit edilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumundan alınan raporda, müştekinin vücudunda oluşan kırığın yaşam fonksiyonlarını altı (ağır) derecede etkilediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemez nitelikte olduğu belirtilmiştir.
6. Suça konu silahın alınan uzmanlık raporunda, el yapısı, yarı otomatik ve 6136 sayılı Kanun’a muhalefet teşkil eden silahlardan olduğunun belirtildiği tespit edilmiştir.
7. Sanık hakkında kasten yaralama suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi gereği yarı oranda artırım yapılması gerekirken bir kat artırım yapılmasına denilmesine rağmen temel cezadan yarı oranda artırım yapılmış olması neticesinde, “bir kat” ibaresinin maddi hata olduğu kabul edilmiştir.
8. Sanık hakkında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiş olduğundan, sanığın meşru müdafaa kastı ile hareket ettiğine ve üzerine atılı suçu işlemediğine yönelik temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.
9. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.

B. Sanık Hakkında 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Yapılan Temyiz Talebinin İncelemesinde
Anayasa Mahkemesi’nin, 02.08.2022 … ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 21.04.2022 … ve 2020/87 Esas, 2022/44 sayılı kararı ile; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na (5271 sayılı Kanun) 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “…kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış…” ibaresinin “…seri muhakeme usulü…” yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Kasten Yaralama ve Hürriyeti Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik Olarak
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Şereflikoçhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2015 tarihli kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz itirazı ile dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz itirazının reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında 6136 Sayılı Kanun’a Muhalefet Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Olarak
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Şereflikoçhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.02.2015 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.07.2023 tarihinde karar verildi.