YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1492
KARAR NO : 2023/917
KARAR TARİHİ : 28.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık … ve katılan …’un temyiz taleplerine bağlı olarak sanığın, katılan …’a yönelik iftira suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak temyiz incelemesi yapılmıştır.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. … Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2015 tarihli iddianamesi ile; sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 … maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli kararı ile; sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 … maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanığın adli sicil kaydı göz önüne alındığında sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde olumlu kanaat oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği;
1. İddialarının anayasal şikayet ve dilekçe hakkı kapsamında kaldığına,
2. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın iftira suçunun işlendiğinin kesin kanıtı olamayacağına, suç işleme kastıyla hareket etmediğine,
3. İddiasını sonradan daralttığı halde tüm beyanları üzerinden soruşturmaya devam ettirilmesinin ve buna dayalı olarak hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
4. Üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,
5. Sabıkasız olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartlarının oluşmasına rağmen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğuna, ilişkindir.
Katılanın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya uygun olmadığına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay; sanık …’ın, … Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/1388 soruşturma numaralı dosyasına verdiği 19.06.2013 havale tarihli dilekçesinde özetle; “Genel kredi sözleşmesindeki imzalar bana ait değildir. Kredi başvurum olmadığı gibi tarafıma verilmiş bir para da yoktur. Benim borçlu olduğum iki adet senette de imzam yoktur. Hakkımda … İcra Müdürlüğünün 2013/474 E. sayılı dosyası ile takip yapılmıştır.” şeklinde şikayetçi olmuştur. Sanık … 19.06.2013 tarihinde savcı huzurunda alınan şikayetinde ise özetle; “Dilekçemin ekinde fotokopisini ibraz ettiğim iki adet senet fotokopisi üzerindeki imzalar bana ait değildir. Benim … … Bankası ile herhangi bir irtibatım yoktur. Ben bankadan kredi v.s işlemlerinde bulunmadım. Benim adımı kullanarak adı geçen şahısları alacaklı konumuna getiren … … Bankası müdürü hakkında şikayetçiyim. Benim elime … İcra Müdürlüğünün 2013/474 E. sayılı takip dosyasından yazı gelince haberdar oldum.” şeklindeki beyan ile şikayetçi olmuştur. Sanık …, … … Bankası müdürü … tarafından genel ticari kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığı, kimseye borcu olmadığı halde aleyhine icra takibi başlatıldığı, yine aynı kredi sözleşmesine teminat olarak verilen bonolarda da kendisinin imzasının olmadığı iddiasıyla katılan … hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan … Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmak suretiyle iftira suçunu işlediğine ilişkindir.
2. … İcra Müdürlüğünün 2013/474 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde borçlulardan birinin sanık …, alacaklısının Türkiye Cumhuriyeti … Bankası, borcun sebebinin şikayet ve dava konusu kredi sözleşmesi olduğu görülmüştür.
3. 13.12.2010 tanzim tarihli şikayet konusu genel ticari kredi sözleşmesi incelendiğinde sözleşmenin taraflarının … Bankası ve sanık … olduğu 155.000,00 TL tutarında kredi açılması için anlaşmaya varıldığı görülmüştür.
4. … … Kriminal Laboratuvar Amirliğinden alınan 13.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda inceleme ve şikayet konusu 13.12.2010 tarihli genel ticari kredi sözleşmesinde … adına atfen atılı bulunan imzaların …’ın … ürünü olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
5. Sanık …, Ödemiş Çarşı Polis Merkezi Amirliğindeki 02.09.2014 tarihli beyanında; “Bahse konu senetler üzerindeki yazılar ve imzalar bana ait değildir. Bahse konu dilekçemde şüphelilerin cezalandırılmasını talep etmiştim ancak şu an davacı ve şikayetçi değilim.” şeklinde beyanda bulunuyor.
6. … … Bankası müdürü katılan … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 22.12.2015 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
7. Sanığın adli sicil kaydına göre Ödemiş Sulh Ceza Hakimliğinin 2010/137 Esas sayılı dosyası kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, suç tarihinin 07.08.2010, kesinleşme tarihinin ise 03.02.2012 tarihi olduğu görülmektedir.
IV. GEREKÇE
1. İftira suçunun oluşabilmesi için yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. Bu itibarla somut olayda; … … Kriminal Laboratuvar Amirliğince tanzim edilen 13.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda inceleme, icra takibi ve şikayet konusu 13.12.2010 tarihli genel ticari kredi sözleşmesinde sanık adına atfen atılı bulunan imzaların sanığın … ürünü olduğunun anlaşılması üzerine mağdur hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi ve tüm dava dosyasındaki delillerin birlikte değerlendirilmesi karşısında, sanığa yüklenen eylemin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, katılan ve sanık müdafiinin temyiz itirazları yönünden hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin ve katılanın diğer temyiz sebepleri de yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın ve katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi.