YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/9425
KARAR NO : 2020/18861
KARAR TARİHİ : 01.12.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan yapılan yargılaması sonunda; TCK.nın 109/1,3-f,5 maddeleri uyarınca mahkumiyetine dair Silivri 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 03.11.2015 gün ve 2014/407 Esas, 2015/907 Karar sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 08.09.2020 gün ve 2019/24150 esas, 2020/15245 karar sayılı onama kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2020 gün ve 2015/425633 sayılı itiraznamesi ile sanığın, mağdurenin bir yerde kalma veya gitme özgürlüğünü kısıtlandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından mahkumiyete dair yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğinden bahisle itiraz edilmesi üzerine, dosya daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
Suç tarihi itibariyle 15 yaşını ikmal etmeyen mağdure …’ nin ablası ile nişanlı olan sanığın mağdure ile cinsel ilişkide bulunabilmek için mağdurenin bulunduğu odanın kapısını kilitleyerek kollarından tutup zorlamak suretiyle cinsel ilişkiye zorladığı ve mağdurenin rızası hilafına cinsel ilişkide bulunduğunun kabul edildiği olayda; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.12.2015 tarihli 2014/14-198 Esas 2015/428 Karar, 17.02.2015 tarihli 2014/14-307 Esas 2015/8 sayılı kararları nazara alındığında, onbeş yaşını tamamlamamış olan mağdurenin kendi özgür iradesi ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibariyle üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabileceği bir hak olmadığından, bu hakkının ihlaline yönelik olarak sanık tarafından gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdiği rıza hukuken geçerli sayılmadığından ve mağdurenin ifadesinde cinsel ilişki esnadında sanığın kapıyı kilitlediğini beyan etmesi karşısında, mağdurenin hürriyetinin kısıtlandığı mevcut haliyle sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği;
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ileri sürülen itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden, Dairemizin 08.09.2020 gün ve 2019/24150 Esas, 2020/15245 Karar sayılı onama kararının düzeltilmesine yer olmadığına, 5271 sayılı CMK.nın 308/3. maddesi uyarınca dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2020 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Sanık … hakkında açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda yerel mahkemece, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK.nın 109/1, 109/3-f, 109/5, 43, 62. maddeleri uyarınca 3 yıl dokuz ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı olmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarih ve 2017/14-548 (E), 2019/1 (K) sayılı kararı ile birçok kararda vurgulandığı üzere, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ve sınırlandırılmasıdır. Bu husus madde gerekçesinde de “Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir.” şeklinde ifade edilmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Mağdurun bir yere gitme veya kalma özgürlüğünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla suç her yerde ve zamanda işlenebilir.
Suçun manevi unsuru ise; failin mağduru şahsi özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmesi ve istemesi, yani genel kasıttır.
Somut olayda, sanığın suç tarihi itibarıyla 15 yaşını ikmal etmeyen mağdure …’nin ablası Saliha ile nişanlı olup, bu durumun sağladığı kolaylık ile mağdurenin ailesi ile birlikte yaşadığı konuta rahatlıkla girip çıkabildiği, süreç içerisinde mağdureye karşı oluşan duygusal ilişkinin cinsel ilişki boyutuna vardığı ve sanığın mağdure ile evlerinde birçok kez cinsel ilişkide bulundukları anlaşılmaktadır.
Mağdurenin, soruşturma evresinde vekili Av. … ve sosyal danışman Vacide … huzurundaki ifadesinde, sanık ile evlerinde birçok kez cinsel ilişkide bulunduklarını sanığın kendisini bir yerde kalma veya gitme özgürlüğünü engellediğine yönelik bir beyan ve iddiasının olmadığı görülmektedir.
Mağdurenin, cinsel istismar suçu ile ilgili olarak Silivri Ağır Ceza Mahkemesinde ve bu dosyanın kovuşturma evresinde de benzer beyanların yanı sıra sanığın kapıyı kilitlediğini beyan etmiş ise de, mağdurenin beyanlarının aşamalarda değişiklik göstermesi ve çelişki içermesi nedeniyle bu yönüyle itibar edilebilir değildir.
Diğer yandan kapının kilitlendiği kabul edilse dahi, mağdure ile sanığın gayri ahlaki davranışlarının aile bireylerince görülmesinin engellenmesi düşüncesiyle evin kapısının kilitlenmesi doğaldır. Mağdurenin bir yerde kalma veya gitme özgürlüğü kısıtlanmış değildir. Mağdurenin dahi bu konuda bir iddiası yoktur.
Sanık ile mağdurenin birlikteliği, mağdurenin ikamet ettiği konutta cinsel ilişki süresiyle sınırlı olup mağdurenin bir yerde kalma veya gitme özgürlüğünün kısıtlandığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil bulunmadığından sanığın mahkumiyetine ilişkin yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının onanması yönündeki görüşüne iştirak edilmemiştir. 01.12.2020