YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1643
KARAR NO : 2023/3285
KARAR TARİHİ : 15.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Enez Cumhuriyet Başsavcılığının 15.03.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iftira suçundan cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.
2. Enez Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve adli para cezasının 20 taksitte tahsiline karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi; sübuta, eksik araştırmaya ve saire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın 01.12.2015 tarihinde yetkili makam olan Edirne Cumhuriyet Başsavcılığına ibraz etmiş olduğu dilekçede katılanın, kendisi tarafından yaptırmış olduğu taş duvarı kırarak zarar verdiğini beyan ederek mala zarar verme suçunu işlemediğini bildiği halde hakkında haksız soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı mala zarar verme fiilini isnat ederek iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
2. Sanık Enez Cumhuriyet Başsavcılığına sunmuş olduğu 01.12.2015 tarihli şikayet dilekçesinde; evinin taşla yapılmış bahçe duvarının 6-7 metre uzunluğa varan üst kısmının taşlar yere düşecek kadar, komşusu olan … tarafından yıkıldığına dair şikayeti üzerine Enez Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/512 soruşturma ve 2015/32 karar no ile takipsizlik kararı verildiğini, verilen takipsizlik kararına taş duvarın doğal şartlar ile yıkılmadığının yerinde keşif yapılarak görülmesini ve …’ün dinlenmesini gerekçeleri ile itiraz etmesine rağmen Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 2015/4441 Değişik İş sayılı kararı ile itirazının reddine karar verildiğini, olay yerinde keşif yapılmasını ve …’ün dinlenmesini Cumhuriyet Başsavcılığından talep ettiğini, bahçe duvarını yıkarak zarar veren …’ten şikayetçi olduğunu ve … hakkında gerekli soruşturma ve kovuşturmanın yapılmasını istediğini belirtmiştir.
3. 14.12.2015 tarihli Olay Yeri Tespit ve Görgü Tutanağı içeriğinde, duvarın yapısının örme taşlardan olduğu, duvarın uzunluğunun yaklaşık 25 metre, yüksekliğinin 2 metre olduğu, duvarın kuzey batısında katılana ait evin olduğu, kuzey doğusunda sanığa ait evi olduğu, duvarın hiçbir kısmında zarara uğrayan bir kesimin veya yıkılmanın görülmediği, duvarda sadece sıva yönünden ufak aşınmalar olduğu bildirilmiştir.
4. 16.12.1015 tarihli bilirkişi raporunda; taş duvarın 50 yıl önce yapıldığı, taş duvarın harçlarının bağlayıcı özelliğini yitirmeye başladığı, el ile harçtan parçalar kopartılabildiği, taş duvar yapılırken demir ve hatıl kullanılmadığı, taş duvarda bloklar halinde yıkılma olmadığı, taş duvarın genelinde kılcal ve derin çatlaklar oluştuğu bu nedenle taşlarda dökülmeler olabileceği bildirilmiştir.
5. 06.01.2016 tarihli ek bilirkişi raporu içeriğinde, yıkılmış, devrilmiş durumda bir taş duvarın söz konusu olmadığı, taş duvarın harçlarında kılcal ve derin çatlaklar oluştuğu, taş duvarın bağlayıcı harcının özelliğini yitirmeye ve taşlardan harçlardan ayrılmaya başladığı, taş duvarda meydana gelen çatlama ve dökülmelerin dışarıdan bir müdahale ile olmayıp doğal sebeplerden meydana geldiği kanaatinde olduğu bildirilmiştir.
6. Katılan hakkında mala zarar verme suçundan 19.02.2016 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
7. Sanık savunmasında; suçu kabul etmediğini, şikayet dilekçesinin arkasında olduğunu, duvarın kesinlikle katılan tarafından yıkıldığını, duvarın yaklaşık yarısının üst tarafı 15 cm yüksekliğinde aşağıya indiğini beyan etmiştir.
8. Katılan şikayetinde; Sanığın duvarını yıkmasının mümkün olmadığını, sanığın kendisine iftira attığını beyan etmiştir.
9. Tanık … Beyanında: köydeki evin duvarının katılanın bahçesine bakan kısmının kısmen yıkıldığını, kardeşi olan sanığın duvarı katılanın yıktığından bahisle şikayetçi olmuştu. Daha sonra
savcılıkça alınan raporda duvarın yıkımının doğal sebeplerden meydana geldiği belirtilmiş ancak duvarı katılan hasara uğrattı. Kardeşim de bu durumu bildirmek için savcılığa şikayette bulundu, şeklinde beyanda bulunmuştur.
10. Sanık hakkında 28.09.2015 tarihinde yetkili makam olan Enez İlçe Jandarma Komutanlığına ibraz etmiş olduğu şikayet dilekçesinde, komşusu olan katılanın kendisi tarafından yaptırmış olduğu taş duvarı kırarak zarar verdiğini beyan ederek katılanın mala zarar verme suçunu işlemediğini bildiği halde hakkında haksız soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat ederek katılana iftira suçunu işlediği iddiası ile 16.11.2015 tarihli iddianame ile dava açıldığı, ayrıca … hakkında mala zarar verme suçundan 16.10.2015 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Saniye Yıldırım vekilinin, katılan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara itiraz etmesi üzerine Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 12.11.2015 tarihli 2015/4441 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
11. Sanık hakkında iftira suçundan 16.11.2015 tarihli iddianame ile açılan davanın sonucunda, Enez Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2016 tarih ve 2015/167 Esas, 2016/127 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan mahkûmiyet kararı verildiği, mahkûmiyet kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.12.2016 tarih ve 2016/6807 Esas, 2016/7247 Karar sayılı kararı ile ”Hükmün 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra temyiz edilmesi nedeniyle, temyiz talebinin reddine ilişkin karar usul ve kanuna uygun bulunduğundan, sanığın anılan karara karşı yaptığı başvurunun reddiyle redde ilişkin kararın ONANMASINA,” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Sanığın, katılan hakkındaki şikayetini 28.09.2015 tarihli eyleminden dolayı 16.11.2015 tarihinde iddianame düzenlendikten sonra 01.12.2015 tarihinde yaptığı ve 16.11.2015 tarihli iddianame ile iki eylem arasında hukuki kesinti oluştuğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Olaylar ve olgular bölümündeki tespitler, 01.12.2015 tarihli şikayet dilekçesi içeriği, tanık …’ün beyanı ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın 01.12.2015 tarihli dilekçesindeki şikayetin, katılan … hakkında mala zarar verme suçundan 16.10.2015 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına ve kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara ilişkin Edirne Sulh Ceza Hakimliğinin 12.11.2015 tarihli kararlarının haksız olduğuna ve eksik araştırma ile verildiğine ilişkin olduğu, sanığın iddialarının bir kısım maddi vakıa ve somut olgulara dayandığı, sanığın iddialarını ispat edememesinin iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı ve eylemin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 74 üncü maddesi ile güvence altına alınan Anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunması nedeniyle unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulamaya göre de; gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ”01.12.2015” yerine ”28.09.2015” olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Enez Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2016 tarihli kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2023 tarihinde karar verildi.