YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17500
KARAR NO : 2023/5083
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası, “Bölge Adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarih ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322 nci maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326 ncı maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” şeklindeki düzenlenme karşısında, Mahkemece, 07.04.2009 tarihli karar ile sanık hakkında kurulan hükme yönelik, sanık müdafii tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.12.2012 tarihli kararı ile hükmün bozulmasına karar verildiği anlaşılmakla, Tebliğnamedeki iade kararına iştirak edilmemiştir.
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun’un (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Buldan Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2008 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2009 tarihli kararıyla, sanık hakkında iftira suçundan neticeten belirlenen 1 yıl 15 gün hapis cezasının ertelenmesine kararı verilmiştir.
3. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.12.2012 tarihli kararıyla ”…1- Görevli jandarma olan şikayetçilerin içki içtiğine dair asılsız ihbarda bulunan sanığın 15.02.2008 tarihinde Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadesinde, jandarma görevlilerinin alkol almadığını, pişman olduğunu ve özür dilediğini açıklamasının iftiradan dönme niteliğinde bulunduğu gözetilmeden, “sanığın bu beyanının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu” biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile TCK’nın 269. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanmaması, 2- Sabıkasındaki hükümlülüklerin silinme koşulları oluşan sanığın, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılarak hükmolunan cezasının ertelendiğinin anlaşılması, iftira suçunda giderilmesi gereken ölçülebilir, belirlenebilir (somut) maddi bir zarar oluşmaması, manevi zararın ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına engel teşkil etmemesi karşısında, sanığın kişilik özellikleri olumsuz görülerek, erteleme uygulamasıyla çelişen ve zararın giderilmediği biçimindeki yasal olmayan gerekçe ile CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açılanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,…” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2013 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
5. Sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi üzerine yapılan yargılamada, Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği,
1. Atılı suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Eylemin şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine,
3. Sanığın Anayasal şikayet hakkını kullandığına,
Ve somut bir nedene dayanmayan diğer temyiz itirazlarına ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. Sanığa yüklenen suçun kanun maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dönemdeki durma süresi de belirtilen süreye eklendikten sonra suç tarihi olan 14.02.2008 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği belirlenmiştir.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Buldan Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2021 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.