YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3009
KARAR NO : 2023/8203
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/63 E. 2016/10 K.
SUÇ : Parada sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2015 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 197 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmıştır.
2. Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında parada sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 197 nci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay 16 gün hapis ve 660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen hapis cezasının 51 inci maddesi gereği ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz isteği;
1. Suçun yasal unsurlarının oluşmadığına,
2. Cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edildiğine,
3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, suça sürüklenen çocuğun sahte para tedavüle koyduğu iddiasına ilişkindir.
2. a) Mağdur …’in, işlettiği ekmek fırınından ekmek alan bir şahsın verdiği 50,00 TL’lik banknotun sahte olduğunu belirterek müracaatta bulunduğu, bu işyerinde kasiyer olarak çalışan M.Y.’nin kendisine sahte para veren kişi olarak suça sürüklenen çocuğu teşhis ettiği belirlenmiştir.
b) Katılan …’nün, işlettiği petrolden suça sürüklenen çocuk ve temyiz dışı sanıkların petrol alıp 50,00 TL’lik sahte para verdikleri, paranın sahteliğini sonradan anlayıp kolluğa müracaatta bulunduğu belirlenmiştir.
3. 16.08.2014 tarihli oto, üst arama, muhafaza altına alma ve yakalama tutanağı ile suça sürüklenen çocuk ve temyiz dışı sanıkların bulunduğu aracın Gümüşhane il girişinde durdurularak yapılan aramasında petrole ait yakıt fişi ve ekmek fırınına ait poşetin bulunduğu belirlenmiştir.
4. 17.08.2014 tarihli tutanak ile temyiz dışı sanık …’ın, polisler durdurmak istediği sırada aracın torpido kısmında bulunan sahte paraları camdan dışarı fırlattığını beyan etmesine göre bahse konu paraların çevrede yapılan araştırmada bulunamadığı belirlenmiştir.
5. T.C. … Bankası Trabzon Şubesinin 20.08.2014 ve 28.08.2014 tarihli Sahte Banknot / Efektif / Değerli Kağıt İnceleme ve Değerlendirme raporları ile iki adet A619 571 689 seri numaralı 50,00 TL’lik banknotun sahte olduğu, aldatma kabiliyetinin olduğu, yapılışındaki özen ve ustalık derecesi nedeniyle sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılamayacağı, para destesi veya paketi içinde yer alması durumunda sahte olduğunun ilk bakışta herkes tarafından kolaylıkla anlaşılmasının mümkün olmadığı, uzmanlarca veya veznedarlar gibi para işinin bir parçası olan insanlarca sahte olduğunun anlaşılacağı belirlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Cezanın Alt Sınırdan Uzaklaşılarak Tayin Edilmesi Yönünden
5237 sayılı Kanun’un “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3 üncü maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
..”
Aynı Kanun’un “Cezanın belirlenmesi” başlıklı 61 inci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrası;
“(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş biçimini,
b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
..”
Yukarıda yazılı madde metinleri, cezanın belirlenmesinde, temel kurallar olup suçun hangi şekilde işlendiği, kullanılan araçların neler olduğu, zarar ve tehlikenin ağırlığı ile kusurun oranı tespit edilerek hâkim cezayı belirler. Hukuka aykırı olan fiilin ortaya çıkardığı haksızlık durumu derecelendirmeye tabi tutulabilir. 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi kapsamında belirtilen tüm unsurlar bir bütün olarak değerlendirilerek, işlenen suç ile orantılı olacak şekilde bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunur. Hâkime tanınan yetki, alt ve üst sınırlar dahilinde cezayı belirlemektir. Ölçülülük ilkesi gereğince değerlendirmeyi bu sınırlar dahilinde yapacak olup, dosyadaki delilleri değerlendirerek, kişiye en uygun yaptırıma karar verirken, amaç sanığı cezasızlaştırmak, yalnızca lehine olan hükümleri uygulamak değildir. Mağdurun da mevcut durumda suçtan hangi oranda zarar gördüğü önemlidir. Dosya bir bütün olarak ele alınır ise o aşamada ceza bireyselleştirilebilir. Aksi halde her durumda aynı ceza ve güvenlik tedbirine başvurulur.
Hâkime kanun ile verilen takdir yetkisi sınırsız değildir. Hâkime cezanın bireyselleştirilmesinde takdir yetkisinin tanınmasının sebebi, suça ilişkin en uygun cezanın verilebilmesini sağlamaktır. İşlenen suçun oranı ile verilen cezanın oranının eşit olması halinde mağdurun daha fazla mağdur edilmesinin önüne geçilecektir. Dava konusu olayda, “suçun işleniş biçimi, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği yer ve zaman, suça sürüklenen çocuğun kasta dayalı kusurunun ağırlığı, ele geçen sahte para miktarı, meydana gelen zararın ağırlığı, adalet ve nesafet ilkeleri” göz önünde bulundurularak suça sürüklenen çocuk hakkında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
“1. Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
2. Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
3. Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.”
Şeklinde düzenlenmiştir. Dava konusu olayda, mağdur sayısı ve mağdurların zararlarının giderilmediğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve suça sürüklenen çocuk müdafinin bu hususa ilişkin temyiz sebebi reddedilmiştir.
C. Diğer Yönlerden
1. Kolluk tutanağı, katılan, mağdur ve tanık anlatımları, suça sürüklenen çocuk ve temyiz dışı sanık savunmaları, … Bankası raporları ve dava dosyası kapsamındaki diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun, diğer sanıklar ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek muhafaza edilen sahte paraları tedavüle koyduğunun anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli kararında suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından ileri sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.