Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2021/2818 E. 2023/2585 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2818
KARAR NO : 2023/2585
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Silahla, birden fazla kişi ile tehdit, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme
HÜKÜMLER : Mâhkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca atılı suçlardan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı,
Sanık hakkında kurulan hükümlerin ise; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. …’nın 2014/1608, 2014/1802 Esas sayılı iddianameleri ile suça sürüklenen çocuğun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a, c) bentleri, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, sanığın ise aynı Kanun’un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a, c) bentleri, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması talep olunmuştur.
2. Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin,19.11.2015 tarih, 2014/335 Esas, 2015/373 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, silahla tehdit suçundan 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a, c) bentleri, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, sanık hakkında ise; tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, silahla tehdit suçundan 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a, c) bentleri, 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 53 üncü maddesi uyarınca hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Suça sürüklenen çocuk ve sanığın eyleminin hangi saik ile yapıldığının net olmadığı, bu bağlamda suçun işlendiği yer olan Cizre ilçesinde yoğun olarak görülen terör saiki ile işlenmiş suçlardan olabileceğinden değerlendirmenin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanığın atılı suçu işlemediğine ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, kardeş olan sanık ve suça sürüklenen çocuğun, anneleri … ile aralarında husumet bulunan müştekinin evinin önüne gelerek korkutmak amacıyla el yapımı bomba attıkları iddiasına ilişkindir.
2. Mağdura ait ikamette patlama olduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine giden kolluk kuvvetleri tarafından ikametin bahçesinde yapılan incelemede; teneke kutu, izole bant, elyaf, muhtelif sayıda çivi parçaları olduğu tespit edilmiştir
3. Olay yerinde ve elde edilen bulgularda vücut izi tespit edilemediğine dair uzmanlık raporu dosyada mevcuttur.
4. Diyarbakır Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğünün raporu ile olay yerinde elde edilen beyaz renkli toz maddelerin, “SODYUM BENZOAT ve POTASYUM KLORAT” içeren bir tür patlayıcı madde içerdikleri tespit edilmiştir.
5. Sanıkların savunmaları doğrultusunda hastane ile yapılan yazışmalar neticesinde …’ın olay tarihi itibari ile hastaneye giriş kaydı olmadığı belirlenmiştir.
6. Tanık İ.T aşamalarda alınan beyanında “Patlama sesi duyduklarını, camdan bakınca sanık ve suça sürüklenen çocuğu motor ile kaçarken gördüklerini” beyan etmişken hükümden sonra göndermiş olduğu dilekçesinde “Olay anında sokağın karanlık olduğunu, …’in yanındaki kişiyi Nimet sandığını ancak sonradan araştırma yapınca …’in arkadaşı olduğunu” öğrendiğini belirtmiştir.
7. Mağdur beyanında “Evine ses bombası atıldığını, baktığında sanığın ve suça sürüklenen çocuğun kaçtığını gördüğünü” belirtmiştir.
8. Sanık ve suça sürüklenen çocuk savunmalarında “Olay anında hastanede olduklarını ” beyan ederek suçlamaları kabul etmemişlerdir.

IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca atılı suçlardan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
B. Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri
Yönünden
Gerek iddianame anlatımında gerek ise dosya içeriğinde atılı suçun terör suçu olarak işlendiğine dair bir iddia bulunmadığı gibi salt olay yerinin, terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı Cizre olmasının tek başına eylemin terör saiki ile gerçekleştirildiğinin kabulüne olanak vermeyeceği sabit olmakla, mahkemenin kendisini görevli görerek yargılamaya devam etmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
C. Sanık müdafiinin Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sübuta İlişkin
Sanık her ne kadar suçlamayı kabul etmemiş ise de; dosyadaki olgular, mağdurun istikrarlı beyanları ve tanığın aşamalardaki anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın olay tarihinde kardeşi olan suça sürüklenen çocuk ile birlikte aralarında arazi meselesi nedeni ile husumet bulunan dayıları mağdurun evinin önüne giderek uzman raporu ile patlayıcı madde içerdiği belirlenen el yapımı bombayı korkutma amaçlı olarak mağdurun evinin bahçesine attıkları ve akabinde olay yerinden uzaklaştıkları sabit olmakla, mahkemenin suçların sübutuna ilişkin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır
2. Diğer Yönlere İlişkin
a. Silahla, birden fazla kişi ile birlikte tehdit suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasıfları ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
b. Tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme suçundan kurulan hükme ilişkin yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında temel ceza olarak, hapis cezasının yanında adli para cezası da öngörülmesine rağmen, sanığın sadece hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilerek eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

IV. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Suça sürüklenen çocuk hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, bu suç yönünden Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereğince Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Hakkında Silahla, Birden Fazla Kişi İle Birlikte Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde B, C-1, 2.(a) bendinde açıklanan nedenlerle, Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarih, 2014/335 Esas, 2015/373 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
C. Sanık Hakkında Tehlikeli Maddeleri İzinsiz Olarak Bulundurma veya El Değiştirme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde C-2.b bendinde açıklanan nedenlerle, Cizre 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2015 tarihli, 2014/335 E, 2015/373 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden A-1. ve 2 fıkralarında yer alan 3 yıl ve 2 yıl 6 ay ibarelerinin çıkarılması ve hükme “3 yıl hapis ve 5 gün adli para cezası” ile “2 yıl 6 ay ve 4 gün adli para cezası” ibarelerinin, yine hükmün A-3 fıkrasından sonra gelmek üzere “Sanığa verilen adli para cezasının bir gün karşılığının TCK nun 52/2 maddesi uyarınca sanığın ekonomik durumuda nazara alınarak 20 TL olarak takdirine, neticeten sanığın (4 gün x20 TL) 80 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA”, “Sanığa verilen adli para cezasının miktarı itibari ile TCK nun 52/4 maddesi uyarınca taksitlendirme yapılmasına yer olmadığına” fıkralarının eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2023 tarihinde karar verildi.