Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/15770 E. 2023/2832 K. 04.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15770
KARAR NO : 2023/2832
KARAR TARİHİ : 04.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Mühür bozma, dolandırıcılık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2012 tarihli iddianamesi ile sanık … hakkında katılan …’e yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle, Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 15.07.2009 tarihli iddianamesi ile sanık … hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Kanun 203 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sanık … hakkında katılan …’ya yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca, sanık … hakkında katılan mağdur …’ya yönelik eylemlerinden ötürü kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a), (b) ve (f) bentleri, beşinci fıkrası, 38 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 ncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca, sanık …’ın katılan mağdur …’ya yönelik eylemlerinden ötürü kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle dava açılmıştır.
2. Sanık … hakkında katılan …’e yönelik eylemi nedeniyle dolandırıcılık suçundan Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava dosyasının 22.02.2012 tarih ve 2012/120 Esas, 2012/96 Karar sayılı karar ile aralarında hukuki ve fiili bağlantı olması belirtilerek 5271 sayılı Kanun’un 8 inci ve devamı maddeleri uyarınca Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/107 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
3. Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarihli ve 2009/107 Esas, 2015/97 Karar sayılı kararı ile sanık … hakkında katılan …’e yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan, sanık … hakkında mühür bozma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) uyarınca beraat kararı, sanık … hakkında katılan …’ya yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 51 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ve 20,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis ve adli para cezasının ertelenmesine, sanıklar … ve … hakkında mağdur …’ya yönelik eylemlerinden ötürü kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, beşinci fıkrası, 35 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 63 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarihli kararının katılan … vekili, katılan … vekili, sanıklar …, … ve … müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 27.12.2016 tarihli ve 2015/8896 Esas, 2016/8718 Karar sayılı ilamı ile “İletişimin dinlenmesi yoluyla elde edilen bilgilerin 5271 sayılı CMK’nın 135/6 ve 138/2 maddelerine aykırı olarak bu kapsamda yer almayan suçlarda kanıt olarak kullanılması,
Sanıklar …, …, …, … ile …’e yüklenen dolandırıcılık suçu yönünden hükümlerden sonra 02.12.2016 günlü, 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi anılan suçun uzlaşma kapsamına alınması karşısında 5271 sayılı CMK’nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma işlemleri için gereği yapılarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayini ve takdirinde zorunluluk bulunması,” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.02.2022 tarihli kararı sanık … hakkında katılan …’e yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan, sanık … hakkında mühür bozma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) uyarınca beraat kararı, sanık

