YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8774
KARAR NO : 2021/1991
KARAR TARİHİ : 10.02.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
5237 sayılı TCK.nın 268/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması ve verilen kimlik bilgilerine göre resmi belge düzenlenmesi halinde TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçu, bir resmi belge düzenlenmemiş olması halinde 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahati oluşur.
25.06.2019 tarih ve 2019/8-249 Esas ve 2019/499 Karar sayılı Ceza Genel Kurul kararında belirtildiği üzere; TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre;suça sürüklenen çocuğun 14.02.2015 ve 16.02.2015 tarihlerinde farklı mağdur ve katılanlara yönelik nitelikli hırsızlık,konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarının şüphelisi olarak yakalandığı sırada abisi olan mağdur …’in kimlik bilgilerini kolluk görevlilerine verdiği, olay tutanakları ve gözaltına alma tutanaklarının mağdurun kimlik bilgilerine göre düzenlenip imzalandığı, parmak izi incelemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı, yapılan soruşturma sonucunda suça sürüklenen çocuk hakkında Bandırma 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/480 Esas, 2016/730 Karar sayılı dosyasında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçuyla birlikte nitelikli hırsızlık,konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından da kamu davasının açıldığı anlaşılan somut olayda; suça sürüklenen çocuk hakkında atılı nitelikli hırsızlık,konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından yapılan yargılama sonunda delil yetersizliğinden verilen ve kesinleşen beraat kararı karşısında suça sürüklenen çocuğun “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle eylemin TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı ve hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Gerekçeli karar başlığında ve hüküm fıkrasında suç adının “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanılması” yerine “İftira” olarak yazılması,
Yasaya aykırı, suça sürüklenen çocuk ve suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA,10.02.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.