YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/8849
KARAR NO : 2021/4603
KARAR TARİHİ : 25.03.2021
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
TCK.nın 268. maddesindeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında; 20.12.2001 tarihinde gerçekleştirdiği hırsızlık eylemine ilişkin hakkında işlem yapılırken kendisini kardeşi …’in kimlik bilgileriyle tanıtması nedeniyle bu şahsın kimlik bilgileriyle parmak izi alınan sanığın, Erzurum Olay Yeri İnceleme ve Kimlik Tespit Şube Müdürlüğünce düzenlenen 02.12.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre, bahse konu olayda mağdura ait kimlik bilgilerini kullandığının tespit edildiğinin belirtildiği, UYAP sisteminden yapılan inceleme ve dosya kapsamından sanık hakkında 20.12.2001 tarihinde gerçekleşen hırsızlık olayına ilişkin soruşturma ve kovuşturma yürütüldüğüne dair bilgi veya belge bulunmadığı, bu suça ilişkin soruşturma yürütülmüş ve soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kamu davası açılmışsa yargılama sonucunda beraat kararı verilmesi ve bu kararların kesinleşmesi halinde sanığın “işlediği
bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp, TCK.nın 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan cezalandırılması gerektiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında mağdurun kimlik bilgilerini kullandığı hırsızlık olayına ilişkin yapılan hazırlık soruşturması veya kovuşturması bulunup bulunmadığı araştırılıp ilgili evrakların temini ile tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.03.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.