YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/12844
KARAR NO : 2023/473
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Hükümlü hakkında Mecitözü (Kapatılan) Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.06.1993 tarihli ve 1993/29 Esas, 1993/16 sayılı kararı ile 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a (6136 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 1.633.333 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair kararının infazını müteakip, hükümlünün memnu hakların iadesi talebinin reddine ilişkin 27.01.2020 tarihli ek karar, istinaf edilmeksizin 07.12.2020 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 01.06.2021 tarihli ve 2021/5521 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2021 tarihli ve KYB-2021/74094 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2021 tarihli ve KYB-2021/74094 sayılı kanun yararına
bozma isteminin;
“Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer …, ”5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında … bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın mahkûm olduğu 1.633.333 Türk lirası ağır para cezasının, 26/09/1994 tarihinde infaz edildiği ve 26/09/1997 tarihinde 3 yıllık sürenin dolduğu, her ne kadar Mahkemesince verilen kararda ceza mahkumiyetine bağlı veya ondan bağımsız hak yoksunluğuna hükmedilmediği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ise de; sanık hakkındaki mahkûmiyet kararında her hangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanığın mahkûmiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunabileceği ve hakkındaki adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın daha sonra … bir suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Cezanın amaçlarından birisinin de “suç işleyen failin iyileştirilmesi ve toplumla bütünleştirilmesi” olması karşısında; bunu ispat eden/gösteren kişinin ömür boyu hak yoksunluğuna muhatap olması, … de değildir. İşte ortaya çıkabilecek bu gibi sakıncaların giderilebilmesi için, mahkumun belirli bir süreyi iyi halli olarak geçirmesi ve kanunda açıklanan diğer koşullara uymuş olması halinde yoksun kaldığı hakları tekrar kullanması, “yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kurumu ile olanaklı hale gelmektedir. Bu yolla fail, toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal bir şekilde sürdürmesini sağlayan haklarına yeniden kavuşmanın yanı sıra, mahkumiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme olanağına kavuşmuş olacaktır.
5352 sayılı Adli Sicil Kanun”un( 5352 sayılı Kanun) ” Yasaklanmış hakların geri verilmesi” başlığını taşıyan 13 üncü maddesinin ilgili bölümü şöyledir;
“(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakalrın geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu’nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında … bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
…” şeklinde olup, maddenin gerekçesi şöyledir:
“Maddeyle, 5352 sayılı Kanun’a 13/A maddesi eklenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un(5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak
yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan … sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle … ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, aynı Kanun’un 53üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. 5237 sayılı Kanun’da belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 Kanunu’nun Geçici 2’nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Kanun dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Kanun dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.”
Bu … hüküm ve gerekçesi göz önüne alındığında yasaklanmış haklarım geri verilmesini; “5237 sayılı Kanun dışındaki kanunlarla belli bir suç veya ceza mahkûmiyetine bağlı olarak doğrudan veya mahkumiyetin yasal sonucu olarak öngörülen sürekli hak yoksunluklarının; cezanın infaz edilmesinden ya da infaza hukuki bir nedenle son verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden itibaren, belirli bir süre gösterilen iyi hal sonrasında, hükümlünün talebiyle, geleceğe yönelik olarak mahkemece geri verilmesi” şeklinde tanımlanabilir.
5352 sayılı Kanun’ un 13/A maddesinde, 5237 sayılı Kanun dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkum olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir. Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde … bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesine göre, ister 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’ndan, isterse … bir yasadan kaynaklansın, amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, babalık veya kocalık haklarından mahrumiyet, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili, işyerinin kapatılması ve benzerleri gerek bir mahkumiyet sonucu ve gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin memnu hakların iadesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığından, anılan kanun maddesinde açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi halli hükümlünün memnu hakların iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda; Mecitözü (Kapatılan) Asliye Ceza Mahkemesi’nin 18.06.1993 tarihli ve 1993/29 Esas, 1993/16 sayılı kararı ile 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a( 6136 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 1.633.333 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair
kararının infazını müteakip, kanun yararına bozma incelemesine konu edilen hükümlünün memnu hakların iadesi talebinin reddine ilişkin 27.01.2020 tarihli Ek kararı ile ‘‘ verilen kararda ceza mahkumiyetine bağlı veya ondan bağımsız hak yoksunluğuna hükmedilmediği gerekçesiyle talebin reddine’’ karar verilmiş ise de; hükümlü hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, cezasının infaz edildiği tarih olan 26.09.1994 tarihinden itibaren 5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesinde yer … 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu, ancak mahkemesince yapılacak değerlendirmede hükümlünün yeniden suç işleyip işlemediği incelenerek, hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Mecitözü (Kapatılan) Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.01.2020 tarihli Ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.02.2023 tarihinde karar verildi.