Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/1779 E. 2023/2208 K. 11.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/1779
KARAR NO : 2023/2208
KARAR TARİHİ : 11.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : İftira
HÜKÜMLER : Beraat

Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının 18.01.2016 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca sanıklar hakkında iftira suçundan dava açılmıştır.
2. Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/13 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında iftira suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanıkların taşınmazlarına tecavüzde bulunulduğu hususunda şikayetçi olmalarının İftira suçunun oluşmasına engel olmayacağı, fen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere sanıkların taşınmazına Bayram ve … tarafından tecavüzde bulunulmadığının sabit olduğu, sanıkların cezalandırılmasının gerektiği ve benzerine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanıkların şikayeti üzerine katılanlar hakkında … Mahallesi … Camii civarı mevkiinde bulunan 320 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarına 320 ada 3 parsel sayılı taşınmaz tarafından tecavüzde bulunulduğunu iddiası ile başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, sanıkların böylece zincirleme şekilde iftira suçunu işledikleri iddiasına ilişkindir.
2. Sanıklar, babaları Veli Hozar adına kayıtlı 320 ada 1 parsel sayılı taşınmaz içinde iki katlı ahşap ve tek katlı ev ve arsa niteliğinde yerleri olduğu, babaları velinin ölümü ile arsanın mirasçılara kaldığı, iştirak halinde kullanmaya başladıklarını, bu taşınmaza komşu olan ve aynı zamanda amcamızda bulunan İbrahim’in kendi adına tapuda kayıtlı evi bulunduğu, bu evin arka tarafında bizim arsamıza sıfır yerde çocukları tarafından tuvalet ve banyo yapıldığı, kendilerine ait taşınmazın duvarının altına kadar kazılarak müdahale edildiği, bizlerin taşınmazına müdahale edildiği için şahıslardan şikayetçi olduklarını, inceleme ve araştırma ile durumun ortaya çıkacağını, müdahalenin önlenmesini istedikleri 11.08.2015 tarihli dilekçe ile Cumhuriyet savcılığına müracaat etmişlerdir.
3. Adana tufan beyli yeni cami … cami mevkiinde bulunan 320 ada 3 nolu parsel iki katlı kargir ev ve arsanın …, aynı mevkide 320 ada 1 nolu parsel ahşap iki katlı ve ahşap tek katlı ev ve arsanın sanıkların babası olan Veli Hozar adına kayıtlı olduğu dosyaya eklenen tapu senetlerinden anlaşılmıştır.
4. 17.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda, şikayete konu olan inşaat, yan komşu (320 ada 1 nolu parsel) sınırına herhangi bir tecavüz söz konusu olmadığı, ancak bu inşaatın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32 nci maddesi ile aynı kanunun 5940 sayılı Kanun ile değişik 42 nci maddesine göre ceza-i işlem uygulanarak, yapı sahibine bir ay süre verilerek, yapı ruhsatı alınması gerektiği, aksi halde yıkım kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

5. 15.09.2015 tarihli fen teknik bilirkişi raporu ile 320 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 005.51 metrekarelik alanı kapsayan kısmının banyo ve tuvalet inşaatı yapılan yer olduğu ve bu alanın sanıklara ait 320 ada 1 numaralı parsele herhangi bir işgalinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
6. Tufanbeyli Cumhuriyet Savcılığınca fen bilirkişi raporu doğrultusunda, katılanlar hakkında hakkı olmayan yere tecavüz etme suçunun oluşmadığı sabit olduğu gerekçesiyle 03.11.2015 tarihinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığı kararı verildiği, bahse konu karar taraflara tebliğ edildiği halde itiraz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
7. Sanık … (1950 doğumlu), katılanların akrabaları olduğu, iftira kastı bulunmadığı, ölçüm konusunda teknik bilgisi olmadığı beyanında bulunmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hozar (1950 doğumlu) Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
İftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir.
Bu itibarla; sanığın komşusu ve aynı zamanda akrabası olan katılanların, sanığın mirasçısı olduğu arsaya bitişik arsaları bulunduğu, katılanların, sanıklara ait arsa sınırında henüz ruhsat alınmayan yeni inşaat yaptıkları, durumu fark eden sanıkların arsalarına tecavüz edildiği gerekçesiyle şikayetçi olduğu, fen bilirkişi tarafından yapılan ölçüm ile herhangi bir tecavüz olmadığı tespit edildiği olayda, kendi arsasına tecavüz olduğunu düşünerek Cumhuriyet savcılığına müracaat etme şeklindeki eyleminin, suç işlemediğini bildiği kimselere suç isnadı biçiminde olmayıp, Anayasanın 74 üncü maddesinde düzenlenen anayasal şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla, yasal unsurları itibariyle oluşmayan suçtan verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamıştır.
B. Sanık … Hozar (1958 doğumlu) Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 09.06.2020 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
C. Sair Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Sanık … (1950 doğumlu) Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/13 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … (1958 doğumlu) Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Tufanbeyli Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2016 tarihli ve 2016/13 Esas, 2016/149 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.04.2023 tarihinde karar verildi.