Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1493 E. 2023/2012 K. 05.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1493
KARAR NO : 2023/2012
KARAR TARİHİ : 05.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İftira, Yalan Tanıklık
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şarkikaraağaç Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2015 tarihli iddianamesi ile sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un(5237 sayılı Kanun) 272 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca her bir müşteki için ayrı ayrı, 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 272 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılmaları için dava açılmıştır.

2. Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli kararı ile sanık … hakkında yalan tanıklık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 272 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 kez 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ile 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 272 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık …’ın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, delil yetersizliğine, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık …’nun temyiz isteği; üzerine atılı suçu işlemediğine, hakkında lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, bir süredir ayrı yaşamakta ve boşanma aşamasında olan sanık …’ın eşi olan katılan …’ın evine, kardeşi diğer sanık … ile birlikte gittiği sırada, katılanların kendisini öldürmekle tehdit ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Sanık …’nnun soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla alınan 02.02.2015 tarihli ilk beyanında, katılanların, sanık …’ı tehdit ettiklerini duyduğunu beyan etmesine karşın, 06.03.2015 tarihli ek beyanında, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ifade ettiği anlaşılmıştır.
3. Katılanlar ve müşteki hakkında basit tehdit suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında iftira ve yalan tanıklığa azmettirme suçlarından kurulan hükümler yönünden
Sanığın, katılanlara ve müştekiye gerçeğe aykırı bir fiil isnat ettikten sonra isnadını desteklemek amacıyla kardeşi olan diğer sanık …’nu yalancı tanıklığa azmettirmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 42 nci maddesi nazara alındığında, yalan tanıklık suçunun, iftira suçunun maddi eser ve delilleri uydurma fiili şeklinde suçun ağırlaştırıcı nedeni olduğu bu nedenle bileşik suç niteliğindeki eylemin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden iftira ve yalan tanıklığa azmettirme suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre de;
İftira suçunun tek fiil ile birden fazla mağdura karşı işlenmesi karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması ile tek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 4 ayrı mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

B. Sanık … hakkında yalan tanıklığa azmettirme suçlarından kurulan hüküm yönünden
Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin “01.01.2020 tarihi itibariyle… hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda …. basit yargılama usulü uygulanmaz” bölümündeki “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır, yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinde aynı güvencelere yer verilerek “lehe kanunun uygulanması ilkesi” benimsenmiştir.
Buna göre maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün “hükme bağlanmış dosyalarda” uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun’un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu nedeni ile sanığın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüştür.
Kabule göre de;
1. Sanığın soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı huzurunda yeminli olarak tanık sıfatıyla alınan 02.02.2015 tarihli ilk beyanında, katılanların, sanık …’ı tehdit ettiklerini duyduğunu beyan etmesine karşın, 06.03.2015 tarihli ek beyanında, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ifade ederek önceki beyanından dönüp gerçeği söylemesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 274 üncü maddesinde birinci fıkrasında düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılmaması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Yalan tanıklık suçunun asli faili olan sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulama maddesinde azmettirmeye ilişkin 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrasının gösterilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünün (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Şarkikaraağaç Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2016 tarihli kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi ve 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları saklı kalmak kaydıyla, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.04.2023 tarihinde karar verildi.