… hakkında katılan …’ya yönelik eyleminden ötürü dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü ve 51 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ve 20,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis ve adli para cezasının ertelenmesine, sanıklar … ve … hakkında mağdur …’ya yönelik eylemlerinden ötürü kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, beşinci fıkrası, 35 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 63 üncü ve 53 üncü maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği sanıklar … hakkında dolandırıcılık suçundan ve … hakkında mühür bozma suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Sanık … müdafinin temyiz isteği, suçun unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, tekerrür hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
3. Sanık … müdafinin temyiz isteği, hükmün yetersiz gerekçe içerdiğine, cinsel amacın bulunmadığına katılan mağdur …’un beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun ağırlaştırılmış hallerinin hepsinin uygulanmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna ilişkindir.
4. Sanık … müdafinin temyiz isteği, sanığın atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığına, evlendirme vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlemediğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin, lehe hükümlerin, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
5. Suçtan zarar gören Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteği, alt sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunduğuna, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde indirim yapılmasının kanuna aykırı olduğuna, lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanık …’nın evlendirme vaadiyle katılan …’e yönelik, sanık …’nun evlendirme vaadiyle katılan …’ya yönelik dolandırıcılık suçlarını, sanık …’ın mühür bozma suçunu işlediklerine, sanık …’ın azmettirmesi sonucu sanık …’ın temyiz dışı sanık … ve açık kimliği tespit edilemeyen kişi ile olay tarihinde on sekiz yaşından küçük olan katılan mağdur …’yı sanık … ile evlendirmek amacıyla zorla ve silah kullanarak kaçırmaya çalışmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri iddialarına ilişkindir.
2. Katılan mağdur …’nın 19.04.2009 tarih ve 18.30 saatli Teşhis Tutanağı ile sanık … ile temyiz dışı sanık … ‘u teşhis ettiği anlaşılmıştır.
3. İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay(Kapatılan) 14. Ceza Dairesi’nin 27.12.2016 tarihli ve 2015/8896 Esas, 2016/8718 Karar sayılı bozma ilamına uyularak karar verildiği anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz talebinin kabulü ve davaya katılan olarak kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
1. Sanıklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden
Sanık … ile ilgili temel hapis cezası tayini sırasında “5237 sayılı Kanun’un 38 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle” ibaresinin yazılmaması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Sanıklar … ve …’ın eylemlerini çocuğa karşı işlemelerine karşın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendinin gösterilmemesi, alt sınırdan ayrılarak temel hapis cezasının belirlendiği gözetilerek, sonuç cezaya etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
a. Mağdurun aşamalardaki birbiri ile uyumlu beyanlarına, 19.04.2009 tarihli teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık …’ın temyiz dışı Mehmet isimli kişi ve açık kimliği tespit edilemeyen başka bir kişi ile katılan mağdur …’yı sanık …’ın azmettirmesi sonucu sanık … ile evlenmesi amacı ile birden fazla kişi ile silahla ve çocuğa karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs suçunu işledikleri anlaşılmakla haklarında kurulan hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamış ve sanık … müdafinin hükmün yetersiz gerekçe içerdiğine, cinsel amacın bulunmadığına katılan mağdur …’un beyanlarının çelişkili olduğuna, suçun ağırlaştırılmış hallerinin hepsinin uygulanmasının Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna, sanık … müdafinin sanığın atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığına, evlendirme vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlemediğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin, lehe hükümlerin, erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin alt sınırdan hüküm kurulmasının hukuka aykırı bulunduğuna, sanıklar hakkında kurulan hükümlerde indirim yapılmasının kanuna aykırı olduğuna yönelik temyiz nedenlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan dava ve hüküm bulunmadığı olduğu belirlendiğinden sanık … müdafinin sanığın evlendirme vaadiyle dolandırıcılık suçunu işlemediğine yönelik temyiz talebi değerlendirmeye alınmamıştır.
b. Bakanlık lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine yönelik temyiz itirazı yönünden ise
T.C. Anayasasının 41 inci maddesine göre ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevi Devlete aittir.
Aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği anlaşılmış ise de, Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkindir.

5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmede, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğine dair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden
Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 02.12.2008 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
3. Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden
a. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
b. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sanık yönünden zamanaşımı süresini kesen son işlemin 08.11.2012 tarihli ilk savunması olduğu ve bu tarihten temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
4. Sanık … hakkında mühür bozma suçundan kurulan hüküm yönünden
a. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 203 ncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
b. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sanık yönünden zamanaşımı süresini kesen son işlemin 02.09.2009 tarihli ilk savunması olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.

V. KARAR
1. Gerekçe bölümünün birinci bendinde açıklanan nedenlerle Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2017/87 Esas, 2020/221 Karar sayılı sanıklar … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan kararlarında sanık … müdafi, sanık … müdafi ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık … müdafi, sanık … müdafi ve katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2. Gerekçe bölümünün ikinci, üçüncü ve dördüncü bentlerinde açıklanan nedenlerle Kiraz Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2020 tarihli ve 2017/87 Esas, 2020/221 Karar sayılı sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık, sanık … hakkında mühür bozma suçundan kurulan kararlarında Cumhuriyet Savcısının ve sanık … müdafinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci
maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2023 tarihinde karar verildi.