Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/8068 E. 2021/4566 K. 24.03.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8068
KARAR NO : 2021/4566
KARAR TARİHİ : 24.03.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
Ceza Genel Kurulu’nun 06.11.2007 gün, 2007/3-167 esas, 2007/222 sayılı kararında belirtildiği üzere, Cumhuriyet Savcısının yargı çevresindeki asliye ceza mahkemesi kararlarına yönelik temyiz süresi; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın kıyasen uygulanan 310/3. maddesine göre tefhimden itibaren bir ay olup, UYAP kayıtlarında yer alan ”İşlem Bilgileri Kütüğü” kısmında 11.02.2016 günü verilen hükmün Mahkeme hakimi tarafından elektronik olarak imzalanması işleminin 09.03.2016 tarihinde gerçekleştiği,bu tarihte hükmün tefhim edildiğinin kabulünün gerekeceği, Cumhuriyet Savcısının da yasal süre içerisinde 16.03.2016 tarihinde hükmü temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında;tebliğnamedeki 1. bentte yer alan Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin süre yönünden reddi düşüncesine iştirak edilmemiş ve temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü ile;
Sanık hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ve Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK’nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise TCK’nın 206. maddesine uyan suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını
gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçının veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği, bu kapsamda somut olay incelendiğinde;
Hakkında başka suçlardan yakalama kararları bulunan sanığın olay günü kolluk görevlilerince yapılan uygulama esnasında yakalandığı ve mağdura ait iğfal kabiliyeti bulunmayan kimlik belgesini ibraz ederek kendisini mağdur … olarak tanıttığı,sanığın şüpheli davranışları üzerine parmak izi ve kimlik tespitinin yapılması amacıyla ilgili emniyet birimine götürüldüğü esnada gerçek kimliğini kolluk görevlilerine beyan etmesi şeklinde gerçekleşen somut olayda;sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre tutanak düzenlenmesi ve gerçeğe aykırı olarak beyan ettiği isme göre hazırlanmış herhangi bir belgenin bulunmaması karşısında bu aşamada TCK.nın 206/1. maddesinde tanımlanan “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu” oluşmadığı gibi TCK.nın 268. maddesindeki başkasının kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun da unsurları itibarı ile oluşmadığı,sanığın eyleminin Kabahatler Kanunu’nun 40. maddesinde “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı, bunun da aynı maddeye göre idari yaptırımı gerektirdiği, ancak anılan Yasanın 20/2-c maddesi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin 3 yıl olduğu, kabahat tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanığın ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmekle sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta anılan Yasanın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, 5326 sayılı Kanunun 20/2-c maddesi uyarınca sanığın kabahat oluşturan eylemiyle ilgili soruşturma zamanaşımı dolduğundan hakkında aynı Kanunun 20/1. maddesi gereğince İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 24.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.