Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/13755 E. 2023/3883 K. 30.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/13755
KARAR NO : 2023/3883
KARAR TARİHİ : 30.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocukları ve kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, Bakanlığın çocuğa karşı işlenen suçlarda, davaya katılma ve hükmü temyiz hakkı bulunduğundan, Bakanlık vekili tarafından sunulan 19.04.2021 tarihli dilekçesinde açıkça katılma iradesinin ortaya konulduğu anlaşılmakla, 2019/6 Esas sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının (Bakanlık) davaya katılmasına ve vekilinin de katılan vekili olarak kabulüne karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usul hükümlerine göre temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Karaman Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2014 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında dilencilik suçundan cezalandırılması talebi ile dava açılmıştır.
2.Karaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında dilencilik suçundan 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz isteği; katılma talebinde bulunduklarına, sanık hakkında herhangi bir indirim uygulanmadan ceza tayini gerektiğine ilişkindir.
2.Sanığın temyiz isteği; sübuta, teşdiden cezada artırım yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, 5237 sayılı Kanun’ un 229 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, re’sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın, öz oğlu olan mağdur …’ı, yanında bulundurup hasta olarak göstererek dilencilik yapmada araç olarak kullandığı iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
A.Tebliğname yönünden;
2019/6 Esas sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili olarak açılan ceza davalarında kovuşturma evresinde Mahkemelerince, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığını davadan haberdar etme zorunluluğu bulunmadığından, Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
B.Sanığın temyiz istemi yönünden;
1.Dosya kapsamı, sanığın savunmaları, mağdur beyanları, tanık ifadeleri, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar ve tüm dava dosyasındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, sanığın dilencilik yaptığı sırada oğlu olan mağdur …’ı yanında bulundurarak, hasta olduğunu belirtip dilencilik yapmada araç olarak kullandığı olayda mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın, sübuta, eksik araştırma ile karar verildiğine, 5237 sayılı Kanun’ un 229 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Sanığın teşdiden cezada artırım yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik temyiz isteği yönünden; mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 3 ve 61 inci maddelerinin birinci fıkraları uyarınca suçun kanuni tanımında öngörülen alt ve üst sınırlar dahilinde “suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve suçun konusunun önemi ile sanığın kastının yoğunluğu” nazara alınarak sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karaman 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2016 tarihli, 2014/394 Esas, 2016/141 Karar sayılı kararında sanık tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ile dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.05.2023 tarihinde karar verildi.