YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8055
KARAR NO : 2021/3686
KARAR TARİHİ : 10.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre;sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunun şüphelisi olarak yakalandığı sırada abisi olan mağdur …’in kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanakları ve gözaltına alma tutanağının mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlenip imzalandığı, mağdur hakkında İstanbul Anadolu 39. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2013/501 Esas, 2014/724 Karar sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kamu davası açıldığı, yürütülen kovuşturma esnasında mağdur …’e ait imza-yazı örnekleri ile soruşturma konusu belge ve tutanaklar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi, tanık Hasret Cinbaş’ın bilgi ve görgüsü üzerine mağdurun atılı suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve sanığın gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı,sanık hakkında temyiz incelemesine konu İstanbul Anadolu 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/770 Esas, 2016/245 Karar sayılı dosyasında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından kamu davasının açıldığı anlaşılan somut olayda; sanık hakkında atılı kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yargılama sonunda delil yetersizliğinden verilen ve kesinleşen beraat kararı karşısında sanığın “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle eylemin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
1-Gerekçeli karar başlığında suç adının “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması” yerine “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” olarak yazılması,
2-Hüküm fıkrasının B-6 bendinde sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamın Esas numarasının ”2009/547 Esas” yerine ”2009/549 Esas” olarak yanlış yazılması,
Yasaya aykırı; sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.