Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/11575 E. 2023/3919 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11575
KARAR NO : 2023/3919
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ :Çocukları ve kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık … Yönten hakkında hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı verildiğinden temyiz incelemesi sanık … ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Sanık hakkında çocukları ve kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma suçundan kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının 21.07.2015 tarihli iddianame ile sanık hakkında çocukları ve kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma suçundan cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.
2. Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında atılı suçtan 1 yıl 3 ay hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suçun unsurlarının oluşmadığına ve cezalandırılması yerine beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, cadde üzerindeki kırmızı ışıklarda yoldan geçen araçlardan para isteyerek dilendiği görülen on ve onüç yaşlarındaki mağdurların babaları olan sanık tarafından dilencilikte araç olarak kullanıldıkları iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 229 uncu maddesinde düzenlenen çocukları ve kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma suçunun hareket unsuru “çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma” olarak belirlenmiştir. Failin, çocuğu veya bedenen ya da ruhen kendisini savunamayan bir kişiyi, araç olarak kullanıp kullanmadığı hususu, dilenme anında dilenen kişinin ve dilencilikte araç olarak kullanılan kişilerin konumları, birbirlerine yakınlıkları, dilenen kişi ile kullanılan kişinin hangi konumda bulunduğu ve sair hususlar bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Araç olarak kullanma deyiminden, suçun konusunu oluşturan kimselerin, muhatabın (menfaat talep eden kişi) algılayabileceği bir şekilde beraberinde (yanında, elinden tutarak veya sırtında v.s.) ya da muhatabın görebileceği bir yerde bulundurmak anlaşılmalıdır.
Yukarıda yazılı bilgiler ışığında, dava konusu olayda mağdurların beyanları, 24.06.2015 tarihli tutanak ve dava dosyası kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde sanığın, dilenme sırasında mağdurların yanında bulunmadığının anlaşılması ve talimat verdiğinin de kesin olarak saptanamaması karşısında sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği Tebliğnameye aykırı olarak oybirliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.