YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/15825
KARAR NO : 2022/153
KARAR TARİHİ : 10.01.2022
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü;
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Oluşa ve dosya kapsamına göre, mağdur … ile temyiz dışı sanık … arasında bir süre gönül ilişkisi olduğu ancak daha sonra ayrıldıkları, temyiz dışı sanık …’ın olay günü mağduru arayarak “senden helallik almak istiyorum, son bir defa görüşelim” diyerek görüşmek istemesi üzerine mağdurun kabul ettiği, daha sonra temyiz dışı sanıklar … ve … ile sanık …’in fikir ve eylem birliği içerisinde mağduru zorla kaçırarak sanık …’e ait eve götürdükleri, burada temyiz dışı sanık …’ın mağdurla yeniden beraber olmak için ikna etmeye çalışmasına karşın mağdurun kabul etmediği, geceyi aynı evde geçirmelerine rağmen mağdura yönelik cinsel hiçbir davranışta bulunulmadığı ve temyiz dışı sanık …’ın da savunmasında mağduru alıkoyma amacını açıkladığı olayda, mağdura yönelik cinsel bir amacın bulunmadığı halde sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 109/5. maddesi uyarınca artırım yapılarak fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanık ve katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK.nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanunun 304/2. maddesi uyarınca dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine
gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.01.2022 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Kanunun metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, suçun temel şeklinin oluşumu için saik (özel kast) aranmamıştır.
Maddenin uyuşmazlık konusu olan beşinci fıkrasında ise, suçun cinsel amaçla işlenmesi nitelikli unsur olarak düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK.nın 429, 430. ve 431. maddelerinde şehvet hissi veya evlenme maksadıyla bir kimsenin kaçırılması ayrı bir suç olarak düzenlenmiş iken, 5237 sayılı TCK’nda suçun cinsel amaçla işlenmesinin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli unsuru olduğu kabul edilmiştir.
Cinsel amaç kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini bizzat gerçekleştiren kimsenin amacı olabileceği gibi, onu azmettiren kişinin amacı da olabilir.
5237 sayılı Kanunun 109/5. maddesindeki düzenlemede belirtilen cinsel amaçtan maksat, failin eylemi işlerken cinsel arzularını tatmin gayesi ile hareket etmesidir. Amaçlanan davranışın gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Bunun dışında fail cinsel amacını gerçekleştirmiş ise ayrıca bu fiillerden de sorumlu tutulacaktır.
Failin iç dünyasını ilgilendiren cinsel amacın varlığı; olayın oluşum ve gelişimi, suçun işleniş şekli, olay sırasında failin söylediği sözler ve sergilediği davranışlar ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmelidir. Bu nedenle sanığın evlenmek amacıyla suçu işlediğine dair savunması, fıkranın uygulanmaması için tek başına yeterli değildir.
Bu açıklamalar ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde;
Sanık … ile mağdure daha önce bir süre sevgili olup ayrıldıktan sonra, sanık …’ın başka bir kadınla dini nikah merasimiyle evlendiği, mağdurenin de başka biriyle nişanlandığı anlaşılmaktadır; Bu durumda başka bir kadına karşı sadakat yükümlülüğü bulunan sanık …’ın yine nişanlanmak suretiyle benzer yükümlülüğü doğan mağdureyle bir araya gelmeleri ahlaki bir davranış değildir. Bu nedenle de sanık … mağdureyi “helalleşmek istediği” şeklinde yalan söyleyerek hile ile görüşmeye ikna etmiştir. Ancak buluşma yerinde zorla araca bindirilerek başka yere götürülmüştür. Götürüldüğü yerde kendisine resmi nikah yapılarak gayri resmi eşini gönderebileceğini
söyleyerek yeniden beraber olmak için ikna etmeye çalışmış ise de, mağdurenin kabul etmemesi üzerine sonuç alamamıştır. Sanıkların sabah olunca, ailesinin kolluğa müracaatından sonra mağdureyi serbest bıraktıkları anlaşılmaktadır.
Bu ve benzeri olaylarda; başkasıyla evli ya da nişanlı bir kadını zorla kaçırarak birlikte yaşamaya ya da ileri aşamalarda evlenmeye ikna etmek için çalışması kaldı ki failin de başkasıyla evli olduğu düşünüldüğünde; bir evlilik müessesesi kurmaktan ziyade o gün için olmasa da yakın – orta vadede cinsel amaçla davranıldığında kuşku yoktur.
Bu nedenle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmiyorum. 10.01.2022